Yazar : 481 Ümran Yaka - Z Kuşağından Hayret Makamına
21 Ocak 2018 Pazar

Z Kuşağından Hayret Makamına

Ümran Yaka

09-01-2018 11:42

Z Kuşağından Hayret Makamına

Hepimizin malumu olduğu üzere modern akıl, tanımlıyor, kategorize ediyor. Sonra da kutsal olanı parçalıyor ve değersizleştiriyor. Yeni bir şey söylemediğimin farkındayım. Sadece bu malumdan hareketle kurmak istiyorum yazmak istediğim metni. Yazımın anahtar kavramları ise Z kuşağı, insanlık ailesi, sevgi ve erdem toplumu, hayret, Dünya Savaşı Z.

Z kuşağı yeni aplikasyonların peşinde olan bir nesil. Ebeveynleri ise nasıl daha çok kazanırım, nasıl daha rahat yaşarım derdindeler. Z kuşağı kim, aplikasyon ne demek? Z kuşağı yani yetişmekte olan nesil, yani geleceğimiz. Uzmanlar, 2000’den sonra doğanlar için Z kuşağı isimlendirmesini yapmış. App kuşağı, dijital nesil diyenler de var. Ekranlarla çevrili dünyada hızlıca bir yerlere koşan insanlarla Dünya Savaşı Z senkronize bir şekilde canlanıverdi zihnimde.

Dünya Savaşı Z, 2013 Hollywood yapımı bir film. Zombilerin istila ettikleri dünyada bir kıyamet senaryosu sahneleniyor. Peki filmin 25. karesinde verilen ne? İnsanın insana eziyeti üzerinden kurgulanan bir hayat ve tahrip olan ruhlar. O ruhların eseri olan bir dünya. Bu sarmalı daha fazla uzatmak istemiyorum. Zira filmin her bir sahnesi gibi yazılan her cümle içimi acıtıyor. Gökyüzüne, dağa, ağaca hasret kaldığımız şehirlerde ellerindeki ekranla bütünleşmiş insanları gördüğümde aklıma gelir bazen Dünya Savaşı Z. Dört sene önce izlediğim filmin öyle etkisinde kalmışım ki hiç eksilmeyen araç trafiğinde kırmızıda bekleyip duran insanları görünce sanki yeşil hiç yanmayacakmış kurgusuna bağlarım o esnada yaşanan durumu.

Şimdi bu film sahnelerinden kalan hatırlayışları bir kenara bırakarak içimizi acıtan gerçeğe dönelim. Mevzu şu ki ellerinde telefonları ile yürüyen ve hiç kimseyi görmeyen, hiçbir şeyi duymayan bir nesil ile muhatabız. Hayat kadar gerçek hem de bu muhatap oluş hali. Lakin tam da burada bir problem zuhur ediyor. Zira sevgisiz bir topluma doğru evriliyoruz. Kötülük gün geçtikçe çoğalıyor. Bunun sebebi aktif iyilerin kendilerini pasifize etmesi. Sahi aktif iyilere ne oldu? Sahayı nasıl terk ettiler ve akabinde neler oldu? Faturasını her bir Müslümanın ağır bir şekilde ödediği tarihsel süreçlere girmeyeceğim. Gözlemlemeye çalıştığım birkaç hususa dikkat çekmek niyetindeyim. Bir vakitler hayatın merkezinde olan ders halkalarının çeşitli meşguliyetler sebep gösterilerek hayatın dışına itilmesi zuhur eden problemin ilk halkası kanaatimce. Sonra sırayla diğer halkalar ekleniyor. Entelektüel çabaların artışa geçmesi ile kalbe dokunan değerli şeylerin önemsizleşmesi bunlardan birisi. Bu süreçte tek bir eylem ile birçok güzel haslet eriyip gidebilir. Nasıl olsa farz değil ya da haram değil ki girizgâhı ile başlayan kabullere teslim olunabilir.

Eğer kutsallarımız konusunda müsamahakâr ve ihmalkâr davranmaya devam eder isek korkarım dinamiklerimiz de buralar dutluktu girizgâhı ile başlayan hatıralarımız arasına girecek. Korkarım “eskiden iyi insanlar vardı evladım sonra onlar birden kayboluverdi” şeklinde masallar anlatmaya başlayacağız yakında. Dört yaş seviyesi dahi kendisine anlatılanın masal mı yoksa gerçek mi olduğunun ayrımına varır. Hayretleri öyle açıktır ki fıtrata çok yakındır onlar. Haydi, güneşin doğduğu yere gidelim diyebilecek kadar hem de.

Hasılı yeni nesile bir etiket yapıştırıldı. Dijital, app kuşağı, z kuşağı felan değil onlar. Gençlerimizi özellikle sosyal medyanın "görünüyorum o halde varım" tuzağından koruyup sen zaten değerlisin bilinci vermek, eşref-i mahlukât olduğu hakikatini canlı tutmaktır aslolan. Bir de her daim Allah Resulü’nün tavsiyelerine kulak vermek gerek. O kutlu ağızdan bize miras kalan “size gençlere hayırla muamele etmenizi tavsiye ederim, çünkü onların kalbi incedir” tavsiyesine sahip çıkmalı ve “rabbim hayretimi artır” duasına tutunmalı. İçimizin çölleşmesine meydan vermemek adına hayret makamında kalabilmeli. Bir tarafta Z kuşağı öte tarafta hayret ve hayranlık duruşu nasıl aynı karede buluşacak demeyelim. Zira tüm bunları ivedilikle yerine getirmez isek eğer modernize edilmiş zihinlerimizle Uhud dağı ile dost olan, ağaca selam veren, yağmurla konuşan Nebiyi Muhteremin tavırlarını anlamanın uzağına düşeceğiz maazallah.

Bu arada güzel şeyler oluyor:

1)Diyanet İşleri Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Camii’nde “Ailece Sabah Namazı Buluşması” etkinliği düzenledi. Namaz sonrası Kudüs için dua edildi ve Mescid-i Aksâ’ya ziyaret yapılmasının önemine işaret edildi.

2)Mevlana İdris yönetimindeki açılımı Çocuk Edebiyatı Tercüme Ofisi olan “Çeto” isimli dergi yayın hayatına başladı. Çocukluğa dair kıymetli paylaşımların yapılacağına inandığım derginin uzun soluklu olmasını temenni ediyorum.

3)Ümit ve heyecan ile sevgi ve erdem toplumunun inşası için bir tuğla daha koyduk. Her Anne Bir Okul seminerlerimizin 2017 güz dönemi Samsun’da tamamlandı. Şimdi bahar seminerleri için sıvadık kolları.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA