Yazar : 224 Bünyamin Doğruer - İslam'ı Kendi Özgün Diline Kavuşturmak yada: Din Temizliği
24 Ekim 2017 Salı

İslam'ı Kendi Özgün Diline Kavuşturmak yada: Din Temizliği

Bünyamin Doğruer

10-08-2017 09:35

İslam'ı Kendi Özgün Diline Kavuşturmak yada: Din Temizliği

Yaşadığımız modern zaman diliminde, dini düşünceyi yeniden tahlil, analiz etmeye, sorgulamaya ve Kur’an-ın değiştirici, dönüştürücü, ıslah edici indiriliş gayesi, gücü ile arıtmaya mecburuz. Din te-mizliği, dinin arındırılması meselesine, dertli, samimi Müslümanları ilgilendirilmelidir. İslam’ı kendi özgün diline kavuşturmanın yolu budur. Dinin gerçeği ile toplumları, insanları yüzleştirelim. Bu derde aşina Müslümanlar bunu gerçekleştirebilir. Bilmenin erdemini kuşanmış, sorumluluğunu taşıyanlar yapabilir. Anlamaktan korkmayan, bilginin- bilmenin ve söylemenin başına ne işler açacağını hesap etmeyen yiğit erler bunu yapabilir.

Allah’ın dinini, kendine has uslubuyla yani kendi diliyle, kendi yöntem ve araçlarıyla, Muhammedi bir tavırla, eğmeden, bükmeden, gevelemeden, kıvırmadan, bozmadan, eklemeden, eksiltmeden, ke-limelere takla attırmadan, yerlerini değiştirmeden, vakar ve onurla, dünya halklarının, özellikle müslü-manların gündemine kazandırma çabaları içinde olmalıyız… Elbette ki buna, kendi pazarlarında- dük-kanlarında, dergahlarında, gettolarında din adına, ilaveler edilmiş, zam yapılmış yorumlar satan, uyduruk kıytırık hurafeler- efsaneler, rüyalar, menkıbeler satan şarlatanlar, köstebekler, engel olmaya çalışacaklar… Bu cübbe altına gizlenmiş şaklabanlara aldırmadan onurlu bir şekilde Tevhidi gerçeklikleri gündemleştirmeliyiz…

Sahih İslam’a tahammülleri olmayan, oligarşik din tüccarlığı yapanların artık ipliğini pazara çıkartıp tarihe öncekilerinin yanına gömmeliyiz…

Gömmeliyiz ki bir daha Alamud kalesi inşa etmesinler. İnsanları morfinleyip, koyunlaştırmasınlar, robotlaştırmasınlar, mankurtlaştırmasınlar… Allah’ın nizamı İslam bu zamanın, bu şarlatanların, hok-kabazların, din simsarlarının insafına terk edilmemeli…

Basiret ve mağfilet güneşi olan İslam’ı, tereddüt ve kuşkulara yer vermeden yarasa ruhlu simsar-ların gözüne sokmalıyız.

Yeryüzünde oligarşik şirk devletini alaşağı eden yeryüzünün en büyük devrimini yapan Hz. Muhammed’in bıraktığı miras İslam’ın, zamanımızda da evrensel anlamda küfürle boy ölçüşebilen, ona hayat hakkı tanımayan, insanların problemlerini çözen- açılımlar getiren, kapılar açan, iki dünya mutluluğuna eriştiren bir din olduğunu herkesin dünya halklarının görmesi lazım.

Dini zihniyetin- düşüncenin arı- duru katıksız olması için, inanmış iddiasındaki tüm insanları ^^ Şimdiye kadar iman ettiğiniz şeylere yeniden ve bilerek tekrar iman ediniz^^ ( Nisa-136) ayeti gereği kafalarındaki soru ve şüphe ateşini yeniden tutuşturmak onları geleneksel iman ettikleri öğretiler üze-rinde, düşünmeye, çağırmak ibadetlerini, bağlılıklarını, teslimiyetlerini kime ve nasıl yaptıklarını sor-gulatmak lazım… Camiler açık, cumalar kılınıyor, oruçlar tutuluyor, kurbanlar kesiliyor, başörtüsü se-best , cübbe, sarık, sakal serbest, mezarlıklarda yasinler okunuyor, dergahlar- tekkeler arı kovanı gibi çalışıyor, şeyh efendiler yazlık ve kışlıklarında tatillerini yapıyor, içki- kumar haram olduğu söyleniyor vesaire… Dinimiz yerli yerinde ne eksiğimiz var işte özgür ortam en iyi dindar biziz diyenleri duyuyo-rum… Tüm bu itirazlara rağmen dinin kesinlikle yeniden tanımlanması gerekir. İslami bir hayat tarzı-nın vücut bulması için yeniden iman etmeliyiz. Modern standartlara, emperyalistlerin, şeyhlerin, kral-ların, Belamlar’ın istediği bir din değil, tüm yeryüzüne söyleyecekleri olan evrensel İslam’ın yasalarını, kurallarını çağın idrakine yedirmenin- söyletmenin mücadelesini vermeliyiz.

Kuşkuya kapılan, çaresizliğe düşen ve zaaf belirtileri gösteren bir Müslüman tipi değil… Birbirini boğazlayan, vahiyden kopmuş, canavarlaşmış, mankurtlaşmış ucube tipler değil, yeresel düşünen, ufku dar, kapalı, sığ, içeriksiz Müslüman tipi değil, yeryüzündeki varlık şartını Allah’ın adını ve hük-münü yüceltme ilkesine bağlayan, muvahhid, değerlerini yaşayan ve yaşatma mücadelesi veren, bü-tün yeryüzünde karşı karşıya bulunduğu fiziki saldırılara karşı sesini yükselten direniş gösteren bir Müslüman örneğini oluşturmamız lazım.

İmanın, öykünmeden ibaret kuru bir soyut inanış şekli olmadığını, imanın zihinleri yürekleri ve ruh-ları düzenleyen yaşama şekli veren bütün hayatı düzenleyen bir inanış biçimi olduğunu kavratmamız lazım.

Tüm Müslümanların üzerinde sonsuz bir güvenle yürüyecekleri dosdoğru yolun İslam olduğunu haykırmamız lazım.

Ama emperyalistler ve yerli uşakları- maşaları, böyle bir İslam’ı istemezler; onlar modern hurafe-lerle, efsanelerle, eğilimlerle uzlaşabilecek yeni bir İslam türü peşinde olmuşlardır. Bu projeye uygun akıldan arındırılmış güdülen koyunlar - buldular… Bunları kendi kontrollerinde tutarak ve destekleyerek bu emellerini gerçekleştirmenin mücadelesi içindeler… İslami düşünceye yabancı ve gereksiz şeylerin katılmasını bunlar eliyle sağlanıyor. İslam bu eklemelerin ağırlığı altında yüzyıllardır eziliyor.

Hz. Muhammed’in getirdiği İslam ile bizim bugün İslam adı altında sahip olduğumuz şeyler arasın-da hiçbir benzerlik yok. İhya, ıslah çabaları ile tez elden arındırılması gerekir. Daha öncede belirt-miştik. Camilerde artık vaizler, ki onlarında rehabilite edilmesi şart, cemaate don temizliğinden değil din temizliğinden bahsetmeli… Örneğin, kırk küsür senedir fetö denen yapılanmanın bir eşkıya sürü-sü olduğunu, bu şarlatanın kürsülerden sümüklü konuşmalarının din ile ilgisi olmadığını, diyanet gö-revlileri daha önceleri anlatıp uyarsaydı halk bu din tüccarına inanmayacaktı… Kandırılmayacaklardı… Halkın diyaneti maalesef oluşamadı… Allah şahittir ki biz anlattık ve yazdık yıllar önce hep söyledik. Bu soytarıların din ile bağlarının olmadığı Amerikan- CIA gladyo projesi olduğunu vesaire söyledik, tepkiler, ya sizde çok acımasızsınız. Bunlar Müslüman cemaat, çocuk yetiştiriyorlar. Bunları eleştirmekten vazgeçin vs … oldu… Sesimiz kısıldı, duyuramadık. Sadece bunlar değil, bir sürü yapılar, bir hocamızın dediği gibi, fetö gider metö gelir… Eğer eleştiriye açık olmaz isek, körü körüne itaat kültürü ile yetişmiş isek kör ve sağır kesiliriz…

Tek çaremiz, dini Allah’a has kılmak, bu dert ile dertlenmek… Kuvvet, servet, kabile, ülke ve ırklarla birbirlerinden kopmuş olan Müslümanların tek yürek, tek yumruk, tek İbrahim’i millet, tek önder etrafında birleşip ümmet olmaları için dinin arındırılması gerekir… Böyle bir ümmet olursak, haçlılar, emperyalistler, şirk düzenlerinin bekçileri dünyayı cetvelle bölemeyecekler, taşeron örgütlere vekalet savaşları yükleyip Müslüman halkların coğrafyasını kan gölüne çeviremeyecekler. İslam ve Müslüman dünyanın öznesi olacak…

Biz Sahih İslam’la yeniden biz olursak, firavunlar- kanunlar- belamlar zümresi, bilinçli Müslümanlar tarafından alaşağı edilecek, zafer İslam’ın olacaktır.

O zaman emperyalizme karşı, gövdeleşmiş bir Müslüman, gövdeleşmiş bir ümmet, gövdeleşmiş bir ahlak abidesi olarak tarihe yansıyacak bir yapıya kavuşuruz… O zaman dünya halkları ahlaklı bir gücün ne olduğunu yakinen görecelerdir. Yeter ki, zihinleri ve kalpleri yalnız ama yalnız Allah’a ait olanlarla dolduralım… Benim en büyük derdim bu…

YORUMLAR
  • İbrahim Yiğit   13-08-2017 23:49

    Yüreğine sağlık üstadım.Dini Allaha has kılan kullardan oluruz.saygılarımla

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA