Yazar : 212 Veysel Ocak - İktidara Bir De Böyle Bakın
22 Nisan 2018 Pazar

İktidara Bir De Böyle Bakın

Veysel Ocak

16-11-2017 11:06

İktidara Bir De Böyle Bakın

İnsanlar bilgi ile ilişkilendiğinde varoluşu; düşünce, duygu ve eylem içerisinde olabilirler.  

Bilgi ilişkilenmesinde iki temel olgu ortaya çıkar: 
1. Bilgiyi üretirler  
2. Bilgiyi tüketirler.  
Bilgiyi üretmenin çeşitliliği ve usulünden bahsetmeden önce cehaletimize kılıf aramamak için bilginin şu özelliğini ortaya koymalıyız: Bilgi dediğimiz şey, sürekli üretilmeye müsait olduğu için bilgiye dayanak teşkil eden tüm unsurlardan bu özelliğinden dolayı ayrılır. Ve ayrıdır.   
Yani bilgi sürekli üretilebilir.  
Bilgiyi nasıl tüketiriz? 
Bilgi iki şekilde tüketilir; 
A. Bilgiyi sadece naklederek tüketiriz,  
B. iktidarların tekeline ve kontrolüne geçtiğinde, bu iki tüketme şekli birbiriyle de ilişkilidir. 
Bilgi nakilcileri=nakliyecileri; onlar için bilgi ile ilişkileri kayıt düzeyinde gerçekleşir.  
Kayıtı dinletme yoluyla da bilgi ile ilişkileri sonlanır. Bilgi ile kurduğu ilişkisi / sorumluluğu bu kadardır 

Bu kadar yalın anlatıldığında çok komik olduğunun farkındayım ama dramı anlamanın ya da anlatmanın yolunu bulamıyorum. Bilgi ile bu ilişkinin ne kadar sorunlu olduğundan bahsetmek istemiyorum ama nakledici, bilginin ya da bilginin ortaya koyduğunun parçası olmadığından hiçbir fayda sağlamıyor, geliştirmiyor ve dinamizm katmıyor.Bir ülkede entelektüel hayat, eleştirel düşünce ne kadar kuvvetli ve yoğun olursa, toplumun düşünsel dinamikleri o oranda gelişir ve üretme kapasitesi artar. Bu doğru kurgunun cümlelerini herkesin söylemesine rağmen fikirsel çoraklaşma ve kokuşmuşluk hızla her kesimi etkisi altına almaya devam ediyor. İnanç ve kültür olarak birçok avantajlı imkânlarımıza rağmen kriz, ülkemizde gittikçe derinleşiyor. 

Okumak ve kalemle vahye başlayan dinin dindarları olarak, bu durumda olmak, önce dine sonra da bilgiye büyük ihanet içinde olduğumuzu, kim kime nasıl anlatabilecek bilmiyorum.  

Düşünmenin ve inanmanın kaynağını oluşturan bilgi ile ilişkisizlik, bu ilişkisizliğin sırıtmadığı bir hayat yaşanıyor olması, insanın ve bilginin genetiğine müthiş bir müdahalenin yapıldığını gösterir 

Zira insan ve bilginin bu kadar ilişkisiz bir yaşam kurması ilahi formata taban tabana zıttır. 

Nasıl oldu bilmiyorum: Bilgi-İnsan ilişkisinin genetiği ile oynayarak düşünmeden inanmanın felsefesi! Oluşturuldu.  

İşte bu toplum manzarasının oluşmasının en önemli aktörü iktidarlardır.  
Modernseküler, kapitalist, iktidarlar her alanda olduğu gibi toplumu tüketici anlayışlarıyla / anlayışı ile kodlarken, en vahimini bilgi tüketicisi olma konusunda yapar. 
Bilgi iki şekilde tüketilir demiştik ve aktörünün iktidarlar olduğunu söyledik.  

İktidarlar, bilgiyi halka tükettirirken (Bu arada tüketmiş oluyorlar) tüketmenin iki şeklini de kullanırlar.  
I. Bilgiyi yaymak: Enformasyonu kontrol ederek; günceli, gündemi, haberi ve bilgiyi tekelleştirerek, propaganda yoluyla, muhakeme durumunun bitmesini sağlayarak, 
II. Bilgiyi naklederek: (nakilcileri, nakliyecileri) kontrol ederek ve bilgi nakliyecileri üzerinden ve vasıtasıyla, halkı tüketime koşullandırma yoluyla tükettirmek.  

Bilgiyi tükettiren yani tüketen iktidara halkı yönetmek için sadece propaganda yeterli olacaktırKüresel sahada ise; toplumsal yaşamında ve entelektüel dünyasında bilgiyi tüketen iktidarın iflası kaçınılmazdır.  

Bu tespite bugünün iktidarından dolayı itiraz gelebilir, olsun, tüm iktidarlar böyledir: " Ulus devletler, bireylerini vatandaşlaştırarak demokratik bir toplumun ve katılımın meşruiyetini edinmek için bilgi piyasasının en büyük paya sahip faktörlerdir." (1) 

Bunu nasıl yapar, yapılanın gözden uzak bir yönüne dikkat çekeyim: 
İktidar sadece kamusal alanı değil, entelektüel hayatı da modernleşmenin kucağına iter. Kapitalizmin pazar yeri olan modern toplumlarda " bilginin modernleşmesi ile beraber, bilgi alınıp satılan bir metaya dönüşmektedir. " (2) 
Bu gelişmede ya da uygulamada telif hakları iyi bir şey de denilebilir, yayıncılık ve haber sektörünün yapısından kaynaklanıyor denilebilir ama konu bu değil, " bilgiyi modernleşmenin elinden kurtaramayan bir bilgi yönetiminden bahsediyoruz." (3) 
Tam burada, bu denge üzerinden iktidar; hem tüketenleri hem de tüketenlere vaaz ederek tüketenleri / tükentirenleri (entelektüelleri) kontrol eder, tüketimi kontrol eder ve yaygınlaştırır. 
" Çoğunlukla siyasi alanın, Otoritenin entelektüel hayatı temellük etmesi toplumlarda düşünce dinamiklerinin, üretimlerinin düşmesini beraberinde getirir." (4) 

Tüketicilik artar; 
Tüketicilik yaygınlaşıp, arttığında, durgunluk, toplum yapısı haline gelir. Bunun tüm üçüncü dünya ülkeleri için geçerli olduğunu varsayarsak, bilgiye yönelik tüketme, bu coğrafyada Globalleşir ki, durum oraya doğru gitmektedir.  
Mevcut durum " İslami entelektüellerin bütün düşünsel yeteneklerini yok etmesine ve dinamiklerini kaybetmesine sebep olacaktır." (5) 
‘’ Öyle ki, olan biten her şeyi büyük bir Hüsnü kabul ile karşılamak, mahkemeden geçirmemek, nihai hedeflerin ne olduğu ve en önemlisi bir Müslüman entelektüelin tavrının nasıl gerçekleşmesi gerektiğine dair ufukları kaybettiğini bize net olarak göstermektedir. Geniş kitlelerin büyük bir hayranlıkla iktidarı ve olup bitenleri onaylamasını açıkçası çok tuhaf karşılamıyorum. Ama Müslüman entelektüellerin Nirvana'ya ulaşmış bir kendinden geçmiştik içerisinde hareket etmesini Peygamberi miras misyonuyla asla bağdaştıramıyorum."  (6) 

Alparslan Açıkgenç, Bilgi Felsefesi kitabında bilgiye dair tanımlar ve kuramlar verir. Örneğin; Bilgi, bizzat güzel ve iyidir. Bilgi, bizzat fazilettir. Bilgi, bizzat kendisi için elde edilir. Bilgi, hakikattir, gibi. Sonra can yakıcı bir değerlendirmede bulunur: ‘’Bilgiyi kendi içinde değerlendiren bütün bu tanımlar, dikkat edilirse belli bir tür bilgi için verilmiştir ‘’ der. (7) 

Her durumda bilgi ile ilgili konuşur ve tartışırken bilginin anatomisi gereği ortaya yine bilgi adına bir şeyler çıkarken, ülkenin yaşadığı yozlaşmayı ve ahlaki düşüklüğü nasıl açıklayabiliriz. 

Bakın Prof. Mustafa Tekin ne diyor:  

"Siyasetin alanı Müslüman entelektüellerin yönelimlerini belirlemeye başladı ve maalesef çoğunlukla olan şey siyasetin gerçekleştirimlerinin entelektüellerce meşrulaştırımı’’ (8) kalem sahiplerinin birincil vazifeleri haline geldi. 

"AK Parti iktidarının ikinci yarısından itibaren İslamcı entelektüeller, sivil konumlarını terk ederek iktidarın pozisyon alışlarına göre hareket etmeye ve pozisyon almaya başladılar ." (9) 
İktidara yaltaklanmak, ondan nemalanmak, iktidarın icraatlarının meşruiyetini sağlamak gibi bilgi işçilerine zül gelecek olan davranışlar kalem ve kâğıdı kirleterek tarihe büyük bir leke sürmekteler.   

Bugünİktidarla entelektüel arasındaki ilişkilerin rasyonel ve muhakemeye dayalı bir zeminden çıkarılarak tartışma ve eleştiri imkânlarının berhava edildiği çorak bir entelektüel iklim hâkim ‘’ (10) ise yapacağımız bütün açıklamalar ve tefsirler bu çölleşmeyi daha da büyütecektir.  

 

Selam ve dua ile...

 

1. Bilgi Sosyolojisi Ergün Yıldırım Marmara Kültür Yay. S: 190 

2. Bilgi Sosyolojisi Ergün Yıldırım Marmara Kültür Yay. S: 191 

3. İslamcılık Söylem ve Eylem. Lütfi Bergen. MGV Yay. S: 321 

4. Toplumun Vicdanı Olmak Mustafa Tekin Açılım Yay  S:100 

5. Toplumun Vicdanı Olmak Mustafa Tekin Açılım Yay  S:113 

6. Toplumun Vicdanı Olmak Mustafa Tekin Açılım Yay  S:111 

7. Bilgi felsefesi. Alparslan Açıkgenç. İnsan Yay. S: 17- 18 

8. Toplumun Vicdanı Olmak Mustafa Tekin Açılım Yay.  S:112 

9Toplumun Vicdanı Olmak Mustafa Tekin Açılım Yay.  S:101 

10. Toplumun Vicdanı Olmak Mustafa Tekin Açılım Yay.  S:112