Yazar : 488 Hüseyin Likoğlu - ABD’nin kabaran öfkesi
22 Ekim 2017 Pazar

ABD’nin kabaran öfkesi

Hüseyin Likoğlu

09-10-2017 07:05

ABD’nin kabaran öfkesi

Tayini Afganistan’a çıkan ABD’nin Ankara Büyükelçisi, giderayak Türkiye’ye öfke kustu. Bu öfkenin hem kişisel hem de kurumsal olduğunu söyleyebiliriz. Kişisel, çünkü John Bass kendisine verilen görevi başaramadı. Dolayısıyla tenzili rütbe ile Afganistan’a gönderildi. Eğer 15 Temmuz ihanet girişimi başarılı olsaydı, Bass, ABD’nin müstakbel dışişleri bakanı adayıydı. John Bass, 15 Temmuz ihanet girişimini akamete uğratan Türk milletine ve Türkiye’ye bundan dolayı büyük kin duyuyor. Kurumsal bir tepki, çünkü ABD 2009 yılından buyana Türkiye’de yaptığı siyasi ve ekonomik operasyonların hiçbirinden netice alamadı. Üstelik her operasyondan sonra bir piyonunu kaybetti.  

ABD’nin öfkesini kabartan olayları kronolojik bir sıralamayla ele alırsak, bugün yaşadıklarımızı daha iyi anlayabiliriz. 

2009 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Davos’ta Siyonist İsrail’e “one minute” çekti. ABD bu olaydan sonra Türkiye’ye karşı harekete geçti.  

2010 yılında İran’ın nükleer faaliyetlerini bahane eden ABD, İsrail’in arzusu doğrultusunda BM’de İran’a yaptırım kararı aldırdı. Bu yaptırım kararına Türkiye ve Brezilya karşı çıktı. ABD, Türkiye ve Brezilya’nın bu tutumundan duyduğu rahatsızlığı hiç gizlemedi. Her iki ülkeye yönelik darbe girişimini bu olaydan hemen sonra başlattığını biliyoruz. Nitekim Brezilya’da Gezi benzeri kalkışma neticesinde sonuç alındı.  

2011’de Türkiye’nin en köklü sorunu Kürt sorununu çözmek için başlattığı girişim sabote edildi. Oslo görüşmeleri basına sızdırıldı. 

2012, 7 Şubat MİT krizi… 

2013, Gezi Kalkışması ve 17-25 Aralık yargı darbesi girişimi…

2014 MİT TIR’ları hadisesi ve Kobani bahanesi ile 6-8 Ekim olayları… 

2015, terör olaylarının yeniden başlaması ve Rus uçağının düşürülmesi…

 2016, 15 Temmuz ihanet ve işgal girişimi… 

Yukarıda yıl yıl sıraladığım tüm olaylar bilfiil ABD’nin Türkiye’ye karşı yaptığı ve içerideki maşalarınca icra edilen operasyonlardır.

John Bass’ın selefi Frances Ricciardone, 17-25 Aralık kumpasından sonra “İran’a uyguladığımız ambargoyu Halk Bankası ile kaldırdılar. Bunu engellemek için harekete geçtik. Bugünden sonra İmparatorluğun çöküşünü izleyeceksiniz” demişti.   

Peki, nereden biliyordu bütün olacakları Ricciardone? Biliyordu, çünkü 17-25 Aralık kumpasının hazırlandığı Adalet Akademisi’ndeki beyaz kamelyanın müdavimiydi. Fetullahçı yüksek yargı teröristleri Ahmet Hamsici, Ayşe Neşe Gül, Hüseyin Yıldırım Adalet Akademisi’nde yargı darbesini tezgahlarken, kendini müstemleke valisi gibi gören Ricciardone başlarında bekliyordu. 

Türkiye’ye yönelik ihanet girişimlerinin arkasında ABD’nin olduğu en aşikar bir şekilde 15 Temmuz’un ardından ortaya çıktı. 15 Temmuz dost ve düşmanlarımız için turnusol kağıdı oldu. Maskeler düştü, gerçekler gün yüzüne çıktı. İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli Metin Topuz’un ilişkilerinin ortaya çıkması ABD’yi çok öfkelendirdi. Önce yazılı açıklama ile öfke dile getirildi. Ardından John Bass, kendi kriterlerine göre gazeteci saydıklarını çağırarak  öfkesini sözlü olarak da dile getirdi.  

Niye bu kadar öfkelendirdi ABD’yi Metin Topuz? Çünkü yukarıda saydığım tüm ihanet olayları ile ABD arasındaki ilişkileri gözler önüne serdiği için. Topuz’un Gezi, 17-25 Aralık, MİT TIR’ları, El Kaide irtibatları ihanetin derinliğini gösteriyor.   

Şüphesiz daha derin bağlantılar ortaya çıkacak. Ancak Adil Öksüz’ün 15 Temmuz ihanet girişiminin ardından ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki irtibatı henüz ortaya çıkmadı. O irtibatın arkasından da Metin Topuz mu çıkacak, soruşturma aşamasında göreceğiz.  

Sadece Metin Topuz olayı ABD’nin öfkesini kabartmıyor şüphesiz. İncirlik’te neler oldu, Adana’da düşürülen ABD İHA’sı, Hatay’da yakalanan sözde ABD’li gazetecinin üzerinden çıkan elektronik cihazlar, İzmir’de tutuklu ABD’li sözde papaz.  

Türkiye, 15 Temmuz ihanetinin faillerini ortaya çıkardıkça ABD’nin öfkesi daha da kabarıyor. Öfkesi kabardıkça da terör örgütü PKK başta olmak üzere Türkiye’ye karşı düşmanca hareket içinde olan tüm terör örgütlerine daha fazla silah veriyor. Hele hele 50 yıldır besleyip bugünler için büyüttüğü Fetullahçı teröristlerin tek tek müebbet cezasına çarptırıldığını gördükçe çılgına dönüyor.

Kaynak: Yeni Şafak