Yazar : 224 Bünyamin Doğruer - Uygar Dünya Dışı Konfor İçi Bunalım
19 Temmuz 2018 Perşembe

Uygar Dünya Dışı Konfor İçi Bunalım

Bünyamin Doğruer

04-08-2017 15:25

Uygar Dünya Dışı Konfor İçi Bunalım

Çağdaş-uygar dünya insanı, kalabalıklar içinde yalnızlıktan ölüyor. İnsanlar nihilizm ve absürd fel-sefi akımın içinde, ruhen parçalanmış, sağır, dilsiz, vicdansız bir dünyaya hapsolmuş durumdalar… Bu çağdaş dünyanın ve insanın, dışı konfor, iç dünyası anlamsızlıklar, bunalımlar, Allahsızlıktır… Uygar dünya bunalım çağını yaşıyor… İnsanlar boğulurcasına can sıkıntısı yaşıyor, maksatsız ve idealsiz ya-şamlar, dolaşmalar, takılmalar… Ölümün  yakınında intihara gebe bir beklenti içindeler… İntihar vaka-ları, cinnet ve ruhi hastalıkların sayısının uygarlık seviyesi ile orantılı olduğunu görüyoruz… Uygarlık tarihi insani değerlerle değil, materyalist doğrularla yazılıyor ve inşa ediliyor… Bütün bir insanlığı yok edecek silahlara sahipsen süper güç-sensin… vicdani – ahlaki, insani hiçbir özelliğin – niteliğin olmasın ölçü bu… Refah ve konfor arttıkça bunalım ve saçmalıklarda artıyor. Herkesin cilalı yüzüne hayran ol-duğu ABD’de her bin kişiden dördü psikiyatri kliniklerinde tedavi görüyor. Uygar dünyada en fazla iş yapan psikiyatristler… Ülkemizde, intihar vakaları tavan yapmış durumda…

Uygar dünya, memnuniyetsiz insanlar yığınından ibaret- bunlar, kin, nefret ve uyuşturucu girda-bında metal müzikler eşliğinde narkotik gelişmeye paralel seyreden bir saplantı içerisindeler… Uygar dünyanın konforu insan fıtratına uygun değil… Uygar insanlar- milletler, insani trajedilerini bizzat kendilerinin keşfetmesi lazım ki bu zilletten çıkma çabasını göstersinler…

21.YY. Uygar dünyanın harabeye çevrilmiş kentleri, kana bulaşmış coğrafyaları ile hainlikler yüzyılı olarak tarihe geçecektir.

Uygar dünyada pek çok insan açlıktan ölüyor ya da yoksulluk içinde kıvranıyor. Beş insandan birisi yoksuldur. Kendi ülkemizde sadece on beş milyon insan açlık sınırının altındadır. Uygar dünyanın kü-reselleşme politikaları yoksulluğu artırmıştır… Beyoğlu tepinirken, Karaca Ahmet ağlamaya devam ediyor… Birileri Avrasya tünelinden geçerken, birileri ölüm tünelinde can çekişiyor… Muzdaripler yığını… Varoşların yoksulluk adına, hüzün adına tüm ışıkları yanıyor… Modern çağın en mutsuz insan-larını görüyoruz… Entelektüellerin hurafeleri karın doyurmuyor… Tüm bu gerçeklikler, sorunlar olu-şurken adam çıkmış, aklının manastırında ürettiği deve sidiği ile uğraşıyor bunu da utanmadan sün-net adına yapıyor… Bu ülkenin insanları cephede kaybetmedikleri mevzileri, ekran şarlatanlarının içini boşalttığı kelime ve kavramlarda kaybettiler bu uygar dünyada…

Yarın Allah’ın huzurunda bu insanlar ne diyecek- nasıl kendilerini savunacaklar merak ediyoruz… ki bu uygar dünyanın en iyi tarafı bir gün bitecek olmasıdır, son bulmasıdır. Bu yönünü ben çok seviyo-rum…

Unutmayın, insanların çektikleri acılar pratik tercihlerinin sonucudur. İnsan iradesiyle irtibatlıdır. Uygar dünyanın hızla anlamsızlaşmasının sebebi bu tercihlerinin tezahürüdür.

Ne güzel açıklıyor Rabbimiz olan Allah ^^ İnsanların elleriyle kazandıkları (günahları) yüzünden karada ve denizde fesat çıktı. Belki dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını tattırıyor^^(Rum 30/41)

Kur’an insana şunu söylüyor. Realiteyi değiştirmen için, kendi nefsini iç dünyanı değiştirmen gere-kir.

Uygar dünya, Batılılar, çağdaşlar uzaya uydu gönderebilirler, Marsa dolmuş seferleri başlatabilirler ama insanları birbirine kırdırmadan yaşatmanın yolunu hiçbir zaman bulamayacaklardır… Demokrasi kılıfı ve maskenin altında sırıtan o kazma dişlerinden kan damlamaya devam edecektir.

Uygar dünyanın dışı konfor, içi akrep yuvası, depresyon, cinnet… Tek çare uygar dünyanın insan fıtratına uymayan köhnemiş yapısını, düşüncelerini, adetlerini, sistemini velhasıl topyekün papuçunu dama atmaktır… Ustadın deyimiyle:

Geçenler geçti seni, uçtu papucun dama

Çatla Sodom – Gomore patla Bizans ve Roma

Çağdaş uygar insan mutsuzdur. Çünkü her türlü kutsalı elinden alınmıştır. Yaşamak artık tüm biri-kim ve enerjilerini AVM’lerde , lunaparklarda , sahillerde tüketmek anlamına gelmektedir. Çağdaş- modern insan artık bir tuşla tanrısını- taptığını ayağına getirebilmektedir. Bir tuşla günahı ayağına ge-tirebiliyor. Çağdaş insan bir pantolon et, bir gömlek kemik ve bir bir bidon sıvıdan ibaret. Ruh mefluç durumda ve ölmüş konumda…

AVM, lunapark, güç ve yeni tanrılar inşa eden uygarlık tasarrufu altına aldığı insanları, uyuşturucu, şöhret, bunalım, refah, konfor, ruh hastalığı, depresyon gibi illetlere mübtela kılmaya devam ediyor…

Evrensel düşünmekten, büyük düşünmekten, idealden, istikbalden soyutlanmış kafalar imalatha-nesi gibi çalışmakla çağın uygar bekçileri…

Velhasıl çağın özeti, toprağa girmediği halde üzerine ölü torağı kaplamış yüzler ve melankolik bir yalnızlık, bir daha geri dönmeyen turnalar!

alçık çamurunun kahrını ve ruhunu büyütecek olan ruhun tarihini kavrayacak, anlamlı kılacak olan şahsiyet nerede…

İnsanlık ölüyor

İnsan ölü

Ey insan… Bir tek insanda insanı görebiliyor musun?

YORUMLAR
  • Köksal Çevik   05-08-2017 00:11

    Avrupa medeniyeti vahşi ve barbardır niçin hala Avrupa kapılarında bekliyoruz...ne güzel ifade etmişsin üstadım bu vahşi uygarlığı yüreğine sağlık

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA