Yazar : 481 Ümran Yaka - Hallerden İki Güzel Hal: Ya Öğreten Ya da Öğrenen Olmak
15 Aralik 2017 Cuma

Hallerden İki Güzel Hal: Ya Öğreten Ya da Öğrenen Olmak

Ümran Yaka

25-11-2017 14:30

Hallerden İki Güzel Hal: Ya Öğreten Ya da Öğrenen Olmak

“Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak lazım” diyor bilge kral Aliya İzzetbegoviç. Ne kadar da net ve veciz bir üslupla söylüyor. Ve hepsinden öte ne büyük bir inanç hakim bu kısa fakat derin cümlede. Bilge kralın bu söylemini hüzünlü bir tebessümle yeniden okurken bir tarihler ziyaret ettiğim Kovaçi mezarlığındaki derin hissiyatımı da hatırlayıverdim. Bir kabir düşünün ki mezar taşından bulunduğu atmosfere kadar her detay kişinin hayatının bir yansıması adeta. Tam da böyle bir bahçeye girivermiştim dilimde dua kalbimde heyecan ile. Mezar taşında Abdullah Aliya yazan kabrin sahibi şehitlerle komşu Kovaçi’de. Ve elbette zihinlere kazınan “Allah'a yemin ederim ki biz asla köle olmayacağız” vurgusu da mezar taşında yer alıyor. Şimdi bilge kralın sözlerinden buraya kadar nasıl evrildi konu diye sesli sorular geçiyor zihnimden. Şöyle izah edeyim geride bıraktığı izlerden hakkıyla nasiplenemediğimiz güzide Müslümanlardan birisi olan Aliya İzzetbegoviç’in düşünce dünyamızda kapladığı alan ne yazık ki sosyal medya ile sınırlı. 140+ karakterlik bir kopyala yapıştır sınırından belki de mevcut durumun sığlığından bahsediyorum. Tabi bir de tarihi ve önemli günlerde büyük bir telaş ile Google’dan devşirilerek tüketilen deyişler var. Malum içinde bulunduğumuz tarih Türkiye’de öğretmenler günü olarak kutlanıyor. Bu yıl paylaşılan bir çok sosyal medya tebriğinde ise Aliya’nın yazının girişine aldığım cümlesi dikkat çekiyor. Keşke mahiyetine vakıf olsak paylaştığımız sözlerin. Keşke gösteri çağının gereğini yerine getirmeye ayarlı robotik davranışlar sergilemesek. Keşkeleri çoğaltıp eylemsizliği mutlu edecek değilim. Şu an için bu sarmal böyle işliyor. Lakin fıtrat sinyal verecek bir yerde ve zihinler uyanışa geçecek biiznillah. İşte bunun yolu da kuşa çevirdiğimiz cümlelerini paylaşım yaptığımız isimlerin söylediklerine dikkat kesilmekten geçiyor.

Asıl vurgu yapmak istediğim tam da buydu. Başta bilge kral olmak üzere kendi coğrafyamızda ya da tüm dünyadaki kıymetli düşünürlere yazık ediyoruz sanki. Lisede öğretmenlik yapan bir arkadaşım gençlerin Aliya ismini duymadıklarından bahsetmişti derin bir hüzünle. Memuriyete başlamadan önceki hayatında da kpss şartsız doğal öğretmenlik yaptığına şahidim bu kıymetli dostumun. Mütevazı mekanında bir çok gencin hayatına dokunarak tüm bu kıymetli isimleri ve daha fazlasını adeta gençlerin zihinlerine kazımıştı. Allah’ın lütfu olan bu güzide insanların Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlarda gençlerin düşünce ufkunu şekillendirecek olması güzel yarınlar adına umudumu artırıyor doğrusu.

Mevzu öğretmek ve öğrenmek olunca en sağlam referansla bir bağ kurulmalı bence. Ki, hem sadede gelelim hem de mühim bir detaya daha değinelim. Allah Resulü’nün "Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen ya da ilmi seven ol, Fakat sakın beşincisi olma; bunların dışında kalırsan helâk olursun" ifadesinde dört sınıf müjdeleniyor, beşinci sınıfın durumu ise vahim. Bu rivayeti hatırlayan zihnim ne hikmetse başka şeyleri de hatırladı, değişik bağlantılar kuruverdi. Bazı önemli günlerde sadece paylaşılan veciz sözler değil ailelerin bütçesi de tükenişten nasibini alıyor. Bu süreçte kimi öğrenci velileri çocuklarının öğretmenine ne hediye götüreceği telaşına düşerken kimileri oldukça yüksek meblağlara ulaşan tercihleri ile çevresini küçümseme şımarıklığına düşüveriyor. Sonuçta olan yine masum Anadolu çocuğu ifadesinde karşılığını bulan kişilere oluyor. Tüm bu yaşatılan mahcubiyetlere ya da gösterişe geçit vermeden yolu kalpten geçen değerli şeylere ihtiyaç var belki de.

Mesela ben bugün yeğenimle bir sıbyan mektebini ziyaret ettim. Pek mütevazıydı, çocuklar çok güzeldi. Hayal kurduk, hayret ettik. Her şeyin çocuklar kadar sevimli olduğu mekanda masanın üzerinde bulunan hediyeler dikkatimi çekti. Öğretmenlerine getirdikleri çiçek ve yine öğretmenlerine yaptıkları resim bağlantılar kurmaktan yorulmayan zihnimde yine bir hatırlayış ile son buldu. Son cümleler niyetine bundan daha uygun düşen bir bağlam olamazdı herhalde. Emil Michel Cioran, Çürümenin Kitabı’nda “fazla kullanılmayan duygular aşınır ve değersizleşir, en başta da hayranlık

duygusu” diyor. Cioran’ın cümlesini biraz değiştirerek ödünç alıyor ve hallerimize uyarlıyorum. Tüketim kültürüne inat hayatın içinden değer üretip sade olanı tercih edin. Deneyin, hayranlığınız ve hayretiniz artacaktır biiznillah. Öğreten ve öğrenen hallerinde ilim halkasında hayat bulanlara selam olsun.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA