Yazar : 481 Ümran Yaka - Prof. Dr. Mehmet Görmez’e Gönderilemeyen Mektuptan Kubbede Bir Hoş Sâda Olabilmek Çıtasına Uzanan Süreç
18 Aralik 2017 Pazartesi

Prof. Dr. Mehmet Görmez’e Gönderilemeyen Mektuptan Kubbede Bir Hoş Sâda Olabilmek Çıtasına Uzanan Süreç

Ümran Yaka

28-09-2017 12:50

Prof. Dr. Mehmet Görmez’e Gönderilemeyen Mektuptan  Kubbede Bir Hoş Sâda Olabilmek Çıtasına Uzanan Süreç

Hız çağında gündemin hızla değiştiği bir coğrafyada yaşamak daha fazla yoruyor sanki ülke insanını. Mesela çok değil iki ay önce Türkiye gündemini meşgul eden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in vedası güncelliğini yitirdi artık. Bundan sonra verilen haberlerde geçtiğimiz günlerde göreve atanan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın Kur’an Kursları’nın yeni eğitim-öğretim yılı açılışına dair verdiği mesajı ve nasipte ne varsa yapılacak çalışmalara dair açıklamaları duyacağız. Başlangıcı da sonu da hayr olsun.

Haberin etiği, estetiği, nedeni, niçini, öznesi ne kadar mühim bir detaysa güncelliği de bir o kadar önemli. Yine güncele dair haber geçerken önceyi hatırlatmakta ayrı bir detay. Maksadım bu sütunda habercilik dersi vermek değil. Sadece kısa bir özet geçmek istedim girişte. Yazının devamında önemine binaen yine bazı özetler geçmek durumunda kalacağım.

Geçtiğimiz günlerde yaptığı veda konuşması ile yüreklerde iz bırakan bir isim oldu Prof. Dr. Mehmet Görmez hoca. Ehliyet, liyâkat, sadakât, tevazu ve tebessümün vücut bulmuş hali olan Görmez hocanın Diyanet İşleri Başkanlığı’nı üstlenmesi bu ülkenin başına gelen en iyi şey olmuştu. O, kendi ifadesiyle din gönüllüsüydü. Hem millete hem de ümmete sevdirdi kendisini. Sabah namazı buluşmaları ile gençlerin gönlünde taht kurdu. Camilerde minikleri üzenlere yaptığı ‘çocuklara kızacaksanız namazınızı evinizde kılın’ açıklaması tam da Görmez dededen beklenen cinstendi.

İlk kez bir Diyanet İşleri Başkanı’nı gerçekten sevdim. İlk kez böylesine nezih, mütevazı, mütebessim, vakur bir duruşla karşılaştım. Bir kutlu doğum basın lansmanında Malta Köşkü’ndeki toplantıda habercilerin kahvaltısının bittiğinden emin olmadan konuşmasına başlamaması ve uğurlarken her birimize tek tek lale takdim etmesi hafızamda hoş bir hatıra olarak kayıtlı kaldı. Yine aynı toplantıda söz alıp soru sorarken öylesine kolay cümleler kurabilmem de onun duruşundan ötürüydü.

Şimdi sonbahar mevsiminin kendisini hissettirmeye başladığı şu günlerin Türkiye’sinde Temmuz sıcaklarına dönüp Görmez, görev değişikliği mi istedi yoksa erken emeklilik mi söz konusu şeklinde başlayan polemiklerin bir kıymeti yok artık. Fakat önemine binaen Görmez’in Ramazan ayında TRT 1’de yayınlanan Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması’nı eleştirmesiyle başlayan bir süreç vardı ki değinmeden geçmek istemiyorum. Söz konusu süreçte haklı ve yerinde bir çıkış yapan Prof. Görmez: “Kuran ses yarışmalarının güftesi olarak kullanılacak bir kitap değildir. Bir hayat kitabıdır. Hem de en müstakim yola, en sağlam yola sizi götürmek için nazil olmuş bir kitaptır" demiş ve olanlar olmuştu. Yarışmanın finaline katılan Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, kazananlara ödül takdiminden sonra yaptığı açıklamada “Birileri kendilerine göre eleştiriler getirmiş olabilir. Kulak asmaya gerek yok. Biz ne yaptığımıza bakacağız. Bu yarışmanın içinde neler var buna bakacağız. Hele hele bu Kur’an-ı Kerim’in okunması olduktan sonra akan sular durur” şeklinde konuşmuştu. Bu bir kırılma noktası mıydı değilse öncesi var mıydı diye kafa yormanın ehemmiyeti yok artık. Asıl mühim nokta Görmez’in veda konuşmasında işaret ettiğiDiyanet’in siyasetin etki alanından çıkarılarak özerk bir kuruluş haline getirilip getirilemeyeceği mevzusu.

Görev süresi boyunca hurafelerle nasıl mücadele ettiği hepimizin malumu. olan bu güzide insan son noktasını örgütlü din istismarının aşamalarını detaylı bir şekilde anlattığı Fetö Raporu ile koymuştu. Ezber bozan açıklamaları ile dikkat çeken Görmez’in attığı tohumlar sünnetullah gereği zaman içerisinde yeşerecektir biiznillah. Göreve gelişi asil olan Mehmet Görmez Hoca, vedasını ‘Rabbim, sonradan gelecekler içinde hayırla anılmayı nasip eyle’ duasıyla tamamladı ve ‘bakî kalacak olan sâlih amellerdir’ diyerek gidişini de vakur kıldıGiderken hüznü bol hoş bir sâda bıraktı içimizde.

Sadede gelecek olursak bu kadar uzun hatırlatmanın odak ismi olan Görmez hocanın başkanlığı esnasında kaleme almayı düşündüğüm bir mektup vardı. Umre izlenimlerim dahil yaşadığım şehirde şahit olduğum belli görevlerdeki Diyanet personelinden bazılarında görülen temsiliyet sıkıntısını dile getirmek istemiştim. “Sizin başkanı olduğunuz bir kurumda şu şu durumlar olmasa keşke” kabilinden bir serzenişi içeriyordu mektubum. Fakat bir türlü nasip olmadı iletmek. Bir süredir bir vesile ile takipte olduğum Fahri Kur’an Kursu Öğreticiliği mevzusu kapsamında o mektuba ilave olacak epey satır birikince bu köşeden ses vereyim istedim.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’a sesim ulaşmaz lakin belki gün olur bir yerlerde devam eden bazı aksak noktalar düzelir derdindeyim. Ve umarım halen fahri görevde bulunanlara da tercüman olurum acizane.

  • Her şeyden önce liyakat temelli ölçü tüm ülke çapında esas olmalı.

  • Uzak mesafelere rağmen görevlerini yerine getirmeye çalışan fahri öğreticilerin maddi manevi tüm hakları insani düzlemde gözetilmeli.

  • Sonradan sürpriz bir şekilde öğrenilen sigorta borçlandırmasına giden sürecin önü kapatılmalı. Sigortası düzgün ödenmeli, makul bir ücreti olmalı hasılı fahri öğretici hiçbir şekilde mağdur edilmemeli.

  • Umre ya da hac ibadeti için görevlendirilen personel hususunda daha titiz davranılmalı.

Listeyi uzatmak mümkün fakat her il ve ilçedeki müftülükler, bulundukları muhitin ilk akla gelecek başvuru adresleri olduğu gün gök kubbeye hoş sadalar yükselecektir vesselam.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA