Yazar : 233 Ramazan Kayan - Adaletin adı var
19 Ekim 2017 Perşembe

Adaletin adı var

Ramazan Kayan

08-10-2017 08:37

Adaletin adı var

Âdemoğullarının adalet arayışı, Âdem’in iki oğlundan beri biteviye devam ediyor…

Adalete yönelik ilk cinayet Kabil kompleksi ile başladı…

Adaletsizlik insanlığa kriz, kaos, kâbus, travma ve trajedi olarak döndü hep…

Yaşamın anlam ve amacı adalete yüklüdür…

Medeniyetleri bedevilikten, barbarlıktan, bağnazlıktan ayıran adalettir…

Adalet içermeyen medeniyet, devlet, cemaat, cemiyet, aile, kişi ve kurum çürümeye mahkûmdur…

Adaleti ıskalayanlar ne ıslah olabiliyor ne de iflah…

Adaletin aşındığı yerde Hakkın hakkına halel geliyor…

Aslında insanoğlunda adalet hissi fıtridir… Ancak fıtrata yönelik fesat ve tahribat insanı tanınmaz hale getirdi…

Beşer bozguncu ve kan dökücü bir mahlûka dönüştü…

Adalet arayışı sürekli akamete uğradı…

İnsanın kabaran hız, haz, hırs, heva, haset ve husumet duyguları hak, hukuk, hakikat ve adalet bilincini felç etti.

İtidalini, insafını yitiren toplumlar intikam ve ihtirasın pençesinde perişan oldular…

Kimi zamanlarda adalet adına cinayetler işlenir oldu…

Haksızlıklar, sömürüler, adalet ve insan hakları söylemi ile sürdürüldü…

Mazlum rolüne bürünmüş zalimler, adalet umudunu istismar ettiler…

Hâlâ ‘’adalet’’çilik yapanlar saltanat ve sömürü düzenlerini ustaca sürdürebiliyor…

Zulümlerini hümanizma sloganları ile kamufle edenler, dünyanın geleceğini karartıyorlar…

Adaletin teorisini, felsefesini, mantığını çok dinledik, ama dünya adalete aç…

Kalkınmışlıklarını başkalarının kan, gözyaşı ve emeği üzerinden sürdürenlerin adalete ne niyetleri, ne çözümleri, ne de ihtiyaçları var…Adalet adına sempozyum, çalıştay, panel, yasal düzenleme var ama bir o kadar da yolsuzluk, haksızlık ve sömürü de artış var…

Sorun biraz da insan sorunu!.. Sistem sorunu!..

Adaletin partisi, sarayı, yasası, STK’sı, şarkısı, şiiri ve sloganı var da kendisi yoksa çözümü doğru yerde aramak lazım…

Hukuk fakülteleri artıyor, mezunlar çoğalıyor, fakat adalet bilinci köreliyorsa ‘’kusur nerede’’ diye soracağız…

Değerleri olmayanlar adaleti değerlendiremezler…

Bizim kutsadığımız adalet hangi adalet?

Referansı Allah olan bir adalet… Aşkınlığa inanan bir adalet… ‘’ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى

‘’Kimse bir başkasının suç(günah) yükünü çekmez ve onunla yargılanmaz.’’gerçeğine yaslanan bir hukuk…

Boynuzlu koçtan, boynuzsuz koçun hesabının sorulacağı inancı ile…

Karıncanın hukukunu sultan Süleyman’dan soracak bir adalet algısı ile…

Tevhitle temellendirilmeyen adalet yetersizdir… Görece adalet tanımları insanı tatmin etmiyor…

Allah’ı devre dışı bırakan tüm düşünce, doktrin, devlet, durum, davranış sonuç itibarı ile dehşet ve vahşettir…

Adaleti iğdiş edenlerin adaletten bahsetmeleri abestir…

Beşer kaynaklı adalet nakıstır… Adalet tevhid ile kaimdir…

İslam’ın adalet anlayışını bulandıran tarihselci, sekülerist, rasyonalist algıları doğru analiz etmek durumundayız…

Vahiyden soyutlanmış ‘’adalet devleti’ hangi aklın ürünüdür?...

İslami düşünceyi protestanlaştıran projelere duyarlı olmak zorundayız…

Farklı şeyler söylemek yerine haklı olanda ısrarcı olmalıyız…

Hilafette olsa, saltanatta olsa, demokraside olsa, diktatörlükte olsa adalet arayışımız bitmez…

Yaşamın tüm an ve alanlarında adalet… Her saha ve her safhada adalet…

Ancak âleme nizamat vermeden önce kendi yürek dünyamızda, kendi mahallemizde adalet diyeceğiz…

Sadece kendimiz için değil, ‘ötekiler’ için de adalet diyebilmeliyiz…

Kendimiz için istediğimiz adaleti, başkaları için de istemediğimiz sürece dünyanın adil olması beklenemez…

Sadece kendimiz için, bizden olanlar için adalet, adalet değildir…

Herkes için adalet… Sesini çıkaramayanlar için… Duyuramayanlar için…

Kendimiz adil olmadan, adalet söylemlerimiz inandırıcı olmayacaktır…

Düşmanımızın bile hukukunu yok sayamayız… Düşmanlık adaletsizlik sebebi değildir…

Adaleti ayakta tutmaya çalışırken zulme alet olmamak lazım…

Adalet isteminde samimi olanlar şunu diyebilmeli; yeter ki adalet yerini bulsun, bedeli ne olursa olsun…

Kimi zaman adaleti savunmak, ateşten gömlek giymek demektir…

Evet, adalet cesaret ister… Kuvvet ister… Basiret ister…

‘’Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir.’’ (Pascal)

Merhamet duygularımız adaletin önüne geçmemeli, yoksa adalet ayağa düşer…

Ve biliyoruz ki, geciken adalet değildir…

Unutmayalım ki, adalet sohbetleri ile adalet gerçekleşmiyor… Adaleti dert edinmek, yaşamın amacı bilmek gerekiyor…

Adil olmadan ne asil ne de aziz olunmuyor… Zulm ile âbâd hiç olunmuyor…

İyi olmak kolay, zor olan adil olmaktır…

Mazlumların teselli kaynağı, adalet… Şu sicili bozuk dünyada adalet tecelli etmezse insanlığın afet biter mi?

Bir tarafta cevrü cefa, diğer yanda zevkü sefa…

‘’Adaletin bu mu dünya’’ çığlıkları…

Babasının kollarında ölen Filistinli çocuk, yüzlerce sineğin yüzünde uçuştuğu Afrikalı bebek, açlıktan kaburga kemikleri sayılan Somalili yavru, Suriyeli Aylan, Arakanlı Muhammed…

İnsanlık bu vebalin altından nasıl kalkar?

Dünyanın temel sorunu açlık, kıtlık, hastalık değil, açgözlülüktür… Bireysel ve ulusal bencilliklerdir…

Adaleti ayağa kaldıracak güvenli bir dünya oluşturmak zorundayız…Adaletin köklerine inmeliyiz… Adil-i Mutlak olan Allah’a teslim olmalıyız…

Adil bir dünyanın adresi biz olmalıyız…

Adalet, temiz ellerin, cesur yüreklerin işidir…

Güvenli bir dünya için, Sahih bir hukuk,

Şaşmaz bir adalet,

Namuslu bir yargı, olmazsa olmazdır…

Kitap, mizan, demir medeniyetimizin temel rükünleridir…

Kaynak: Milat Gazetesi

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA