Yazar : 224 Bünyamin Doğruer - Küresel Korsan Ahlaksız Amerika
21 Kasim 2017 Salı

Küresel Korsan Ahlaksız Amerika

Bünyamin Doğruer

12-07-2017 10:27

Küresel Korsan Ahlaksız Amerika

Mart 1988’de Halepçe’de beş binden fazla Müslüman Kürt, küresel emperyalizmin yerli işbirlikçisi Saddam Hüseyin ‘in direktifiyle şehit edilmişti. Kasım 2004’te Felluce’de binlerce Iraklı Müslüman bu kez bizzat Küresel Korsan ABD askerlerince şehit edildi. Her iki katliamda da yasaklı kimyasal silahlar kullanılmıştı. Halepçe’de Hardal gazı ve Napalm, Felluce’de ise Beyaz fosfor ve Napalm bombaları bir-likte kullanılmıştı. Söz konusu kitle silahlarının menşe-i aynıydı: Batılı emperyalist ülkeler.

CIA’ gizli işkence evleri The Washington Post gazetesinin 11 Eylül saldırıları sonrası Amerikan İstih-barat Teşkilatı CIA’nın bazı Doğu Avrupa ülkelerinde gizli cezaevi sistemi kurduğunu yazmasıyla ortaya çıktı. Büyük tepkilere neden olan bu haberlere göre Amerikan yönetimin sekiz Doğu Avrupa ülkesiyle, Afganistan, Tayland, Suudi Arabistan, Lübnan ve Suriye gibi yirmiye yakın ülkede gizli işkence evleri var.

CIA’NIN, adam kaçırma operasyonlarını çok iyi biliyoruz. Bu kaçırdıklarını işkence üslerinde, akla hayale gelmeyecek türlü işkencelerden geçirdiklerini de bilmeyen, duymayan kalmadı.

Halepçe’den, Felluce’ye, Ebu Gureyb’den, Guantanamo’ya CIA’nın işkence evlerinden, El-Cezire’nin bombalanmasına kadar ABD emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin çirkin ve kanlı yüzlerini orta-ya koyan gelişmeler gün yüzüne çıktıkça ABD’nin dünyaya vaat ettiği geleceğin zifiri karanlık- kaos- terör olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

ABD sudan bahanelerle ülkeleri işgal etmekte, işlediği katliamlarla kullandığı kitle imha silahlarıyla uyguladığı işkencelerle ve adam kaçırmalarla küresel çapta korsanlık yapmaktadır. Bu gelişmeler dün-yanın başına en büyük tehdidin ABD olduğunu gösteriyor. Yakın zamanda Katar’ın yalnızlaştırılması ve körfez ülkelerine yeni bir balans ayarı vererek çatışma zeminini oluşturma gayretleri en çarpıcı örnek.

ABD’nin hukuku, sömürge hukukudur. Bu hukuk hiçbir zaman insanlık, vicdan, adalet, insan hak-ları ve özgürlük temelleri içinde yükselmemiştir. Çünkü tüm sömürgeci perspektif sahipleri şimdiye kadar ne tarih ne toplum ne de insanlık hakkında sağlıklı bir bakış üretememişlerdir, üretmeleri de mümkün değildir.

ABD bu vicdansızlığı, ruhsuzluğu ile , taş yığınlarından oluşan devasa bir dağdır. ABD bir medeniyet krizinin içindedir. Aslında ABD ve batılı müttefikleri savaşı sürekli Orta Doğuya taşımaları batı medeni-yetinin yaşadığı krizi İslam dünyasına taşıma gayreti olarak da okunabilir.

Bu gelişmeler ilerlemeci tarih anlayışının insanlığın ulaşabildiği ideal ve tek hayat tarzının modern batılı değerlerle ifade edilen toplumsal ve siyasal biçimi olduğu terzinin iflasından ibarettir. Batı değerlerine karşı alternatif olma şansı tarihi olarak ve üzerinde oturduğu medeniyet birikimiyle insan-lık tarihinin en ilginç sentezlerini bünyesinde barındıran İslam  dünyasınındır. Savaşın mutlaka İslam dünyasını kapsayacak biçimde formüle edilmeye ve bunu meşrulaştıracak argümanlar geliştirilmeye çalışmasının nedeni bunalım halinde ki sistem karşısında alternatif olma dinamizmine İslam dünyası-nın sahip olmasıdır.

Medeniyetler Çatışması tezini geliştiren Huntingtun’un ABD’nin dış politikasını belirleyen kurullar-da danışmanlık yaptığını, Vietnam savaşında şahinleri oynayan stratejistlerden olduğu hatırlanacak o-lursa, tezinin nasıl bir eğilimi yansıttığı ortaya çıkar. Medeniyetler teziyle, NATO’nun Komünizm yeri-ne ikame edilecek tehdit algılaması arasında doğrudan bir ilişki var.

Medeniyetler Çatışması ile Kissinger’in ^^ İslam’ın İslam’a karşı savaşı^^ olacağını söylediği tezin Afganistan savaşının hemen başında ortaya atılması arasında anlamlı bir ilişki var. Kissinger’in tezi, Amerika’nın bir medeniyet krizine girdiği, savunmacı bir refleksle, krizini başka medeniyet alanlarına (İslam dünyasına) taşımaya çalıştığı yönündeki tahminleri doğrulayan bir durumdur…( Görüyorsunuz İslam dünyası kan gölüne döndü…)

Şöyle ki, eğer batı değerleri sistematik bir kriz içinde ise bunu bir medeniyet çatışmasından hare-ket ederek aşması, göğüslemesi mümkün değildir. Kendi dışındaki medeniyetleri karşısına alan bir yaklaşım hedefi büyütmekle sonuçlanır. Ayrıca mücadeleyi bir medeniyet çatışması şeklinde ortaya koymak ve buna göre strateji izlendiği takdirde Amerika krizin kendi alanın dışına taşırmak bir yana çatışmayı kendi evine getirmiş olur. Zira Amerika’yı bu ana kadar güçlü ve ayrıcalıklı kılan farklı kültür ve medeniyetlerin temsilciliklerini bünyesinde barındırıyor olmasıdır. Medeniyetler çatışmasının üze-rine kurulu bir mücadele tarzı çatışmayı Amerika’nın içine kadar getirmek anlamına gelir.

Bunun yerine global Mc carthyizm projesi sonuç olarak bu çatışma İslam arası çatışmaya dönüştür-mektedir. Terör tanımı ile Amerika’nın yapmak istediği yeryüzünde entelektüel olarak Müslümanlığın değerlerini yeniden üreterek/ keşfederek modern dünyanın bunalımına alternatif olma potansiyelini gösteren İslami uyanışı terörize etmektedir. Bu provakasyona en uygun formül olarak, bir yanda terör tanımına aldığı her türlü İslami oluşumların kaynağını kurutacak kültürel, sosyal, siyasal tedbirleri alır-ken diğer tarafta çatışmayı kendi içinde bölünmüş farklı İslam algılayışları, yorumları arasındaki uçuru-mu genişleterek, entellektüel ve sıcak çatışmaya dönüştürmektedir.

Toynbee’nin bundan tam 60 küsür yıl önce yine Afganistan örneğinde söylediği türden herodian ve zealot İslam’ın birbiriyle çatışması, ikisinin de diyor, Toynbee modern medeniyet karşısında varlık göstermesi mümkün değildir.

Bu anlamda Kissinger’in dillendirdiği, batının kötü bir taklitçi herodianlıkla, donmuş/ taklitçi zea-lotçuluk arasına sıkıştırılmış İslam dünyasının kendi içinde çatışmasıdır. Asıl sorun İslam’ın bu iki ta-nımlama parantezine sıkıştırılmak istenmesidir.

Amerika Mc carthyizmin evrenselleştirilmesi için şimdilik yeterince meşrulaştırıcı gerekçe elde et-menin peşinde ve elde etmişte görünüyor… Müslümanlara karşı düşmanlığın terörle su yüzüne çıkış olması, İslam’ı terörize etmeleri gerçekliğini iyi okuyalım…

Yöneticilerin- siyasetçilerin, halkların artık uyanması lazım. Küresel ahlaksız Korsan Amerika’nın, Türkiye üzerindeki oyunlarınıda artık bilmemiz lazım. 27 Mayısla, 12 Eylül ile, 28 Şubatla ülkemizdeki operasyonları sınırlı kalmamıştır. 15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ yapılanmasının, Amerika’nın desteği ile, dünyanın en büyük terör örgütlerine taş çıkartırcasına nasıl katliamlar gerçekleştirdiğine şahit ol-duk. Vahşi Amerika 15 Temmuz 2016 cuntanın darbe projesini de dizayn etmiştir. Darbecilere Afga-nistan’da kurulu İSAF’ın ABD’li komutan John F. Cambeli’nin komuta ettiğini darbenin finansmanının CIA olduğunu dünya alem biliyor. Dağıtılan paranın 2 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Ayrıca 15 Tem-muz 2016 günü CIA’ya çalışan ABD’li profesör Henry Berkey’in Türkiye’de olduğu ve darbenin sonu-cunu beklediğini unutmayalım. Ki bu adam Gezi kalkışmasının da baş aktörlerindendir. İşte bu aşağılık girişimleri-kalkışmaları, doğuştan sipastik olan FETÖ örgütü üzerinden yapmaya kalkıştı bu ABD denen global ahlaksız korsan ve büyük şeytan…

Akıl almaz işkencelerin uygulandığı Guantanamo gibi, hukuksuz ve vahşice bir esir kampına sahip olan Amerika’nın insan haklarından söz etmesi küstahlıktır, dünya haklarıyla dalga geçmektir… Eğer insan hakları diye bir şey olsaydı bugün Guantanamo olmazdı… Siyonist alçakların İsrail işgalci devleti-nin ablukasında yoklukla pençeleşen Gazze tutsak kampına dönüşmezdi…

Hala ABD’yi dost ve müttefik kabul etmek körlük değilde nedir, çok merak ediyorum… Çok ama çok şeyler var bilinmesi ve sorgulanması gereken…!

YORUMLAR
  • Hüseyin Yürek   12-07-2017 13:52

    Müminleri dost ve müttefik kabul etmemiz ve feraset sahibi olmamız gerekir.Yüreğine sağlık üstadım

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA