Yazar : 397 Bülent Orakoğlu - Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma stratejisi (Hornet’s Nest)
18 Aralik 2017 Pazartesi

Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma stratejisi (Hornet’s Nest)

Bülent Orakoğlu

09-10-2017 07:37

Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma stratejisi (Hornet’s Nest)

Irak ve Suriye’den başlayıp Türkiye dahil dünyadaki tüm İslam ülkelerini etnik ve mezhepsel farklılıklar nedeniyle birbirine düşürme ve parçalama stratejisi (Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma ) Washington Tel Aviv ve Londra eksenli  bir NATO projesi  olarak devam ettiriliyor. Bu önemli iddia ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA ve Ulusal Güvenlik Dairesi NSA’nin eski ajanı Edward Snowden’e ait. Bugüne kadar pek çok önemli bilgiyi açıklayan Snowden, son olarak Suriye ve Irak’ta kelle kesen en acımasız işkencelerle insanları katleden DEAŞ’ın arkasında ABD, İngiltere ve İsrail istihbaratlarının bulunduğunu söylemişti. DEAŞ’ın bölgede İsrail’in güvenliğini sağladığını iddia eden Snowden’a göre ABD, İngiltere ve İsrail istihbaratları dünyadaki bütün terörü ’’eşek arısı yuvası’’ (Hornet’s Nest )adlı bir stratejiyle bir araya getirmeye çalışıyor. Bu haber üç hafta sonra Wikileaks tarafından yalanlansa da DEAŞ lideri El Bağdadi’nin ABD’li senatör John McCain ile aynı karede yer aldığı 2 fotoğrafı ortaya çıkması iddiaları doğrulaması açısından önemliydi sanırım. Uluslararası üne sahip gazeteci yazar ve stratejik risk danışmanı William Engdahl da, IŞİD’in bir CIA/NATO projesi olduğunu söylemişti. İran Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hasan Firuzabadi  ise DEAŞ’ın ABD ve İsrail tarafından, Siyonizm’in çıkarlarını korumak için oluşturulduğunu iddia etmişti.

DEAŞ küresel vesayet savaşlarının maymuncuk anahtarı

DEAŞ’ın yaklaşık 1 asır önce ABD 1’nci dünya savaşını kazanan devletler tarafından masa başında çizilen Sykes-Picot (Irak Suriye ) sınırını buldozerlerle yıkması karşısında ABD ve NATO’nun  sessiz kalması  bu terör örgütünün küresel vesayet savaşlarının maymuncuk anahtarı olduğunu açık bir işaretiydi.  DEAŞ gerek Irak’ta gerekse Suriye’de mizansen savaşlarla NATO ve ABD’nin menfaatleri doğrultusunda hareket etmişti. Amerika PKK/PYD terör örgütüne DEAŞ ile savaşıyor bahanesiyle binlerce TIR ağır silah ve mühimmat yardımı yapmaya devam ediyor. DEAŞ eliyle Telafer, Musul, Kerkük ve Sincar’daki Türkmenler bu bölgelerden sürülmüş yerlerine Kürt’ler yerleştirilerek demografik yapıyla oynanmıştı. Bu sayede Kerkük’ün denetimi IKBY’nin eline geçmişti. Türkiye önce DEAŞ’a sonra El Kaide’ye (El-Nusra) yardım ediyor yalanı ile hedef alınarak NATO ve PENTAGON merkezli 3 darbe girişiminin hedefi yapılmıştı. Türkiye ile NATO ve ABD arasındaki örtülü savaş Irak ve Suriye’de ve ülkemiz içinde terör örgütleri üzerinden devam ediyor. Yaklaşık 1 yıl önce Türkiye’nin ulusal güvenliği ve toprak bütünlüğünü tehdit eden terör koridoruna karşı Türkiye Fırat Kalkanı operasyonunu başlatarak küresel güçlerin oyununu bozmuştu. ABD destekli PKK/PYD terör örgütü Kobani ve Cizire Kantonlarını Afrin’e bağlayarak kurmak istediği PKK koridoruna Türkiye izin vermemiştiÜstelik Cerablus ve  Rai ‘de huzur ve barış sağlanarak 100 bin sığınmacı evlerine geri döndürülmüştü. 6 büyük, 14 küçük çaplı muhalif grubun birleşmesiyle ilan edilen Heyet-i Tahrir Şam (HTŞ), İdlib’de birçok noktayı kontrol altında tutuyor.

İdlip Operasyonu
(Fırat Kalkanı 2 )

İdlip’te yerel nüfusla birlikte 4 milyona yakın insan yaşıyor. Rusya-Türkiye ve İran’ın askeri üs ve çatışmasızlık bölgesi oluşturmak için karar aldığı İdlip’de 6 büyük 14 küçük çaplı muhalif grubun birleşmesiyle ilan edilen HTŞ (EL-Nusra’nın çekirdek kadroları)  diğer yapı ve gruplara karşı üstünlük sağlamış durumda bulunuyor. Wikileaks belgelerinde Hillary Clinton döneminde El-Kaide ile iletişimin gerçekleştirildiği belirtiliyorsa da bu politika ABD’nin İslam coğrafyası kapsamında uzun yıllardan bu yana takip ettiği bir proje. ABD bu bağlamda sadece El-Kaide değil, IŞİD, El-Nusra, Boko Haram, PKK/PYD ve PJAK gibi her türlü terör örgütünü taşeron ve piyon olarak kullanacak stratejileri fütursuzca uygulamaktan kaçınmıyor. ABD bir taraftan El-Nusra’yı ileri sürerken diğer tarafta Kürt kartını oynayarak, Barzani’nin bağımsızlık referandumu ile oluşturulan Kuzey Irak  Kürdistan’ı ile eş zamanlı olarak tasarladığı kuzey Suriye  Federal yapılanmasını birleştirerek  ‘PKK Koridorunu’ tamamlama gayreti içinde görülüyor.

Türkiye ise karşı tedbir olarak İdlip’e bu çerçevede Hatay Reyhanlı hattından Afrin sınırından girerek, Fırat Kalkanı Harekâtı ile temizlenen Azez bölgesine ‘geçiş koridoru’ oluşturma arzusunda. Böylece İdlib ile El Bab bölgesi arasında bir koridor kurulmuş olacak. Bu koridor aynı zamanda YPG’nin Menbiç hattı ile Afrin hattını da tamamen kopararak terör koridorunun kurulmasını kesin olarak engellemiş olacak. Bölgedeki Tel Rifat, YPG’den temizlenerek, Azez bölgesindeki Tel Rıfatlıların ilçelerine dönmesi sağlanacak.

Böylece Afrin abluka altına alınarak Amanos Dağları üzerinden Türkiye sınırında tehdit oluşturması önlenecek. Türkiye bu hamleyle, ABD destekli YPG’nin olası İdlib operasyonu ile Hatay- Reyhanlı sınır hattından oluşacak yeni bir göç dalgasının önüne geçmiş olacaktır. Bir sonraki hamle ise El Bab’daki hakimiyet alanını Afrin ve Menbiç yönünde doğu ve batıya doğru genişletme olabileceği belirtiliyor.

Kaynak: Yeni Şafak