Yazar : 253 Abdullah Yıldız - Çatışmasız bölge
19 Ekim 2017 Perşembe

Çatışmasız bölge

Abdullah Yıldız

09-10-2017 07:08

Çatışmasız bölge

Ortadoğu’da dengeler çok çabuk değişiyor. Önce Putin ile Erdoğan Türkiye’de,  Irak ve Suriye’deki gelişmeleri ve Kürtlerin bağımsızlık referandumu konularını görüştüler. Kuzey Irak’ta yapılan referandum konusunda Irak Kürt Yönetimi’ni ekonomik yaptırımlarla tehdit eden Türkiye, keşke daha diplomatik bir dil tercih etseydi. “Ambargo uygularsam aç kalırlar” söylemi bize yakışır mı bilmem ama, Kuzey Irak sadece Kürtlerden ibaret değil. Hem sonra Kürtlerin hepsi de Kürdistan devleti taraftarı değiller. Kendi ülkemizde de çok sayıda Kürk kardeşimizin olduğunu hesap edersek, biraz daha hassas olmamızın elzem olduğunu düşünüyorum. Türkiye, Irak Kürt Yönetimi’ni ekonomik yaptırımla tehdit ederken, Putin de Kürt sorununu; Suriye, İran ve Türkiye’nin ittifak modeline çekmeyi hedefliyor.

Türkiye, bundan bir süre önce Rusya ve İran’ın Astana’da, İdlib›te oluşturulacak “çatışmasızlık bölgesi” konusunda anlaşmıştı. Bugün 3 devlet, Suriye’nin İdlib kentinde çatışmasız bölge için düğmeye bastı. Erdoğan “TSK İdlib sınırları içinde, Rusya Silahlı Kuvvetleri sınırların dışında görev yapacak” dedi. Haydi hayırlısı olsun. Suriye’nin bugüne gelişinde Esed rejiminin elini güçlendiren, katledilen bunca insanın sorumlusu olan İran ve Rusya, İdlib’te çatışmasız bölge konusunda Türkiye ile anlaşabiliyorlar. Acaba menfaatleri nedir? Bu duruma sessiz kalan (en azından öyle gözüken) büyük şeytan Amerika ne düşünür? Suud rejimi ile İsrail’i, nereden ve nasıl bu işin içerisine bulaştırır?

Uzun vadede İsrail’in İran’a galebe çalması ve olası tehditlerini bertaraf etmek için Sünni Arap ülkelerinin İsrail’e verecekleri destekle İsrail-Filistin arasında bir barışı sağlamayı planlıyor.  Korkularının temelinde sadece IŞİD değil, aynı zamanda İran da var. İsrail terör devleti, Rusya’nın altın tabakla İran’a iki fırsat sunduğunu (Suriye ve uranyum) deklare ediyor. Peki neden İran’a bu kadar şartlı bakar İsrail? İsrail’in asıl endişe sebebi ne olabilir? Bir kere İsrail, artık Esad rejiminin bölgede istikrarı sağlayacağına inanmıyor. Suriye savaşına katkı sunan İran’ın, bunun karşılığını alacağını ve Akdeniz’e kadar genişleme planı içerisinde olduğunu düşünüyor. Haksız mı? Şimdilik yorum yapmıyoruz. Ne de olsa İdlib Çatışmasız noktasında müttefikimiz oldu İran.

Müttefik düşman olur mu?

ABD’nin Ortadoğu Stratejisi şimdilerde Kürtler üzerinden şekillenmeye başlamıştır. Kürtler referandumla bağımsızlık taleplerini duyurmuş, bütün dünyada bağımsızlıkları konusunda çok ciddi bir algı oluşturmayı başarmışlardır. Bakalım Rusya, Türkiye ve ABD arasında nasıl bir politika izleyecek? Öte yandan Amerika ve de İsrail, Türkiye ve İran’ı birbirine düşürmeyi mi hedefliyor? Elbette Türkiye, İran ve Rusya’nın birlikteliği önemlidir. Bölgede söz sahibi olmanın yolu, bizzat sahada olmaktan geçiyor. Eğer sahada etkin bir şekilde yoksanız, bölgenin aktörleri masada sizi nakavt ederler.

 Kazakistan’ın başkenti Astana’da Suriye’nin bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı duyulduğu belirtilen açıklama yapılmıştı. O açıklamalar bugün semeresini veriyor. Dileriz İran’la Türkiye arasında gerçekleşen koordinasyon aynı zamanda bir işbirliğine ve gerçek dostluğa da dönüşür. Zira bölgede İsrail ve Amerika’nın hesapları küçümsenecek gibi değil. Moskova ve Tahran’ın Suriye’ye istikrar getirme gibi gerçekten samimi bir niyetleri varsa, çatışmasız bölge için gösterdikleri gayreti, yanlarına Türkiye’yi de alarak Halep’te, Şam’da ve Esad rejiminin hakim olduğu tüm alanlarda da göstermeleri gerekir. Suriye’de yıkılmadık, yakılmadık hane kalmadı. Milyonlarca insan öldü. Bize göre Esad kadar İran ve Rusya da suçludur. “Bu bir vicdan meselesidir” deyip açık kapı politikası uygulayan Türkiye, kendi topraklarında 3.5 milyon mülteciyi ağırlarken her iki devlet ne ile meşguldü?

Ateşkes anlaşması

Yeni adıyla çatışmasız bölge için Türkiye, Rusya ve İran Astana’da masaya oturdular ve anlaştılar. Buna göre Türkiye, İran ve Rusya’nın imzaladığı mutabakat metnine göre, Suriye devletine bağlı güçler ile silahlı gruplar arasındaki çatışmaların en yoğun olduğu dört noktada “çatışmasızlık bölgesi” kurulması ve bunun da altı ay boyunca geçerli olması öngörülüyordu. Bu dört noktadan birisi İdlib’ti. İdlib, PYD açısından da büyük önem arz ediyor. Zira TSK’nın İdlib’e üs kurması, PYD’nin Akdeniz’e açılma planını suya düşürecektir.

Kaynak: Yeni Akit

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA