Yazar : 256 Abdulaziz Tantik - Ahlaki Olan Nedir?
25 Eylul 2018 Salı

Ahlaki Olan Nedir?

Abdulaziz Tantik

31-10-2017 11:05

Ahlaki Olan Nedir?

Bir şeyin iyi olması ile ahlaki olması arasında bir fark var mıdır? Ya da ahlaki olan iyi olan mıdır? İyi olan ise ahlaki olan mıdır? Bu sorular bize ahlaki olanın ne olduğunu ve iyi olanın ne olduğunu göstermesi bağlamında önemini koruyacaktır.

İyi olan nedir? Eğer iyi, tanımı gereği her hangi bir şeyin yararına ve faydasına dair bir şey taşıyorsa o iyidir. Bu iyi tanımı aynı zamanda seküler bir iyiye de tekabül eder. Piyasa da teknolojik gelişmelere yönelik ‘Bak bu kadar insanların hayatlarını kolaylaştırıyor şu yapılan şey, şimdi bunu gerçekleştiren kişi cennete girmeyecek midir? Dediklerinde hangi cevabı vereceğimiz iyinin ne olduğunu belirtecektir. İyi kavramının değer taşıdığını ifade ettiğimiz andan itibaren aslında ona dışarıdan bir anlam yüklenmesi kaçınılmaz olacaktır. Bir Müslüman olarak iyi kavramının ancak Allah’ın, Elçileri aracılığı ile bize gönderdiği ilahi vahiyde belirlenen eyleme tekabül ettiğine iman ediyoruz. Bu yüzden iman olmadan iyi olmayacağı gibi bu iyi ile faydalı olanın farklılığına tekabül eder. Demek ki her iyi olan ahlaki olana tekabül etmeyebilir. Ama her ahlaki olanın iyi olana tekabülü mümkündür. Bunu sağlayacak olan şey iyi ve ahlaki olanın ilahi bir değer tarafından belirlendiği zamandır.

Ahlaki olanın erdemle buluşması iradi bir tavra dayalı olması kaçınılmaz olandır. Çünkü herhangi bir eylem iradi değilse zaten ahlaki olma özelliği de taşımaz. Burada ahlaki olanın hem eylem ve hem de eyleyen açısından bütünlüğünü dikkate aldığımı belirtmeliyim. Dolayısı ile ahlaki olan negatif bütün fayda ve çıkarları aradan çıkartacak bir özelliği beraberinde taşır. Çünkü yapılan eylemin bir karşılığı söz konusu olduğunda bu karşılık daha çok dünya ile sınırlı olmakla birlikte kişisel faydayı taşıdığında öteki âlemle de ilişkisi kurulabilir. Daha saf bir ahlakilik bağlamında bu böyle olur.

Şimdi ahlaki bir tavırla ve iyi ile ilişkisi bağlamında beklentisizliği yeniden düşünmeliyiz. Beklentisizlik, şahsi konumu ve dünyevi beklentiyi dışlayan bir bakışı içermektedir. Yoksa hiçbir beklentinin olmadığı anlamına gelmez. Ama buradaki beklenti de şahsi bir durum yok. Örneğin; hakikat için yapılan bütün faaliyetler beklentisizliği işaret eder. Çünkü hakikat herhangi birinin yararını veya çıkarını gözetmez. Hakikat ne ise o olduğu için tebeyyün eder. Ya da ilahi rızayı gözetmek, herhangi bir davranışın ilahi rızayı gözettiği zaman bu şu demektir: herhangi bir beklenti içinde olmadan bir eylemi salt değer ve erdem olduğu ve emri ve nehyi içerdiği için yapmaktır. O zaman burada bir beklenti oluşmaz. Çünkü beklenti anlam hinterlandı içinde aslında negatif bir boyut taşır. Bu negatif boyut ancak başkası için ortaya konulduğunda pozitif hale dönüşür. O zaman ahlaki bir eyleme dönüşür. Yani ahlaki olan; beklentisizliği eksene alan iradi bir tavır olarak ortaya konan şeydir.

Bir örnekle bunu somutlaştıralım…

Öğrenme bir faaliyettir. Bu faaliyet bazen kişiye rağmen de gerçekleşir. Kişi, ailesinin veya toplumunun kendisine yüklediği anlamı gerçekleştirmek için bir işe soyunur. Burada iradi bir tavır olmadığı için bu öğrenme faaliyeti ahlaki bir eyleme dönüşmez. Ya da öğrenme sürece aynı zamanda gelecekte kendi nafakasını çıkarmak ve iş için kullanma adına olur. Bu faaliyet yine ahlaki olamaz. Ancak şu şartla; rızkı kazanmak, sorumluluğundaki kişilere infak etmek ve ihtiyaç sahiplerine dağıtacak karaktere sahip olmak ve başkası için paylaşıma açmayı öncelediğinde ahlaki bir eyleme dönüşür. Yani öğrenme sürecini, şahsi faydasına yönelik bir eyleme dönüştürdüğünde eylem ahlaki olmaktan çıkar. Ama öğrenimi hakikate ulaşma, doğruyu öğrenip ona uygun düşünme ve tavır alma, erdemli davranmanın vasatını oluşturma için yaptığında ahlaki olana dönüşür.

İradi tavır koymak, sorumluluğu üstlenmek anlamına da gelecektir. Her sorumluluk aynı zamanda kişiyi özgürleştirecektir. Bu noktada da ahlaki olanın özgürce yapılması anlamına geldiğini özellikle vurgulamak gerekecektir. Bu yüzden baskı altında zorla bir şey yapmak da ahlaki olana ait değildir. Ahlaki olan, özgür, beklentisizce ve iradi olarak yapılan şeye tekabül eder. Bu da iman ile taçlandığında anlamlı hale gelir.

Yani ahlaki olanı belirleyen şey insanın dışında aşkın bir varlığın; Allah’ın gönderdiği bilgidir. Bu yüzden somut durumlar üzerinden elde edilen bilgiye dayalı eylemler ahlaki olma vasfını kazanamazlar. Burada bu dünyaya ait olan şey bu dünya ile sınırlıdır. O eylemin bu dünyanın sınırlarını aşmasının tek şartı vardır: o da taşıdığı anlamıdır. İşte anlam da insanı aşan bir varlık tarafından yüklendiğinde anlamlı olur.

Yani ahlaki olan, ilahi bilgi ile değere dönüştürülmüş, sorumluluk çerçevesinde özgürce yerine getirilen ve bu yerine getirilmede bir beklenti oluşturmadan iradi davranılan şeydir.

Şimdi ahlaklı mıyız? Sorusu daha da anlamlı hale gelmektedir. Ama somut olarak kötü olarak tasnif ve tarif edilmiş olanı yapanlar hariç niyet ile ilişkili bölümü için kişinin kendisine cevap hakkı bırakılmalıdır. Böylece herkes kendisini sığaya çeksin ki tepkisellik yüzünden kendi hakikatini örtmesin…

Bu noktada her insanın kendisine düşen bir sorumluluk vardır: eylemlerinin niteliğini kendisi belirlesin ve hesabını da kendisi versin. Aşikâr olanlar için hem bu dünyada hem de öteki dünyada hesabın verileceği şey belirlidir. O zaman korkmadan cesaretle kendimizi eleştiriye tabi tutalım ve ahlaki tavırlar içinde olup olmadığımızı öncelikle kendimiz belirleyelim ki kendimizi düzeltme ve imar etme imkânını elde edelim… Vesselam…

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA