Yazar : 490 Nuh Muaz Kapan - Ali Şeriati ve Düşüncesinden Yansımalar
18 Kasim 2017 Cumartesi

Ali Şeriati ve Düşüncesinden Yansımalar

Nuh Muaz Kapan

13-11-2017 10:14

Ali Şeriati ve Düşüncesinden Yansımalar

Sizi rahatsız etmeye geldim.

Ali ŞERİATİ

I have no religion, but if I were to choose one,

it would be that of Sheriati’s.*

J.P. SARTRE

 

Ali Şeriati (1933-1977) yılları arasında yaşamış İranlı bir yazar ve sosyolog olarak karşımıza çıkmakta. İlk ve ortaokul döneminde derslerine fazla ehemmiyet vermeyen, geceleri sabahlara kadar kitap okuyan, fakat ödevlerini ihmal eden bir yapısı vardı. Öğretmen lisesi ve üniversite lisans eğitimi bittikten sonra burslu olarak Fransa Sorbonne Üniversitesi’ne giden Şeriati; Dinler Tarihi ve Sosyoloji alanlarında doktora derecesi aldı. Şeriati Fransa’daki eğitim dönemi boyunca birçok düşünürle tanışmış ve dostluk ilişkileri kurmuştu. Bu ilişkiler Batı düşüncesini kavramada ona kolaylıklar sağladı. Özellikle Bergson, Sartre, Camus, Gurwitch ve Massignon gibi şahsiyetler çok etkili olmuştur. Doğuda etkilendikleri ise Muhammed İkbal ve Mevlana’dır.

Ali Şeriati, İran’a döndüğü vakit görüşleri dolayısıyla bir müddet üniversiteye alınmamıştır. Bir süre ortaokul öğretmenliği yapmasına müteakip Meşhed Üniversitesi’ne alınmıştır. Tabi burada bir parantez açacak olursak; Şeriati, üniversite eğitimine gelene kadar ailesinden dini bakımdan ciddi bir tedrisattan geçmiştir. Özellikle babasını ilk hocası olarak görürken, dini ilimlerin birçoğunu ondan aldığını söyler.

Dini ilimlerin yanında Batı’da aldığı eğitim bir fikir adamı ve sosyolog olarak öne çıkmasında büyük etken olmuştur. Bulunduğu çağın olaylarıyla yakından ilgilenmiş ve bunlarla alakalı birçok eser ardında bırakmıştır. Bu eserlerinin bir- çoğu konuşmalarından oluşur, çok az bir kısmını kendi kaleme almıştır. Eserlerinin konuşmalarından oluşması ve sistematik bir tarzda olmaması nedeniyle sosyolojik disiplin açısından eleştirilmiştir. Şeriati ’de din hayatın merkezindedir. İnsanın bütün hayatına yön verir. Din sosyolojisi olarak nitelendirebileceğimiz çalışmalarını bu temele dayandırabilmekteyiz. Bu sosyolojik araştırmaları ortaya koyarken başlangıçta din kavramını ele almış ve devamında İslam dini üzerinden çalışmalarını sürdürmüştür.

Şeriati’nin temel meselelerinden birisi, İslam’ın insan anlayışıdır. Aristoteles mantığının insanı, konuşan bir hayvan olarak tanımladığı yerde; İslam insanı hem ilahi hem de şeytani olarak nitelendirmektedir. Bu iki zıt mantıksal olarak mümkün olmasa da insanda bir araya gelmiştir. İnsan toplum içerisinde yaşayan bir varlıktır. Dini inançlarda toplum içerisinde gerçekleşir. Şeriati buna bağlı olarak işe İslam’ın olan halini tespitle devam eder. Şeriati İslam toplumunu ele alırken, kendisine özgü yeni bir dil ile olaya yaklaşmaya çalışır.

Bazı eleştirmenlerin değindiği bir nokta olan dil mevzusu üzerinde biraz durmak gerekli: Şeriati, sosyolojik olarak dinin ve toplumun arasındaki bağları incelerken ve bunu tarihsel olarakta ortaya koyarken kendisine bir dil terminolojisi oluşturmaya çalışmıştır. Bu oluşan terminoloji daha çok kavramların İslamileştirilmesi noktasında geliştiğinden mütevellit tepki almıştır. Fakat oluşturmaya çalıştığı dil, özellikle İslami kesimin gençleri tarafından benimsenerek desteklenmiştir.

Şeriati’nin dil bağlamında unutmamamız gereken bir durum da ilim adamlarına yapmış olduğu eleştiridir ; Şeriati, Avrupa’da sosyoloji tahsili yapan bir ilim adamının, İran’a dönüşünden sonra orada öğrendiklerini kendi toplumunun özgün şartlarını dikkate almadan uygulamaya çalışmasını şiddetle eleştirmektedir. Onun eleştirilerine göre, bir sosyolog kendi toplumunun dinini veya burjuva sınıfını tanımak için Batılı sosyologların tanımlarını ve sosyalistlerin çözümlerini tercüme etmek yerine, bilimsel bir bakışla ve titiz analitik bir yöntemle kendi dininin veya toplumundaki burjuvazi sınıfı- nın analizini yapmaya çalışmalıdır. – Burada burjuvaziye verdiği önem; düşünsel manada Marx’ tan etkilenmiş olması ve toplumda ekonominin önemli bir yer olduğunu düşündüğü içindir.- Tercüme ve taklit yoluyla sürdürülen sosyolojik çalışmalar ise, anti-sosyoloji olarak değerlendirilmelidir. Şeriati ile paylaşmış olduğumuz ortak coğrafya ve din bakımından aynı dertlerle kendi ülkemizin de muzdarip olduğunu görmekteyiz.

Şeriati ’ye yapacağımız bir girizgâhta bahsetmemiz gereken bir diğer konuda Batı ile olan ilişkimiz ve kendimizi nasıl konumlandıracağımızdır. Şeriati yorumcularına göre; İran gençliğinin ve Türkiye’deki Müslüman gençlerin Şeriati ’ye gösterdiği ilgi, aynı zamanda, onun İslam’a ilişkin konularda Batılı toplum bilimsel kavramları ve Batının ünlü düşünürlerini kendi potasında eritebilmesinden kaynaklanıyordu. Bununla birlikte Şeriati, İslam’ın dinamik yorumlarını ortaya koymak için geleneksel malzemelerden de yararlanıyor ama onların içinde kaybolmuyordu. Bu minvalde Ali Şeriati, Batı’dan bağımsız olmak, için Batı’yı tanımak, bunun için de zihni, bireysel ve insani bağımsızlık gibi bir yüksek aşamaya ulaşmaya gayret etmek gerektiğini düşünmektedir.

Batı karşısında konumunu alacak olan Müslümanın gelenekle kendisine yüklenen değerler ile dini değerleri birbirinden ayırt edebilecek zihni bir yetişkinliğe ermesi gerektiğini söyler. Zihni bir yetişkinliğe varılmadığında, Batı ile olan münasebetlerin ne şekilde tezahür ettiğini göstermiştir. İbrik ve benzeri küçük simgelerle kendimizi ifade ettiğimizi düşünecek hale geldiğimizi söylemektedir. Bu konuda kadınlardan örnek vermektedir.

Şeriati, “solcu Müslüman aydın” olarak nitelendirilmesinde etkili olan kadınların haklarına karşı verdiği mücadeledir. Kadınlarla alakalı yaptığı bir konuşmasında; kadınların başlık parası ve buna benzer uygulamalarla hala bir nesne olarak görüldüklerini ve bu duruma karşı çıkıp kendilerini savunmaları gerektiğini belirtmiştir. Şeriatı, Batılı olmakla ilgili örneği kadınlar üzerinden vererek, toplumun içinde bir reel olarak kadının varlığının yok sayılamayacağını göstermeye çalışmıştır: “Modern olmayı, Batı moda başkentlerindeki en ünlü butiklerin giysilerini giyebilmeyle eş tutan İranlı kadınların varlığı, kadın özgürlüğünün ülkemdeki çarpık yorumlanışı nedeniyle insanı üzüntüye sokmaktadır.”

Batı ve İslam dini iki temel paradigma olarak karşısında durmaktadır. Ama Şeriati öncelikle İslam dini ile hesaplaşmak istemiştir. Din sosyolojisi açısından toplumun hayatındaki yaşayış düsturlarının en önemli etkenlerinden biri dindir. Din ile tam olarak hesaplaşılmadığı müddetçe yanlışları görmek ve mücadele etmek zordur. Bu açıdan bakılırsa; Ali Şeriati’nin iki temel hedefi vardı: Bunlardan ilki insanların geleneksel İslam’ı değil; gerçek İslam’ı anlamalarını sağlamak; ikincisi ise insanlara düşünme, sorgulama alışkanlığını kazandırmak. Mücadele ancak insanın kendisinin sorgulamasıyla mümkündür. Mezhepsel olarak farklı görüşlere sahip olması itibariyle her zaman eleştiriye tabi tutulmuş ve görüşleri yüzünden pek çok kez hapse girmiş olan düşünür, arafta olmak durumunu yaşamış insanlardan biridir. İslam Kültürü ve Batı düşüncesine hâkim olan Şeriati; kendi deyimiyle “tarihin kuyusunda tutsak bırakılan” İslam düşüncesine yeniden hayat sahnesine çıkartmak istemiştir. Şeriati, yine bir yerde kendisini “ Güçlü bir düşü- nür, iyi bir hatip, ama hayat yolunda felçli ve bastonsuz yürüyen bir hasta, aynı zamanda güvenilecek ama sürekli dalgalı bir gerçek” olarak tasvir etmiştir.

Sosyoloji disiplinin Türkiye’deki temel taşlarından biri olan ve şahsi olarak hayranlık duyduğum insan Cemil Meriç, Ali Şeriati için “ göller bölgesinde bir ada” diye niteleyerek “Kırk Ambar” kitabında ondan çok güzel duygularla bahsetmektedir. Şeraiti’nin bir bütün olarak düşüncesi hakkında yapılan bir eleştiri şöyledir: “Şeriati ‘de felsefi, antropolojik, tarihi içerimlerle karışık bir şekilde kavram ve içeriklerin İslam üzerinde temellendirilmeye uğraşıldığı bir sosyolojinin inşa edilmeye çalışıldığını; ancak bunu sistematik, epistemolojik, metodolojik bir içerik, temel ve bütünsellikten yoksun olduğunu düşünülmektedir.” Buna ek olarak Şeriatı beşeri bilimleri Kuran’a göre tanzim etmeye çalışırken yaptığının yalnızca bir Kuran’dan yorum çıkaran ve farklı bir şey olmadığını düşünenler olmuştur. Bunların haricinde de en önemli husus, Şeraiti’nin Batı dünyasını – özellikle Marx ve Sartre – iyi bilmesi ve bunun yanında yetişmiş olduğu dini yapıdan dolayı İslamiyet’i iyi bilmesi; onda arasında dengeyi sağlama konusunda problemler yaratmıştır. Sosyolojiyi İslam dünyasında yeniden inşa etme iddiasında iken, her iki dünyadan nasıl yararlanacağına dair düşünsel karmaşalar yaşamıştır.

Bütünsel olarak düşüncesinden bahsetmeye çalıştığımız Şeriati’nin temel kavramlarını ortaya koymaya çalıştık. Şeriati hakkında yazılanlardan çok, kendisinin okunmasının daha açıklayıcı olacağı kanaatindeyim. Tarih ve toplum sosyolojinin ve Ali Şeriati’nin temel taşlarıdır. Toplumunu tarihsel olarak dinsel yaşamı üzerinden, oluşturduğu yeni kavramsallaştırmayla açıklamaya çalışan bir şahsiyettir Ali Şeriati. Yaptığı kavramsallaştırma ile ortaya koyduğu sosyoloji ve dinler tarihinden iki eserinin alıntıları sizin dikkatinize sunuyoruz. Umarım anlattıklarımız bağdaşarak, aklınızda bir şeylerin oturmasına fayda sağlar…

Dinler Tarihi ve sosyoloji eseri olan ve tanınan kitaplarından “Dine Karşı Din”den aklımızda kalanlar; “Tarih boyunca, her zaman din, dine karşı savaş- mıştır ve hiçbir zaman bugün anladığımız şekliyle din, dinsizlikle savaşmamıştır.” “Bütün dönemlerde din, dine karşı ayaklanmış ve istisnasız her zaman dine karşı direnen hep din olmuştur.” “Kadim insan bütün dönemlerde ve bütün düşüncelerde dindar insan olarak karşımıza çıkar.” “ ‘Küfür’ kavramına bugün bizim yüklediğimiz din dışılık, dinsizlik gibi karşılıklar çok yeni anlamlardır. Ne İslam’da ne kadim metinlerde ne tarihte ne dinlerin herhangi birinde küfre dinsizlik anlamı verilmiştir. Zira dinsizlik diye bir şey yoktur.” “Müşrik dindardır ve dini bir şahsiyete sahiptir. Fakat gerçek dini ölçüler ve dini hakikatler açısından yanlış bir yola sapmıştır. Yanlış din, dinsizlikten farklı bir şeydir. Dolayısıyla şirk bir dindir ve insanlık tarihinin en eski din biçimi olarak kabul edilmiştir.” “İslam Peygamberine karşı kılıç çekenlerin, ona eziyet edenlerin kaçı dinsizdi, kaç tanesi hiç bir dini inanca sahip değildi? Böyle olan bir kişi dahi bulamazsınız. Hepsi, doğru ya da yanlış bir inanca sahipti. Peygamber dönemi boyunca İslam’a karşı savaş açan Kureyş’in ve bütün Arapların şiarı, ‘dine karşı din’ idi.”

Felsefi bir eseri olarak anılan “ İnsanın Dört Zindanı “ndan aklımızda kalanlar; “İnsan yaşamının en büyük sorunu bizzat ‘insan’ sorunudur. Hayat ne ölçüde aydınlanırsa aydınlansın, yeryüzünün güçlükleri ne ölçüde kolaylaşırsa kolaylaşsın, insan dünyaya ne denli egemen olursa olsun, sorunlar ne denli çözülürse çözülsün, bu ölçüde de ‘insan’ sorunu belirsizleşmekte ve giderek trajik boyutlara varmaktadır.” “İnsanın ne olması gerektiğini, ne olduğunu kavramıyor isek, diğer bir deyişle açık ve üzerinde anlaşılmış bir insan gerçeği düşüncesine ulaşmamış isek kültürü, eğitimi ve öğretimi, ahlakı ve toplumsal ilişkileri düzeltme yolundaki bütün çabalarımız boşunadır ve boşa gitmiştir. Böylelikle de aşılama ve ayıklama yöntemlerini, bağ bakımını ve bitki bilimini çağdaş bilimin en üst düzeyinde bilen, gelgelelim diktiği ağacın türünü düşünmeyip içinde bulunduğu toplumun hangi ürüne ihtiyaç duyduğunu göz önünde tutmayan bir bağcıya benzeriz.” “İnsan dört zorlayıcının etkisindedir; insan dört zindanın tutsağıdır.” “Bir hayvan türü olarak insan (beşer) Sosyolojizmin, Natüralizmin, Historizmin esiridir.” “Dördüncü zindan, zindanların en kötüsüdür. İnsan bu zindanda tutsakların en âcizi durumundadır. Bu zindan ‘Kendimdir’.” “Çağdaş insan ‘ne yapacağı’ konusunda her zamankinden fazla güç sahibidir. Ne var ki ‘ne yapması gerektiğini’ her zamankinden az bilmektedir. “İnsan üç zindandan bilim ile kurtulabilir. Fakat kendi zindanından bilim ile kurtulamaz. Çünkü bilginin kendisi de tutsaktır. Bu bilimin kendisi, bir tutsağın bilimidir.” “İnsan dördüncü zindandan din ile kurtulur, aşk ile kurtulur.”

 

KAYNAKÇA

* “Dini bir inanca sahip değilim, eğer bir din seçecek olsaydım bu Şeriati’nin dini olurdu”

Dine Karşı Din – Ali ŞERİATİ – FECR YAYINLARI

İnsanın Dört Zindanı – Ali ŞERİATİ – FECR YAYINLARI

ALİ ŞERİATİ – DİYANET VAKFI ANSİKLOPEDİSİ – NECDET SUBAŞI

ALİ ŞERİATİ’NİN DİNİ VE SİYASİ GÖRÜŞLERİ – KAYA OFLAZYÜKSEK LİSANS TEZİ

Kırk Ambar – Cemil MERİÇ – İLETİŞİM YAYINLAR

YORUMLAR
  • İbrahim Ethem TEL   14-11-2017 09:19

    Yüreğine emeğine kalemine sağlık sıhhat versin Rabbimiz, İnsan hatırladıkça diriliyor, Çalışmalarınızın devamını diliyoruz selametle,,

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA