Yazar : 258 Abdullah Muradoğlu - Yeniden sömürgecilik mi geliyor!
18 Aralik 2017 Pazartesi

Yeniden sömürgecilik mi geliyor!

Abdullah Muradoğlu

10-10-2017 08:29

Yeniden sömürgecilik mi geliyor!

izim medyada gözden kaçtı ama ABD’de, özellikle akademik camiada önemli bir polemik yaşandı. Bu tartışma yakın bölgemizde yaşanan gelişmelerle de ilgili. Önce bir hatırlatma yapalım.  “I. Dünya Savaşı”nın sonunda sömürgeci güçler “Osmanlı İmparatorluğu”nu parçalayarak aralarında pay ettiler. Yakın bölgemizin siyasi haritası  aşağı yukarı1916’da İngiltere, Fransa (ve Rusya) arasında sinsice imzalanan  “Sykes-Picot” anlaşmasının ürünü.

Yüz yıl sonra yakın bölgemiz yine ufalanma sürecine sokuldu. Irak’ta ve Suriye’de yaşanan, ancak etkisini daha geniş bir havzada hissettiren süreci doğru okumak gerekiyor. Barzani’nin referandumuyla,  “Katalanlar”ın referandumuna Batı dünyasından gelen tepkiler ise dikkat çekici. İlkine tepkiler yumuşak tonlardayken, Katalanlar’a tepki çok daha sert tonlardaydı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiye edilmesine yönelik süreç aslında 19. Yüzyılın ilk yarısında başladı.  İngiltere, “Rusya faktörü” ve diğer jeo-politik gerekçelerle süreci geciktirme yoluna gitti. Alman iktisatçı Friedrich List 1841’de yayınladığı “Politik Ekonominin Ulusal Sistemi” başlıklı kitabında Avrupalı büyük güçlerin Asya kıtasında ortak ekonomik çıkarları bulunduğu gerekçesiyle uluslararası bir sistem inşa etmeleri gerektiğini savunuyordu. List, kitabında “Osmanlı Türkiyesi”nin ceset halinde olduğunu ve bir süre daha dışardan destekle yaşayabileceğini vurgulayarak, “Durum, Perslerle Türkler kadar, Çinlilerle Hindular ve diğer tüm Asyalı halklarla tamamen aynı” diye yazmıştı.

Asya uluslarının dağılmasının kaçınılmaz olduğunu savunan List’e göre Asya vesayet altına alınmalı. Asya hem Avrupa sanayiisine ham madde tedarik etmeli, hem de pazarları sınırsız şekilde Avrupalılara açılmalıydı. List, Avrupalı güçlerin ortak çıkarlarının, Akdeniz,  Kızıldeniz ve Basra Körfezi’ndeki güzergahlar üzerindeki ‘Asyatik barbarlık’ barikatlarının  yıkılmasını gerektirdiği kanısındaydı. Zira bu “Asyatik güçler” Asya pazarlarını sömürgeciler için geçirimsiz kılıyordu. 19. Yüzyılın dördüncü çeyreğinde sömürge programı hedefine büyük ölçüde ulaştı. 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde ise Osmanlı parçalanarak “Büyük Oyun” tamamına erdirildi. Şimdi yaşadığımız süreç, ikinci “Büyük Oyun”un yansımalarıdır.

Yazının başına dönecek olursak,  “Portland State Universitesi”nden Siyaset Bilimci Prof. Bruce Gilley, “Üçüncü Dünya(Third World Quarterly)” dergisinde “Sömürgecilik Davası” başlıklı bir makale yayınladı. Gilley, Latin Amerika, Afrika ve Asya’da yaşanan sorunların sömürgeci geçmişlerinden kaynaklanmadığını, tam aksine sömürge yönetimlerinin bu kıtaların ekonomik, siyasi ve kültürel gelişimine olumlu katkılar sağladığı görüşünde. “Sömürge mirasını kucaklayan ülkeler genelde bunu reddeden ülkelerden daha iyi durumda” diyen Gilley, sömürgeciliğin mirasını yeniden düşünülmesini değil, aynı zamanda yeniden canlandırılması gerektiğini savunuyor. Gilley, “100 yıllık felaket yeterlidir. Sömürgeciliği yeniden teşvik etmenin zamanı geldi” diyor ve devam ediyor, “Özellikle kırılgan ve zayıf devletlerde, Batı tarafından yeni bir sömürgeleştirme geçerli bir seçenek”.. Gilley daha da ileri giderek, “Belki Belçikalılar Kongo’ya dönmelidir” diyordu.

Gilley’in beyin yakan görüşleri akademik camiada sarsıntıya yol açtı. Makalenin dergiden çıkarılması için girişimler başlatıldı. Akademisyenler de ikiye bölündü. Derginin yazı işleri kurulunda olan Prof. Noam Chomsky, ‘tehlikeli kapılar’ açtığı için yazının kaldırılmasına karşı çıkarken, 34 kişilik dergi editörünün neredeyse yarısı, Gilley’in “Beyaz-Irkçı” görüşler savunduğu gerekçesiyle istifa etti. Tartışma hâlâ sürüyor ama benim dikkat çekmek istediğim husus, sömürgeci zihniyetin yeni projelere hazır halde olması. Gilley buna sadece ayna tuttu.

kaynak: Yeni Şafak

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA