Yazar : 477 Mehmet Beyhan - Şemsettin Özdemir ile referandum sonrasını konuştuk
19 Ekim 2017 Perşembe

Şemsettin Özdemir ile referandum sonrasını konuştuk

Mehmet Beyhan

05-10-2017 17:06

Şemsettin Özdemir ile referandum sonrasını konuştuk

Bildiğiniz gibi Kuzey Irak’ta planlanan referandum gerçekleşti. Artık referandum yapılacak mı yapılmayacak mı tartışmaları bitse de referandumun yankıları bitmedi.

Bizde bu konuyu, Türkiye’nin seksen öncesi ve sonrası fikir hareketleri içerisinde aktif olarak bulunmuş, İslam dünyasındaki fikir hareketlerini bilen, birikimi ve mütevazı kişiliğiyle birçok kişinin sevgi ve saygısını kazanmış, çok değerli Şemsettin Özdemir bey ile değerlendirdik.

Şemsettin Özdemir ismini ilk defa duyacak dostlarımız için kendisini size kısaca takdim edeyim. Şemsettin Özdemir, Pınar yayınları araştırma ve kültür vakfının kurucularındandır. Aynı zamanda Umran dergisinin genel yayın yönetmeni olan Özdemir, birçok kitap ve makale yazmıştır. Kendisiyle yapılmış birçok röportajın yanı sıra seminer ve konferanslarla  düşünce ve kültür dünyamıza çok önemli katkılarda bulunmuştur.

Hocam öncelikle bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Bildiğiniz gibi Kuzey Irak Kürt Bölgesinin Başkanı Mesut Barzani’nin yaptırmış olduğu referandum sonrasındaki tartışmaları sizde izliyorsunuz. Bu tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, Bismillahirrahmanirrahim.

Öncellikle şunu belirtmeliyim ki referandum bir sonuçtur. Peki, hangi sebepler bu sonucu doğurdu sorusunu sormamız lazım? Maalesef referandumu oluşturan en önemli sebeplerden biri, Irak merkezi hükümetinin, mezhepçi, parçalayıcı tutumu böyle bir sonucun oluşmasına sebep olmuştur. Ayrıca Irak anayasası petrol gelirlerinin bir kısmını Kuzey Irak Bölgesel Kürt yönetimine verilmesini zorunlu kıldığı halde Irak merkezi yönetimi bu hakkı sahiplerine vermemiştir. Bu durum, Barzani yönetiminin memur maaşlarını dahi ödeyemeyecek noktaya getirdi. Benim kanaatime göre Barzani yönetimi, Irak merkezi yönetiminin bu son derece yanlış tutumuna karşı referandumu siyasi bir koz olarak kullanmak istiyor.

'TÜM TÜRKLER BÖYLEDİR' DENİLMESİ KABUL EDİLEBİLİR Mİ!

Peki, bu referandumun Türkiye yansımalarını nasıl okuyorsunuz?

Referandumun Türkiye yansımalarını değerlendirmeden önce, Irak devletinin Türkiye’den farklı olarak, federatif bir yapıdan oluştuğunu belirtmem lazım. Bunu belirtmemin sebebi, Irak devletinin yapısı hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan insanların fikir sahibi olduklarını görüyorum(!) Bölge hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan insanların yaptığı ulu orta değerlendirmeleri bölge barışını tehdit eden vahim bir hata olarak görüyorum.

Bunu belirtikten sonra, referandumun Türkiye’ye yansımalarına gelince; üzülerek belirtmeliyim ki Türkiye'de Kürt karşıtlığı üzerinde bir propaganda yürütülüyor. Bunu son derece sakıncalı buluyorum. Oradaki siyasiler yanlış kararlar almış olabilir. Buna bakarak ‘Kürtler şöyle, Kürtler böyle’ gibi ileri geri söylemler olabilir mi! Kürtlerden bahsederken sanki başkalarından bahsediyor gibi konuşmak yanlış bir dildir. Bahsettiğiniz Kürtler, kendi kardeşlerimizdir, kendi insanımızdır. Siyasilerin bir takım hatalı tutumları olabilir bunu tüm Kürtlere mal etmek doğru olabilir mi! Mesela CHP ya da AK partinin hatalı bir kararına bakılarak ‘Tüm Türkler böyledir’ söylemi doğru olabilir mi! Bu şeytani bir yaklaşımdır, ifsat edicidir.

İşin üzücü tarafı, İslami hassasiyetleri olduğuna inandığımız ya da zannettiğimiz bazı kesimlerde de Kürt karşıtlığı üzerinden bir dil üretilmesi tarihi bir hatadır.

Peki, İslami hassasiyetleri olduğu düşünülen insanlar neden Kürt karşıtlığı üzerinden olaya bakıyor? Bunun sebebi nedir sizce?

Bu önemli bir soru. Bakın sosyal ve siyasal hadiselerin sebepleri üzerinde değil de sonuçları üzerinde yapılacak her değerlendirme eksik olacaktır. Benim kanaatime göre bunun sebebi İslami hassasiyetlerin azalmasıdır. İslami hassasiyetler azalınca buna bağlı olarak, İslami kavramlarla olan bağlarımız da azaldı. Bakın kavramlar çok önemlidir çünkü biz kavramlarla düşünürüz. Mesela ‘Millet’ kavramının Kuranda ki karşılığı daha çok din anlamında kullanılmıştır. Örneğin ‘Milleti İbrahim‘ derken 'İbrahim’in dininde' demektir. Şimdi bu kavramlarla olan bağlar zayıflayınca, Türk milleti, Kürt milleti, Arap milleti gibi ırkçılığı çağrıştıran bir dil oluşmaya başladı. Bu hiç doğru bir dil değildir.

Bakın Osmanlı devleti zamanında ‘Türk milleti‘ kavramı yerine ‘Osmanlı‘ kavramı kullanılırdı. Çünkü Osmanlı bir üst kimlik olarak kabul ediliyordu içinde ise birçok etnik yapının yanında farklı dinlere mensup insanlar da vardı ve bunların hepsinede Osmanlı deniliyordu. Bir Müslüman olarak ırkçılığı andıran, ötekileştiren her türlü söylemden kaçınmamız lazımdır. Buna dikkat edilmemesi telafisi zor sonuç doğurur.

'AYRIŞTIRICI HER SÖYLEM İSRAİL'İN İŞİNE GELİYOR'

Telafisi zor bir sonuç dediniz. Nasıl bir sonuç olur?

Nasıl bir sonuç olur biliyor musun? O çok suçladıkları büyük İsrail tehlikesi işte o zaman olur. Bakın ayrıştırıcı her söylem tüm emperyalist güçlerin ve onların temsilcisi İsrail’in işine gelir. Siyasetçiler bazen temsil ettikleri kitlenin hislerine tercüman olmak için, onların desteklerini kaybetmemek için aşırıya kaçan söylemleri olsa bile yazarlar ve aydınlar gerekirse siyasetçilere de yol gösterecek bir söylem bir dil geliştirmeleri lazım. Burada aydınlarımıza büyük bir sorumluluk düşüyor.

İslam dünyasının şu haline bakın, mezhep, hizip ve ırk temelinde yürütülen politikalar İslam dünyasına ne kazandırdı? Suriye’ye bakın, Libya’ya bakın, Yemen’e bakın. Kan ve gözyaşından başka bir şey kazandırmadığı ortadadır. Deniliyor ki 'ABD, İsrail ve diğer güçler bizi çatıştırıyor' O zaman çatışma! İblise sen niye ‘İblislik yapıyorsun denilir mi?’ İblisin işi o değil mi zaten? Müslümanların yabancıları suçlamadan önce kendi hatalarını gözden geçirmeleri gerekiyor. Kuran’da Âdem A.S hakkında ki ifadelere bakınca Âdem A.S hatayı önce kendisinde araması bizler için güzel bir örnektir.

'KÜÇÜCÜK GAZZE'YE DUVAR ÖREN İSRAİL, BÜYÜK İSRAİL KURAMAZ'

İsrail’in bağımsız bir Kürt devletinin desteklemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İsrail kendi çıkarına bakar. Bağımsız bir Kürt devleti fikri, İran, Irak, Suriye ve Türkiye arasında sürekli gerginlik ve istikrarsızlığın kaynağı olacaktır. İsrail bu gerginlikten istifade etmek istiyor. Eğer Mısır’da Sisi darbesi olmamış olsaydı, belki bugün birçok Siyonist Yahudi korkudan İsrail’i terk edip kaçmış olacaktı. Müslüman ülkeler ne kadar kendi aralarında çatışırlarsa, İsrail’in işine gelir. Bu arada yeri gelmişken, hep ‘ Büyük İsrail’ projesinden bahsedilir, bu projenin gerçekleşebilmesi, Müslümanların kendi aralarında sürekli çatışmaları ile olur. Bakın İsrail, Gazze ile arasına duvar örüyor. Küçük bir yer olan Gazze ile arasına duvar ören İsrail, büyük İsrail’i kuramaz.

İsrail'in, referandumu desteklemesi İsrail’e ‘Uşaklık’ olarak değerlendiriliyor. Bunu siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Barzani’nin referandum kararı alması hatalı olmuştur. Ama bu Barzani’yi 'İsrail’in Uşağı' yapmaz. Eğer öyle olsaydı, o zaman tüm İslam ülkeleri, birilerinin ‘Uşağı‘ olurdu. Büyük politik projeleri olanlar büyük planlar yaparlar. Bizim başkasını suçlamak yerine kendi hatalarımızla yüzleşmemiz lazım. Bu arada yaşadığım bir hatırayı sizinle paylaşmak isterim. Sanırım 1981 yılıydı, Pınar yayınlarında oturuyorduk. Bir adam geldi selam verip oturdu ve kendisinin Yahudi olduğunu söyledi. O yıllarda çıkarttığımız Pınar dergisinin bir sayısını sordu. Niye diye sorduk, dedi ki, biz Türkiye’de yayınlanan her günlük gazetenin, her derginin bir sayısını alır İsrail’e göndeririz. Nedenini sorduğumda, orada özel bir ekip bunları okur ve değerlendirir’ Uzun bir sohbetimiz oldu ve şu gerçek çıktı ortaya; İsrail bizi takip ediyor, ihtilaf noktalarımızı görüyor ve oradan bir sonuç çıkartıyor. Muhtemelen tüm İslam ülkelerini böyle takip ediyor. Biz bazen yanımızdaki Müslümanı bile bilmiyoruz,tanımıyoruz,anlamıyoruz. İşte İsrail’i güçlü kılan budur.

'LİDERLER RİSK ALMALI'

Hocam son olarak şunu sormak isterim. Türkiye’de bu konulara ilgi duyan aydınlara, yazarlara neler tavsiye etmek istersiniz?

Özellikle İslami hassasiyeti olan kardeşlerime şunu söylemek isterim; bu coğrafyada yaşayan birçok etnik kimliğe sahip Müslüman kardeşlerimiz var. Dolayısıyla burada ırkı önceleyen bir dilden şiddetle sakınmamız lazım. İslami hassasiyetleri olmasa da ülkesini seven herkes, ötekileştiren bir dilden sakınması lazım diyorum. Herkes yazarken, konuşurken ne söylediğine dikkat etmelidir. Barzani ve ekibiyle konuşulacaksa denile bilir ki, 'gelin şu Suriye’de, Libya’da, Afganistan’da Yemen’de olanlara bir bakın kim ne kazanmış? Bu ülkelerde olup bitenlerden ders çıkartın.' Liderlik, bazen haklı olsanız bile geri adım atmasını bilmeyi gerektirir. Çözüm sürecinde ne demişti Erdoğan; ‘siyasi hayatıma mal olsa da barış sürecini başlatıyorum’ demişti. İşte liderlik budur. PKK daha sonra barış fırsatını heba ettiyse de Erdoğan’ın o liderlik tavrı tarihi kayıtlara geçti. Barzani ve benzeri liderler dünyayı daha iyi okumalıdır.

Siyasetçilerimizin, yazarlarımızın, diplomatlarımızın, yabancıların eline fırsat veren ayrıştırıcı bir dilden uzak durması elzemdir.

Hocam son olarak, Düşünce Mektebini takip ediyor musunuz?

Zaman buldukça bakıyorum.

Hocam bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Biz teşekkür ederiz.

YORUMLAR
  • Ahmet Demir    06-10-2017 19:31

    Çok faydalı bir röportaj olmuş. Emeğinize sağlık

  • Osman   06-10-2017 11:41

    Sorular güzel, cevaplar makul umarım bu röportaj kalemlerinde kan damlayan şahısların uyanmasına vesile olur.. size ve konuğunuza teşekkür eder başarıların devamını diliyorum..

  • Aslı Korkmaz   06-10-2017 10:14

    Çok güzel bir röportaj olmuş..Size, konuğunuz Şemsettin Özdemir ve Düşünce Mektebine teşekkür ederim..

  • Bekir   06-10-2017 10:10

    Irkçı söylemlerin ayyuka çıktığı şu günlerde, böyle mutedil seslere ihtiyaç vardır. Bu sesleri bulup toplumu buluşturduğunuz için size ve Düşünce Mektebine teşekkür ediyorum.

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA