Yazar : 480 Ömer İdris Akdin - İki Kumbaranın Anlattığı
24 Eylul 2018 Pazartesi

İki Kumbaranın Anlattığı

Ömer İdris Akdin

07-01-2018 16:46

İki Kumbaranın Anlattığı

Geçmiş zaman çocuktuk. Henüz kapitalizmin en organizeli eli ailemizi ele geçirememişti. Haram-helal ayrımının üstüne titrer dururduk. Kapımız besmele ile açılır, gönlümüz besmele ile dolar, gözlerimiz besmele ile bakardı. Anne ve babamız kıyıda köşede kâh zor zamanlar için kâh kefen parasıdır diye tuttuğu üç beş kuruşa haram bulaşmasın diye çırpınıp dururdu. Necis bir paranın başımızı koyduğumuz yastık altında ne işi olabilirdi fesuphanallah. Banka dedikleri bizim için kardeşinin çiğ etini yemek olan faiz ile özdeşti. Lakin Kapitalizmin bu uğursuz eli ne yapıp edip yuvamıza girmeye çalışırdı. Çocuklar için ücretsiz dergiler, evlere asılacak promosyonlar, güler yüzler vs…

Bunlardan en sinsicesi ise kumbaralardı. Bedava dağıtılır, daha çok harcamak için biriktirme, tasarruf yapıp hesap açtırma vasıtası olurdu. Üzerindeki albenili banka yazısının evin çocuklarını büyüleyeceği ve ileride birer müşteri potansiyeli yapacağı umulurdu. Bu, paradan para kazandıran haram müesseselerin, elini kaptıranın kolunu yuttuğu bir döngü olduğu yakın zamanlarda çok daha belirgin hale geldi. Daha çok kazanmak hırsıyla birikimlerini buralara yatıranların ekonomik krizler yüzünden paraları berhava olunca hiç üzülmedim desem yeridir.

Uzun süre bu kuruluşlardan uzak duran mutaassıp insanlar için başka bir hiley-i şeriyyeye başvuruldu: Faizsiz bankacılık. Katılım bankacılığı yani yalan bankacılık. Kâr payı üzerinden kulağı tersten göstermek kabilinde yeni bir alicengiz oyunu. Faizi helalinde yemenin başka bir kutsanmış hali işte. Mesele uzun, biz gelelim başlıktaki hususiyete.

Biri her türlü hileyi kullanarak dünyamıza girmeye çalışan, diğeri gönüllü olarak evimize buyur ettiğimiz iki kumbaradan bakmayı deneyelim hayata. İkisi de kumbaradır, biriktirmeyi amaçlar. Birinde tasarruf etmekteki amaç kişinin kendi için biriktirmesi ve kendine harcamasıdır. Yahut daha fazla kazanmak için parasını bankaya yatırmasıdır. Paradan para kazanmasının çekiciliği nefsani güdüleri harekete geçirir ki insan bu hal ile büyünce bencilliğinin daha çok kamçılandığı bir haleti ruhiyeye bürünür. Daha çok kazan ve daha iyi bir hayat için daha çok harcayabilirsin mesajıdır bu.

Evet ikisi de kumbaradır lakin diğerine attığımız her kuruş bize şunu söyler. Sahip oldukların yalnızca sana mı ait? Elinde ne var ise, onda başkasının, garibanın, mazlumların hakkı yok mudur? Paylaştığında insan olmanın erdemine şahit olacaksın. O kumbaraya attığın paranın yolculuğunu takip ettiğinde komşundan başlamak üzere dünyanın her yanındaki muhtaçlara umut olduğunu göreceksin. Bir yetimin gözyaşlarını silmenin ya da bir annenin sofrasında öğün olmanın en doğal ve en küçük yolu. Ki bir ağabeyin şu sözleri ne kadar doğru: “İHH kumbaraları ile büyüdü çocuklarım. İnanır mısın onlar yalnızca kumbara değildi. Aynı zamanda sorumluluk ve merhamet kutularıydı. Eskiden banka kumbaralarında biraz paramız biriktiğinde kırar götürüp harcardık. Ama bu kumbaraları değil kırmak, bir gün para atmasak sanıyoruz ki dünyanın bir ucunda bir mazlumun gönlü kırılacak.”

Evet, bu tenekeden yapılmış çelimsiz kutuların içinde taşıdığı değerler ile büyüdü çocuklarımız. Kişinin yalnızca kendinden değil bir başkasından da sorumlu olduğu, bu sorumluluk ile dünyaya baktığımızda umudun hiç tükenmeyeceği nasıl bir eğitimdir? Bencilliği yerle bir eden en kestirme yol. Sonra kumbarayı doldurup teslim ettiklerinde çocuklarımızın içlerine düşen huzur. Ve elbette yenisini doldurmak ve bir an önce sahiplerine ulaştırmak. Evet sahiplerine... Başında besmele sonunda hamdele olan bir dünyada kanaat denilen değeri sürekli diri tutmak. Ki elbette her şeyin sahibi Allah’tı. Çünkü bizler malın çokluğu ile değil bereketiyle kurulmuş bir dünyanın varisleriydik. “Her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibi olmak” genişliği yaşamımıza düşülmüş şerh gibiydi. Sahi “Allah’a güzel bir borç verenden daha güzel kim olabilirdi?”

Hasılı bankanın kumbarası evlerimize sokulan Truva atıyken yardım kumbarası rüzgarda salınan yeleleri ile vicdanımızı yeryüzüne taşıyan küheylandı.

Cins Dergisi Aralık 2017 sayısında yayınlanmıştır. 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA