Yazar : 436 Ali Haydar Haksal - Medeniyet Bilinci, İslâm Kültürü
20 Agustos 2017 Pazar

Medeniyet Bilinci, İslâm Kültürü

Ali Haydar Haksal

11-08-2017 09:27

Medeniyet Bilinci, İslâm Kültürü

Savaşlar tek yönlü yapılmıyor. İslâm milleti üzerinde süren savaşlar çok boyutlu ve çok yönlü. Büyük bir yıkım ile karşı karşıya bulunuyoruz. Şu zamanda medeniyet bilinç ve duyarlığı çok daha önem kazanıyor. Görsel yıkımlardan çok daha yıkıcı olan kültür, ruh ve medeniyet bilincidir. Bir millet ancak bu yıkımlardan sonra yok olmaya mahkûm.

İslâm milletini kemiren kemirgenler de çok yönlü. Bir milletin birlik ve bilinç ruhunu yok etmenin en kolay, sonuca varmanın yolu kültürünü, inanç ve bilincini yok etmektir.

Batılılaşma ile birlikte değerler kavramının anlamı değişti. Zihinlerde yıkılmaz putlar oluşuyor. Irk, yanı ulus eksenli bakışlar iyice kökleşti. Müslüman olduğu savında bulunanlar da bu hastalığa kapıldılar. Oryantalistler artık dışarıdan değil içeriden büyük yıkımı sürdürüyorlar.

Millet ruhu ve bilinci en bütünleştirici. Çünkü kavrayıcı ve kuşatıcı. Farklılıkları ve ayrıntıları ortadan kaldırıyor.

Toplulukların ırkları, ulusçulukları öne çıktıkça yıkım hız kazanıyor. Belli bir kesim kendisini üstün görüyor, çerçeveyi daraltıyor. Dışındakileri küçümsüyor ve yok sayıyor. Bu üstünlükler baskıya dönüşüyor.

Şu zamanda hakikat düşüncesinde bulunmak ve bunu savunmak da zor. Bakış alanları çok dar ve sınırlı. Bir kesim bir diğerine yaşama alanı bırakmak istemiyor. Büyük medeniyet algı ve düşüncesi daraldıkça küçük şeylerle avunuluyor.

İslâm milletinin ruh ve bilincinden parçalanarak uzaklaşılıyor. Başka şeyler öne çıkarılıyor.

İslâm milletine dahil olan her kesim zaman içinde üzerlerine düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirmişlerdir. Sorumluluk kime geçmişse onlar öne çıkmışlardır. Araplar, Türkler, Acemler, Peştular, Kürtler, Boşnaklar… Herkes kendi bölgesinin sözcüsü olmuş. Kültürel farklılıkları zenginlikleridir. 1. Dünya Savaşı’yla birlikte büyük dağılma ve parçalanmadan sonra İslâm milletinin iki yakası bir araya gelmedi.

Ayrılıklar hızlandırılıyor, uçurumlar büyütülüyor. Halklar da buna katkı sağlıyor. Sıradan düşünüşler merkeze oturuyor. Küçük nesneler put hâline dönüştürülüyor.

İslâm milletinin tek simgesi millet olma bilincine dayalı bir var oluş olması gerekirken bugün için tam tersi söz konusu.

Kimi olaylar ve durumlar küçülmeye dönük. Toplumların kimi duyarlıkları körükleniyor.

İslâm milletinin ruhuna dayalı ortak dil, ortak bakış ve kuşatıcı sevgiye dönük bağlılık sağlanmadıkça, küçük şeyler ile avunuluyor. Bunlar bütünleştirici ve birleştirici olmaktan oldukça uzak. Nesneler tapınmaya götürüyor ne yazık ki.

İttihatçı ruhun merkeze oturttuğu nesneleri bugün muhafazakârlar savunuyor. Bunu, İslâm düşüncesiyle kararak yapıyorlar. Çarpık bir durum.

İslâm milletinin yüzyıllar boyunca oluşturduğu büyük kültürel birikim yerle bir oluyor. Modern ve görkemli yapıların gölgeleri altında küçülünüyor. Onun karşısında yenik düşülüyor ve zavallılaşıyor. Emperyalizmin oyunlarına ve tuzaklarına kapılınıyor.

Osmanlı Devleti’nin bayrağı tevhid üzere olanı. Bünyesinde olan bütün kavimleri tek çatı ve ruh altında birleştirici. Dağılan ve küçülen bu parçacıkların ve devletçiklerin her birinin kendilerine göre putları var şimdi. Örneğin kutsalları bez parçaları. Bunların kimininki kutsalı diğerininkisi paçavra algısına neden. Bu da nefret oluşturmanın bir yolu. Kendine düşman olarak bellediklerinin nesneleri paçavra, kendilerininkileri kutsal...

Camiler İslâm milletinin bir arada oldukları olabildikleri mekânları. Orada, ırk, zengin, fakir, mesleki konumların hiçbir değeri yok. Hepsi aynı safta, aynı yön ve ruha dönük yüzleri. Kimse kimsenin üstünde değil. Hiçbirinin nesnesinin burada bir karşılığı da yok. Müslüman olmanın erdemi burada belirgin. Secdeye bir olan için varılır ve teslim olunur. Bu, bütün putları yerle bir eder. İnanış ve düşünüş büyük ve engindir.

 

kaynak:milligazete.com

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Günün Makaleleri

ANKET - ARAŞTIRMA