Yazar : 490 Nuh Muaz Kapan - Prof. Dr. Hüsamettin ARSLAN ve Bursa
26 Subat 2018 Pazartesi

Prof. Dr. Hüsamettin ARSLAN ve Bursa

Nuh Muaz Kapan

15-01-2018 09:50

Prof. Dr. Hüsamettin ARSLAN ve Bursa

“Eleştiriden muafiyet talebi,

kutsallık çağrısıdır.”             

Hüsamettin Arslan

H.Aslan: Ölüm hakkında ne düşünüyorsunuz? Ölümün sizdeki tedaileri nedir? Benim aklıma Camus geliyor. O, "Bu dünyada her şeyden ölüm akıyor; duvarlardan, gazetelerden ve insanların yüzlerinden" diyordu Başkaldıran İnsan adlı kitabında. İslamiyet, 'Ölüm, insanın canını Rabbi ‘ne emanet etmesidir' diyor.

Cemil Meriç: Ölüm, ister istemez karşılaşacağımız bir sual işareti! Ziya Paşa'nın dediği gibi "Halledemedi bu lügazın sırrını / Bin kafile geçti ulemâdan, füzelâdan."

H.Aslan: Ölümden korkar mısınız?

Cemil Meriç: Aksini söyleyemem. Somutlaştırarak anlatmak mümkün değil. Mahiyeti meçhul bir korku. Aslında bu sorular, benim bütün hayatım boyunca kendime sorduğum sorular. Hiç bir zaman cevap veremedim. Kimse verememiş.

H.Aslan: Ebediyet neden sümüklü böceğin izleri kadar aldatıcı olsun? "Senin türben kelimeler. Yuvarlanırken tırnaklarını kâğıda geçirmek istiyorsun; kâğıda, yani ebediyet. Zavallı çocuk, bilmiyorsun ki, ebediyet sümüklü böceğin izleri kadar aldatıcı."(Bu Ülke, syf.182) diyorsunuz. İnanmıyor musunuz ebediyete?

Cemil Meriç: Ebediyet diye bir şey yok yeryüzünde. Burada şöhret söz konusu. Bütün şöhretler yalandır! Ebediyeti şöhret manasına kullanıyorum. Napolyon mu, Marks mı?

Cemil Meriç Röportajı - Röportör: Hüsamettin Aslan

(Nesillerin Mirası" Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı, Türkiye Yazarlar Birliği Yayını, Ankara 1986, s.586-594.)

 

Benim gözümde bütün hikâye 2011 yılında başladı aslında. Uludağ Üniversitesi Felsefe bölümüne başladım. Ve girdiğim ikinci dersin adı: “Sosyoloji ’ye Başlangıç” Hocanın ismi: “Prof. Dr. Hüsamettin Arslan.”

Hüsamettin hoca, derse ilk girdiği an itibariyle enerjik ve sempatik tavırlarıyla öğrencilere kendisini hemen sevdiren bir insandı. Derslerde dillendirdiği türkü ve şiirler sırasında utangaçlığı çehresine vururdu hemencecik. Sadece eğlendiren yönleriyle değil tabii; Hüsamettin hoca ilmi noktada da tam teşekküllü bir yapıya sahipti. Herkesin bildiği gibi telif eserleriyle ve çevirileriyle düşünce dünyasına azımsanamayacak önemde eserler bırakmıştır. Başlı başına, doktora tezi olan “Epistemik Cemaat” dahi bir ömüre yetecek kadar önemli ve özgün bir eserdir. Tezini savunurken yaşadıklarını anlatırdı bize zaman zaman, yaşadığı sıkıntıları ve tezini kabul etmek istemeyenleri… Ama bir şekilde bugünlere dek gelmiş ve hala okunması gereken -özellikle sosyal bilimler alanında- bir eseri karşımızda durmaktadır.

Hocanın yazdığı eserleri tek tek anlatıp onları takdir edecek biri olarak görmek istemem kendimi. Bir tanesini örnek vererek bu bahsi noktalamak isterim. Hakkında epey bir yazı kaleme alınan hocamızın eserleri ile alakalı yorumları hocalarımız ortaya koymuşlardır. Arzu edenler onlara ulaşabilirler.

Ben Bursa ile ilişkisinden bahsederek geç olsa da Hocayı yâd etmek niyeti içindeyim…

Hikaye’nin başlangıcından bahsedecek olursak; bir gazete kupürü ile başlamaktadır : “Uludağ Üniversitesi Sosyoloji bölümü için akademik personel aranıyor.” İstanbul’dan elinde ilan ile bir genç çıkar gelir. Gayet kendinden emin ve rahat karakteriyle başvurusunu yapar. Kulağımda tabiki şu sözü :”Hocam bu yaşıma kadar hiçbir sınava ve mülakata çalışarak girmedim, yani ona özel çalışmadım. Ben zaten hep okudum, ayrıca çalışmam için bir gerekçe yoktu.” O gün yine bu kararlılıkla geldiği Bursa artık onun kendi fildişi kulesi olarak bir sığınak ve yeni hayatın başlangıcı oldu. Uludağ Üniversitesi Sosyoloji bölümü de habersizdi lakin yeni bir dönemin eşiğindeydi.

Hoca daha sonra bir yayınevi kurarak Türk düşüncesine önemli katkılarda bulundu. Bu yayınevinin adı: “Paradigma”  Düşünce dünyasıyla bağlantılı bir isimdi bu da,  bilenler bilir.

Hiçbir zaman kursa gitmedim derdi. Oturdum kendim çalışarak öğrendim yabancı dili derdi. Yaptığı çeviriler hala üniversitelerde okutulmaya devam ediyor. Özellikle “Sözün Düşüşü” metni bunlar arasında en önemlisidir.

Bu eserleri sonrasında gazete yazıları, dergi röportajları ve tabiki televizyon programları takip etti. “Sıfır Noktası” adlı program ile televizyon dünyasında da “dişe dokunur” bir programa imza attılar.

Türkiye’de davet edildiği her yere gitmeye çalışan ve gerçekleştirilen büyük organizasyonlarda muhakkak davetli olan hocamız gittiği her yerde takındığı üslubu ve entelektüel farkı ile dikkatleri üzerine toplamayı başarmıştır. Hiçbir zaman kâğıttan konuşmayan ve bu durumu sevmeyen hoca, aforizmatik söylemleriyle söylemek istediklerini zihinlere nakış nakış işlerdi.

Hüsamettin hoca ile tanıştığımda aslında hoca – farkında olmasakta- hayatının son çeyreğini yaşamaktaydı, ben ise daha ilk çeyreğimi…  7 yıl beraber o kadar hızlı geçti ki, dönüp baktığım zaman son dönemde yanında olan biri olmak bile güzeldi benim için…

Ölüm, hayatın bir gerçeği… Ve öyle bir gerçek ki, ne bulunduğumuz dönem ne bulunduğumuz kara parçası ne de makam mevki, onun bu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda. Ama mühim bir şeyi hep unutuyoruz. Geçenlerde kıymetli bir hocamızın da dediği gibi “İnsanların değerlerini ölmeden önce bilmek gerek.” Bunu devamlı ıskalıyoruz ve geçici olan bu âlem içerisinde bazı ufak şeyler için aramıza aşılmaz duvarlar örüyoruz. Ne yazık ki gidenler geri gelmiyorlar ve asıl iş gitmeden önce –ayrılık gününden önce- gönül almak veya kişilere gereken değeri vermek. Yoksa içimizdeki düşmanlık, kin, nefret gibi kötü hasletlerin hiçbirimize faydası yok. Bu dediklerimi herkes biliyor ama bir defa daha hatırlatmak gerekir diye düşündüm.

Acısıyla tatlısıyla bir ömrün sonuna gelen Hüsamettin Arslan hocamızda bu dünyayı terk eyledi. Giderken arkasında bıraktığı en mühim şeylerden ilki, her zaman okunacak olan ve ona hayır duası etmelerine vesile olacak eserleridir. İkinci mühim olan şey ise, öğrencileridir. Kimisi şu an akademik çalışmalarıyla hocalarına yaraşır bir şekilde devam etmekteler, kimileri ise daha yetişme dönemindeler ama onlarda hocanın mirasını sahiplenerek onu devam ettireceklerine inanıyorum.

Ailesine ve biz öğrencilerine sabırlar diliyorum. Allah rahmetiyle muamele eylesin… (Âmin)

Hocamızın özel bir sohbet ortamında bana anlatmış olduğu hikâyelerinden birini sizinle paylaşmak isterim:

“Henüz 11 – 12 yaşlarındayım. Yaz tatiliydi, İstanbul’a geldim. İstanbul Üniversitesinin içindeki yangın kulesini gördüm. Ve oraya çıkmak niyetiyle kampüsün içerisine girdim. O zaman orada güvenlik personeli olan kişi, sağ olsunlar, bana müsaade ettiler. Kulenin en tepesine çıktığımda karşımda gördüğüm manzarayı hiçbir zaman unutamamışımdır. İstanbul o zamanlar daha silueti bozulmamış halde, yeşilin ve mavinin biraradalığı beni büyülemişti. Tabi sonra gelenler o manzarayı görme imkânını kaybettiler. İşte ben o tadı yaşayan son adamlardanım...”

Ülkemizin sınırlarının dışına bir kez bile çıkmamasına rağmen, düşünsel olarak bütün coğrafyaları gezen hocamıza saygılarımı sunarım…

Prof. Dr. Hüsamettin Arslan Kimdir?

12 Ocak 1956 doğumlu Hüsamettin Arslan yatılı okuduğu Tunceli Öğretmen Okulunu bitirdi. 1979 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal İdari ve Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun oldu.     1979 - 1981 yılları arasında aynı fakültede yüksek lisans yaptı ve "On dokuzuncu Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğun ‘da Sanayileşme Girişimleri" konulu bir yüksek lisans tezi hazırladı. Doktorasını 1986 - 1991 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde yaptı ve doktora bittikten sonra yayınlamış bulunduğu "Epistemik Cemaat / Bir Bilim Sosyolojisi Denemesi" (Paradigma Yayınevi, İstanbul 1992) adlı bir doktora tezi hazırladı. Çeşitli dergilerde bilgi, bilimsel bilgi ve bilim üzerine makaleleri ve yabanсı dillerden yaptığı sosyoloji kitapları çevirileri yayınlandı. Arslan, Uludağ Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı'ydı.

Uludağ Üniversitesi'nde bilgilendirmede Hüsamettin Arslan'ın kitapları ve yaptığı çeviriler şöyle yer alıyor:

Kitapları:

H.Arslan, Epistemik Cemaat/Bir Bilim Sosyolojisi Denemesi, Paradigma Yayınları., İstanbul, 1992.

H.Arslan, Yöntemizm, Bilimizm, Sosyal Bilimler ve Entelektüeller, (Paradigma Yayınları tarafından yayınlanacaktır)

H.Arslan, Jöntürkler Jönkürtler Muhafazakarlar : Meçhul Okurla Söyleşi, Paradigma Yay., İstanbul, 2009.

H.Arslan, Twitmania Etnomania Şiddetmania, Pınar Yayıncılık, İstanbul, 2016.

Çevirileri:

Chalmers, Alan, Bilim Dedikleri/Bilimin Doğası, Statüsü ve Yöntemleri Üzerine Genel Bir Değerlendirme, Vadi Yay., Ankara, 1990.

Barnes, Barry, Bilimsel Bilginin Sosyolojisi, Vadi Yay., Ankara, 1990.

Lakatos, Imre-Musgrave, Alan, Bilginin Gelişimi ve Bilginin Gelişimiyle İlgili Teorilerin Eleştirisi, Paradigma Yay., Istanbul, 1992.

Hekman, Susan, Bilgi Sosyolojisi ve Hermeneutik, Paradigma Yay., İstanbul, 1999.

Murphy, John W., Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri, Paradigma Yay., İstanbul, 2000.

Ellul, Jacques, Sözün Düşüşü, Paradigma Yay., İstanbul, 1998.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA