Yazar : 490 Nuh Muaz Kapan - Sabri F. Ülgener, Kapitalizm ve Tasavvuf - 3
15 Aralik 2017 Cuma

Sabri F. Ülgener, Kapitalizm ve Tasavvuf - 3

Nuh Muaz Kapan

24-11-2017 11:19

Sabri F. Ülgener, Kapitalizm ve Tasavvuf - 3

Ülgener tasavvuf içerisinde “Melami ve Batıni tasavvuf” adı altında genel bir formülasyon ortaya koymuştur. “Batınilik” tasavvufun içe dönük yönünü temsil eder. Osmanlı’nın geri kalmasının sebebi de budur.

“Batıda iş ve meslek adamı için en duyarlı ve canlı alıcı kesime –Kuzey Batı Avrupa ve Kuzey Amerika- dini reformasyonun metodik-disiplinli kanadı (Kalvinizm) ile yanaşması endüstriyel kapitalizm için gerekli tavır ve düşünce iklimini yaratmaya yardımcı olurken, tasavvufun beri yanda kalabalık yığınlar ve iş çevrelerine daha çok batini bir yorum çizgisinde hulûl etmesi ayrı bir davranış türüne ve onun da ötesinde değişik bir düzene -rant kapitalizmine- yatkın bir mânâ iklimini yaratmaktan geri kalmamıştır”.

“Melâmilik” ise bir taraftan dünyaya yönelişin zararlı tesirleri ile savaşmayı, diğer taraftan da dünya ile meşguliyetin gerekliliğini ifade etmektedir:

“En kısa ve belirgin çizgileri ile söylemek gerekirse: Dünya, Melâmi için, bir haz ve zevk ortamı olmadığı gibi günah ve kusurlarına bulaşmamak için uzağında durulması ve kaçınılması gereken “ölümlü dünya” da değildir; tam tersine işlenmek, şekil ve düzen verilmek üzere mü’minin önüne serili bir madde ve malzeme yığınıdır. Dünya ki, bir yanı ile, Tanrı’nın madde ve insan halinde zuhuru, onlarla kendini açılayışı… o halde dışına ve uzağında değil, rıza ve hoşnutluğunu celbedecek işlerle dosdoğru içinde ve ortasında olmak lazımdır. Fakat dahası var: Dünya diğer bir yanıyla da beşeri ihtirasların birikim ve odak noktası olarak altedilecek bir düşman, bir hasım kuvvet… ama bu haliyle de önünden kaçarak değil, içinde kalıp zararlı tesirleri savaşarak alt edilecek bir hasım!”

Melamilikte çalışma uzak durulması gereken bir insani zaaf değil, tam aksine bir vazife bilinci ile yapılması gereken bir görevdir.

“Melamî, Hakk’a yakınlığı halkın dışında belli bir davranış ve özel kıyafetle sergilemeyi asla düşünmeyerek, herkesle beraber ve herkes gibi işi gücü peşinde; kulluğunu ise arada sessiz sedasız yerine getirmekle meşgul! Daha kısacası: Görünürde halk’la, gönülde Hakk’la beraber! Sade ve son derece gösterişsiz yaşantısı içerisinde çalışma ve üretmenin Kalvinist çizgiden geri kalmayan– ısrarlı takipçisi!”

Melamiliğin belli kesimler dışında tabanda yaygınlaşamamasından ötürü, tasavvufun İslam’ın genel çizgisiyle parallelik göstermediği görülmektedir. Ülgener’e göre bu durumun doğurduğu iktisadi zihniyet nedeni ile Osmanlı toplumu çözülmüştür.

Ahilik, Osmnalı toplumunun biraradalığına katkıda bulunur; fakat göreneğe, alışkanlığa ve rutine yaptığı vurguyla kapitalist bir çalışma ideolojisinin gelişmesine engel teşkil eder. Ülgener, Osmanlı’da kapitalizmin gelişmemesini, eşraf ve esnafın zihniyet dünyalarındaki muhafazkarlığa bağlar. Bu prekapitalist ahlaki görüşler toplamına da “Ortaçağ Zihniyeti” der.

Ülgener’e göre gelenekçi toplumlar; değişmelerden, özellikle teknik ilerleme, yer ve meslek değiştirmelerden fazlaca hoşlanmayan bir zihniyete sahiptirler. İktisadî bakımdan geleneksel bir toplumdan modern bir topluma geçebilmenin başlıca şartı, insan-eşya ilişkilerinde görülen geleneksel değer anlayışını değiştirebilecek bir zihniyet ortamına varabilmektir. Bunun yolu ise, Ülgener’e göre: 1) Serveti ve parayı şahsa bağlı, onunla âdetâ içli dışlı bir varlık gibi görmekten vazgeçip, ferah ve açık yürekle piyasa ekonomisine çıkmayı her türlü eğri ve kuytu kazanç şekillerine üstün sayabilmek; 2) Kazancını yine şahsa ve statüye bağlı olarak göstermelik tüketim veya verimsiz yatırıma harcayacak yerde, profesyonel iş adamı olarak prodüktif yol ve şekillerde verimlendirebilmek, ve nihayet 3) Bütün bu faaliyetlerde disiplinli, kontrollü bir hesap ve muhasebe şuurunu tesis edebilmek ile yakından alakalıdır.

Ülgener Cumhuriyet’in “öteki”si olarak sunulan geleneksel ve tepkisel muhafazakârlığın (irticanın) kökenindeki halk İslâm’ı/tasavvuf ile onunla iç içe geçmiş esnaflığı “ortaçağlaşmanın” aktörleri olarak tenkit ederken, Türk muhafazakârlığındaki Osmanlı güzellemesinden uzaktır. Osmanlı Devleti’nin yükseliş aşamasındaki yüksek idari teşkilatlanmaya rağmen, daha o dönemde tasavvuf ve esnaflaşmayla ortaçağlaşma sürecine girdiğini söylemektedir.“Piyasa” ilişkilerinin yaygınlaşmasıyla ortaya çıkacak olan rasyonel insan tipinin ve yeni sınıfların, Kemalizmin dolduramadığı moral zemin eksikliğinin, İslâm’ın ilk ve öz halinde mevcut olan “kapitalistleşmeye açık” İslâm’ın konularak aşılacağını düşünmektedir. Ülgener’in muhafazakârlığı, “iman” (subjektif bilgi) ile “aklı” (objektif bilgi) uzlaştıran, ahlâk ile kapitalizmin rasyonalitesini birleştiren bir öze sahiptir. Onun “insan-ı kâmil”i, tevekkül ve tecelli içinde “hayatı metodik, hesaplı bir iş ve vazife ahlâkını zihnine dokumuş” kişidir.  

Sabri Ülgener, pek çok açıdan benzerine rastlamadığımız bir düşünürdür. İktisat bilir, sosyoloji bilir, tarih bilir, felsefe bilir ve buna dahi olmak üzere edebiyat çok iyi bilir. Goethe’nin Divan’ını ezbere bilen Ülgener, Divan edebiyatına da hakimdir. Ve en önemli ayırıcı noktası ise aralarında mukayese yapabilme yetenek ve gayretidir.Karşılaştırmalı okumalar sosyal bilimler açısından sağlıklı veri elde etmede önemli bir yere sahiptir. Ülgener, Doğu’yu da bilir, Batı’yı da. İlgilendiği her zihniyet ve disiplin ile alakalı ilgi ve alakaya sahiptir. Disiplinler – arası iletişimin araştırmalar açısından önemini kavramış bir düşünür olarak bu konuya gerekli önemi vermiştir. Eserlerinde temel derdi belli bir seviyeye ulaşmış bir toplumun kazanmış olduğu refah durumundan, nasıl dengesiz ve bozulmuş bir topluma dönüşebildiğidir. Bunu yaparken zihniyet kavramını anahtar kavram olarak kullanmış ve açıklamalarını o minvalde yapmıştır.

Ülgener yapmış olduğu çalışmalarla sosyal bilimler alanında anılması ve üzerine düşünülmesi gereken bir şahsiyettir. Bundan dolayı bu yazı genç sosyal bilimcilere bir hatırlatma veya tavsiye olsun...

 

Kaynakça :

Sayar, A. G. , 2007, Bir Entellektüelin Portresi: Sabri F. Ülgener, Ötüken Neşriyat, İstanbul.

Ülgener, S. F. , Darlık Buhranları ve İslam İktisat Siyaseti, Mayaş Yay., Ankara.

Ülgener, S. F. , Zihniyet ve Din, Der Yay., İstanbul.

Ülgener, S. F. ,Tarihte Darlık Buhranları, Derin Yay., İstanbul.

Ülgener, S. F. , İktisadi Çözülmenin Ahlak ve Zihniyet Dünyası, Derin Yay. , İstanbul.

Ülgener, S. F. , Zihniyet, Aydınlar ve İzm’ler, Derin Yay. , İstanbul

Torun, Fatma; Duran, Hacı. , Sabri F. Ülgener ve İki Eseri Üzerine Bir Değerlendirme. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Konferansları.

Özkiraz, Ahmet. Sabri F. Ülgener’de Zihniyet Analizi, a yayınevi, Ankara.

Özkiraz, Ahmet. Sabri F. Ülgener’de Zihniyet ve Geri Kalmışlık, İ.Ü Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi.

Acar, Mustafa; Bilir, Hüsnü. , Gerçek Bir Alim, Mümtaz Bir Şahsiyet: Sabri Fehmi Ülgener, K.M.Ü Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA