Yazar : 227 Musa Şimşekçakan - Bilimsel Faaliyet Hangi Dilde Yapılır
24 Ekim 2017 Salı

Bilimsel Faaliyet Hangi Dilde Yapılır

Musa Şimşekçakan

08-08-2017 10:06

Bilimsel Faaliyet Hangi Dilde Yapılır

İlmi faaliyetler, insanın ayrıntıya girdiği konuda yoğunlaşması ile gerçekleşir. Dolaysıyla bütün ilmi çabalar, düşünce üzerinden yürür. İnsan ancak konuştuğu ana dilde düşünüp ayrıntılara girebilir. Bunun tek istisnası ilim yapılan dili, o dilde düşünce üretebilecek seviyede çok iyi bilmektir.

Bugün ilmi çalışmalarda ileri giden ülkelerin etkisiyle, ilim dilinin genellikle İngilizce, Fransızca ve Almanca gibi Batı dillerinde yapılması, diğer ülkelerde de bu dillerin dayatılmasına yol açmaktadır. Onların peşinden giden ülkelerin geri kalmasının en önemli sebeplerinden biri de budur. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, vaktini çoğu kere dil öğrenmek ve ilmi makaleleri takip edip çözümlemekle tüketir. Elbette yapılan araştırmaların takip edilmesi açısından bu dilleri öğrenmek gereklidir. Ancak takip etmek, yalnızca öğrenmeye imkân tanır. Yeni icatlar yapabilmek için düşünce melekesi, kişinin zihninde var olan materyalleri kullanır. Bu materyallerle öğrenilen dil arasında yeterince eşleşme yoksa bu, düşüncenin atıl kalacağı anlamına gelir.

Muhakeme yapabilmek, yani eldeki verilerden yeni sonuçlara ulaşabilmek için zihin bildiği bütün kelime ve kavramlara müracaat eder. Bu arada yabancı bir dilde kelime aramak, zihni faaliyeti durdurur. Nitekim dil öğrenimi genelde ezbere dayanır. Muhakemesi kuvvetli olanın ezberi de genellikle zayıf olur. Bunun tersi de doğrudur. Ezberi güçlü olanın genellikle muhakemesi zayıf kalır. Zaten muhakemeyle ezberin her ikisinin iyi olması, kişiyi deha seviyesine çıkarır. Ancak bütün ilmi faaliyetleri dehaların eline bırakmak, ülke içinde düşünen insan potansiyelini heba etmeye yol açar.

Düşünmek için zihne veri taşımak ve depolamak gerekir. Fakat ilim ve teknolojide ileri geçen ülkeler, söz konusu sahaları kendi dillerinde yürütürler. Dolayısıyla bu alanlarda faaliyet yapmak isteyenlerin konuya ilişkin dile hâkim olmaları bir mecburiyet hâlini alır. Nitekim uluslararası bilimsel sempozyumlarda Japon bilim adamlarının son derce kötü bir İngilizceyle mükemmel bildiriler sunması tesadüf değildir. Zira onlar kendi dilinde düşünüp tercüme raporlarla buralara katılırlar. Bu anlamda her sahada bütün gelişmeleri tercüme edip araştırmacıların önüne koymak elzemdir. Fakat dil öğrenmek ya da yapılan işlerden haberdar olmak, sadece bilineni öğrenip tekrar etmeye imkân verir ve böylece taklide zemin hazırlar. Ama mütemadiyen yeni bir şey üretmeye yol açmaz. Yurdumuzda yeni icatlar yapılamazken mühendislik gibi taklit ürünlerdeki başarının sırrı da budur.

Batı’da her türden üretim teknolojisi, genellikle firmalar ve onlarla eşgüdüm içinde çalışan üniversitelerle birlikte ve at başı gider. Bir makinanın üretilmesi ve geliştirmeleri aşamaları sürekli olarak yenilenir. Motorun bir parçası daha üretim aşamasındayken bile onunla ilgili olarak onlarca doktora tezi hazırlanır. Siz motor yapmaya başladığınızda onları taklit ederken, birkaç sene içinde kullandığınız teknik altyapı/donanım eskir ve geri kalır. Bu şekilde araştırma ve ar-ge ayağı eksik kalan noktalarda Batı ile yarışa girmek beyhudedir. O hâlde ya üniversitelerin sanayi ile ortak çalışarak teknoloji üretmesi sağlanmalı ya da Batı’da üretimi henüz olgunlaşmamış alanlarda ilerleme yolu seçilmelidir. Elbette bu tercih, enerji ve savunma sanayinin ihtiyaçlarını temel alan stratejik konuları ihmal etmek manasına gelmemelidir.

Teknolojiyi elinde bulunduran ülkeler, bilgiyi bir silah olarak kullanır. Dolaysıyla plansız ve pazarlıksız hiçbir veriyi paylaşmazlar. Hâlbuki bilgi, insanlığın ortak malı olmalıdır. Ve bunun özel ve seçilmiş bir dili olmaz. İnsanların ortaklığı, düşünce üzerinde birleşmektir. Önemli olan hangi dilde olursa olsun ihtiyaç duyulan konularda düşünce üretebilmektir. Düşüncede atılım ve yenilik de ancak kişinin hâkim olduğu ve rahatça mantık yürütebildiği kendi asli dilinde gerçekleşir.

Yapılan araştırmalara, üretilen teknolojiye ve bütün bunların hangi dilde nerede yapıldığına bakılırsa; düşünmek, düşündüklerinden yeni şeyler üretebilmek için insanın ana dilini kullanmasının bir zaruret olduğu rahatlıkla anlaşılabilir. Bu yaklaşımın herhangi bir dilin üstünlüğüyle de alakası yoktur. Sadece yabancı dilde ilmi faaliyet yapmanın çoğu zaman deveye hendek atlatmaktan daha zor olduğuyla ilgisi vardır. Buna göre başarının dili, bilimsel faaliyette bulunan kişilerin konuştuğu, tartıştığı ve üzerinde düşündüğü ana dilidir.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA