Yazar : 213 Arif Arcan - Radyo Skalasındaki Devlet
17 Temmuz 2018 Salı

Radyo Skalasındaki Devlet

Arif Arcan

28-09-2017 11:20

Radyo Skalasındaki Devlet

Büyük bir salon radyomuz vardı.

Çocukken radyonun başına geçer, istasyon aramaya mahsus ibre düğmesini usulca sağa sola çevirirdim. Radyo paneli üzerinde yazılı başkentler ve büyük şehirler skalası üzerinde gezinir, her bir geçişte önce boşluk duygusu yaşatan garip bir hışırtı ile ürperir, sonrasında bu hışırtı kaotik bir vınıltıya dönüşür, cızırtılı bir ses peydah olur, ince ayarla ses netleşirdi.

Kadın ya da erkek spikerler tek düze ama kendilerinden emin tok bir üslup ile durmadan konuşurlardı. Ne dediklerini anlamazdım. Babama sorardım; ‘bunlar ne anlatıyor” diye. Babam biraz da radyoyu kurcalamakta olduğumdan mütevellit asabi bir ses tonu ile “hiç, propaganda yapıyorlar” derdi. Cevap hiç değişmezdi.

Kiev, Bakü, Erivan, Tahran, Şam, Bağdat, Amman, Beyrut, Cidde, Kahire, Atina, Sofya, Bükreş, Belgrad… Gezinir dururdum. Merak ederdim oraları. Ne yerler ne içerler, çocukları ne menem şeylerdir? Nineleri masal bilir miydi, anneler bebelerini öperler mi, babalar çocuklarının elinden tutar mı, ailece konu komşu gezmelerine çıkarlar mıydı?

Sonraları radyo skalasının siyasal bir karşılığı olduğunu öğrendim. Babamın “hiç, propaganda yapıyorlar” geçiştirmesindeki devasa anlamı ve sesindeki asabiyetin, sadece benim radyoyu kurcalamakta olduğum ile bir ilgisinin olmadığını kavradım. Daha sonraları radyo sklasında bir Kürt başkentinin olmadığını da fark ettim.

Bir yerlerde okumuştum ya da birilerinden duymuştum; Kürtlere “neden ağaç dikmiyorsunuz, ağaç ile neden bu kadar mesafelisiniz” diye yöneltilen soruya verilen cevap sarsıcıydı: “Bizim mi buralar, nereye ve ne zamana kadar bizim kalacak ki”? Kök salmayı unutalı çok olmuştu Kürtler. Eğretilik psikolojisi, derin bir yabancılaşma, zulme ve gadre uğrama, sürekli yaşanan yerinden yurdundan edilme travması, en hafifinden sürekli itilip kakılma…

Bir devletleri olsa; etnik kökenlerini aşikâr eylerken kamusal alanlarda şüphe ile karşılanmayacaklar, kendi dilleri ile konuşan kamu görevlileri olacak, kendilerinden korunan değil kendilerini koruyan güvenlik güçlerine kavuşacaklar, adalet ararken kendilerini hakkı ile ifade edebilecekler. Bu siyasallaştırılmış dünyada artık özne olabilmenin tadına varacaklar…

Babamın “hiç, propaganda yapıyorlar” cevabı, skalanın Ankara durağında da değişmiyor. Resmi Türkçeyi belletmeye yeminli ciddi spikerler var burada. Türkiye toplumunu adam etmeye kararlı programlar bir biri ardına sökün ediyor. “Bay Yanlış ile Bay Doğru” tiplemesinin bitip tükenmeyen dalaşmaları iyi bir vatandaş olabilmenin anlam yükleri ile tıka basa dolu.

“Okul radyosu”, Köyümüz Köylümüz”, “Kentten Haberler”, “Yaşamın İçinden” vb. programlar düşünce evrenimize yabancı gündelik bir hayatı üstümüze boca ediyor. Aşı kampanyalarında memleketin sahibi gibi davranan sağlık görevlileri davar sürüsüne dalmış baytar gibiler. Yavuklusunu üniformaya kaptırmış yağız delikanlının girmesi yasak orduevleri, dikenli tellerle çevrili askeri ve mülki mıntıkalar, hep bir “ötekisi” ile korkutulan yığınlar…

İnşa edilen tarih, bükülen geçmiş, defteri dürülen gelenek; sanki daha dün zuhur etmiş kıvamında bir toplum anlayışı, milletini inkâr eden devlet eliyle millet olabilmeyi unutayazmış bölünmüş “vatandaşlar”

Kürtler devlet istiyorlar. Bunca yaşadıklarından sonra hakları…

Radyo sklasında başkentlerinin ismi yerini alabilir…

Yeter ki “hiç, propaganda yapıyorlar” derekesine düşmesinler:

Vatandaş Kürtçe Konuş!

En halis ve sahih Kürtler bizleriz!

Bizden olmayanlar kendilerini Kürt olarak tanıtıyorlar. Vatandaş Uyanık Ol!

Kürdün Kürt’ten başka dostu yoktur!

Bizi koruyan ve kollayan müttefiklerimize Emperyalist diyenler vatan hainidir!

Araplar, Farisiler ve Türkler medeniyeti bizden öğrendiler. Medeniyetine sahip çık!

Önceleri boşluk duygusu yaşatan garip bir hışırtı, sonrasında kaotik bir vınıltı, nihayetinde cızırtılı bir ses… Tertemiz ve hayra çağıran net bir sese muhtacız. Bu sesi İslam milleti olarak neden hala veremiyoruz? Devlet aklının esir aldığı sivil akıl, kanatları ile hudutları paramparça eden kuşlar gibi özgür olmadıkça bu mümkün görünmüyor.

Çok iyi biliyorum ki; Kürt nineleri en iyi masalları bilir, Kürt anneleri bebelerini en güzel öper, Kürt babaları şefkat ile çocuklarının elinden tutar, ailece konu komşu gezmelerine en iyi Kürtler çıkar. Hele size de bir uğrasınlar bana hak vereceksiniz. Zor değil, ünsiyet kurmayı deneyin yeterli. Gerisi gelecektir.

Kalpleri evirip çeviren Allah, bizlere, hayırda, felahta ve selamette birleşebilmek için önce “millet” olabilme, sonrasında ise “ümmet” olabilme şuurunu kalplerimize ilham etsin. O’nun bu ihsanına muhtacız. Zira mevcut cehalet ve aczimiz ile bu imtihanı geçemeyeceğiz…

YORUMLAR
  • İmran    28-09-2017 15:28

    Tebrik ediyorum Arif hocam...fıtri olana çağrı ehli irfanın(Arif) özelliğidir...

  • Arif Arcan   28-09-2017 13:39

    Cahit ve Şevket Ağabey ve Hocalarıma selam olsun. Arifleri Arifler yetiştirir. Rahleyi tedrislerinden geçtiğim için bahtiyarım.

  • Cahit Ezerbolatoğlu   28-09-2017 12:19

    bu ne güzel üslup, bu ne zengin ifade tarzı. ya rabbi ariflerimizi de irfan ehlini de artır! selam olsun arif kardeşim!

  • Şevket Hüner   28-09-2017 11:53

    Millet olunmadan ümmet olunamaz... Çok zorlu bir problemi çok naif çözmüşsün...iyi ki varsın...

Diğer Yazıları

Günün Makaleleri

ANKET - ARAŞTIRMA