Yazar : 462 Mustafa Öner - Zor Bir Fetret Döneminde Savaşa Mecbur Olmak!
15 Aralik 2017 Cuma

Zor Bir Fetret Döneminde Savaşa Mecbur Olmak!

Mustafa Öner

15-11-2017 11:36

Zor Bir Fetret Döneminde Savaşa Mecbur Olmak!

En çok barıştan söz edenler kana buladılar yeryüzünü! Peşinde olunan en büyük yalan demokrasi ve insan hakları idi! Şeytan ve nefislerini ilah edinen dalalete düşüp sapıtan güruh, hep insan kalma derdinde olan mazlumları, “demokrasi ve insan hakları” yalanları ile sömürdü tarih boyunca! Böylesi bir zamanın  Anadolu’daki insanları olarak sınanıyoruz. Ve hep birlikte izliyoruz en ahlaksız oyunları ve en acımasız ikiyüzlü savaşları!

Çok yıllar önce Anadolu’dan bir Timur geçti, tam da Anadolu beyleri kucaklaşıyorken! Bir olacaklardı, iri olacaklardı, diri olacaklardı! Olmadı, Timur efendi geldi ve birlikleri de, irilikleri de, dirilikleri de bir çırpıda yerle bir etti memlekette! Kim bilir cengaver Anadolu beylerinden Bayezid’ın  küçük bir inadı, belki de kendinden emin bir ruh haliyle iktidar kavgası, Anadolu yiğitlerine on yıla yakın pahalı ve fakat derin bir ders olarak gönderilmiştir! (Allahualem)

Tarihin her döneminde iktidar ve imkanlara sahip olma kavgaları olmadık ittifakları, koalisyonları zorunlu kıldığı gibi derin ve toplumları sarsıcı sürprizleri de doğurmuştur. Anadolu’da bir olmak, iri olmak, diri olmak adına rol alanlarımızın Yeni Dünya sisteminin büyük kavgalarının içeriye yansımalarını doğru okuması elzemdir! Memleket insanlarını her gün beyanat ve nutuklara boğarak Anadolu beylerinin bir, iri ve diri olmalarını ummak telafisi çok zor sonuçları doğurabilecektir. Şeytanın çok yönlü desiseleri, Anadolu nezdinde önemli yerler edinmiş isimler üzerinden dedikoduları ile geleceğe bakıp planlama yapmanın sonuçlarını derin bir analize tabi tutmak, on milyonlarca memleket evladının, belki de yüz milyonlarca ümmet-i Muhammed’in emanetini korumak adına çok önemlidir.

Şeytanlar koalisyonunun kendi açmazlarını ve acziyetlerini taşeron örgütler ile telafi etme planları artık kapalı kapılar ardında değil, irili, ufaklı parlamentolarında gerçekleştirilmektedir ve bu açıkça bir savaş ilanıdır! Bu tablo karşısında ne Rusya’ya yaklaşmak, ne de Çin’den medet ummak Müslüman bir Anadolu beyi için züldür!  Cinlerden ve insanlardan olan şeytanın pompaladığı teolojik tartışma gündemleri ve mezhepsel kavga ve çatışmalar, saraylarında şaraplarını yudumlarken ölümlerimizi naklen izlemelerini, adeta canlı film senaryolarına dönüşmesini sağlayacak hassasiyettedir.

Bilinmelidir ki İslam ümmeti peygamber aleyhisselamın yeryüzünden göçmesi ile farklı düşünmeye, iktidar mücadeleleri ile yüzleşmeye ve kendi içinde farklı dönemlerde kan dökmeye başlamıştır. Mutlak anlamda önlenemese dahi bugün özellikle Şii-Sunni blok bağlamındaki gerilim ve çatışmaların önüne geçme adına rol almak, emek vermek tarihi öneme haizdir. Üst düzey ziyaretlerin, stratejik arayışların ve koalisyon kurulacaksa atılacak adımların merkezi, Tahran’dır, Kahire’dir, çok elzem olmasa da Riyad’dır! Şeytanlar çetesinin ölümlerimizi naklen izlemesini istemiyorsak ümmete düşen budur! Zordur, meşakkatlidir, derin gerilimleri beraberinde getirecektir, halk kalabalıklarımız ve gereksiz gevezelerimiz nezdinde karşılık bulmayacaktır ama, inanıyorum ki Allah’ımızı memnun edecek bu günün vacibi değil, farzıdır!

Ve bunun üzerine Anadolu diyarlarından yerleşik tüm renklerimize, ana merhametiyle kucak açabilecek engin bir ses vermek düşmektedir rol alanlarımıza! Bir çok boyutta ihanet edenlerimiz çıkmış olsa da, kendilerinden emin olunamayanlarımız olsa da adaletin terazisine yalnızca Allah’ın rızasını umarak sahip çıkılması esas olmalıdır! Siyasi mülahazaların ötesinde şeyler yaşamaktayız ve daha büyük sıcak çatışmaların yaşanabileceği gerçeği çok yönlü hazırlıkları elzem kılmaktadır. Savaş atları hazırlamak daha güçlü kucaklaşmaları elzem kılmaktadır. Siyasi ve bürokratik ikballeri peşinde olanların tuzağına düşmemek, emanet ve ehliyet hassasiyetiyle Anadolu’nun inşasına yalnızca Allah’a kulluk/ibadet sorumluluğu ile yolda olmak beylerin ana sorumluluklarıdır. Ahirete inancımızın yakini ifadesi kulluğumuzun reel politiğe kurban edilmemesidir. Dört bir yanımız yasak meyveler donatılmış ağaçlar, yürüdüğümüz yol kenarında dönüp bakmamamız gereken nehir var!

Ve itirazlarımız var ise de şeytanlar koalisyonunun ümmetle savaşını, sayın Recep Tayyip Erdoğan üzerinden yürütüyor olması nerde durmamız gerektiğine dair istifhama sebep teşkil etmemelidir. Her an, her gün gerçekleşebilecek beklenmedik olaylar karşısında Anadolu yiğitleri olarak nerde duracağımız duyarlılığı beyinlerimizi tarumar eden tartışmalardan daha elzemdir.

Onlarca yıldır yalan barışlar ile aldatılan memleket insanlarımız bir avuç beyaz adamların keyifleri için dinlerini, izzet ve şereflerini az bir pahaya satamazlar! Zor bir zamanda, zor savaşların ortasında yaşadığımız bu yüzyılın zor fetretine iman, sabır ve namazla hazırlıklı olmak düşer Anadolu yiğitlerine! Bir olmak, iri olmak, diri olmak yalnızca Allah’a sırtını dayayıp, savaş atları hazırlamakla mümkün bugün, eli kanlı Rusya’nın, sessiz canavar Çin’in himayesinde değil  vesselam!

YORUMLAR
  • Ümran Yaka   17-11-2017 09:02

    Hem mevzunun vehametini işaret eden ferasetli bakış hem de hiç kaybolmayan bir umut. İşte bizim Mustafa ağabeyimizin üslubu, tarzı ve de duruşu.

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA