Yazar : 481 Ümran Yaka - Duy Resulü Kardeşim: Aranızda Selâmı Yayınız!
21 Kasim 2017 Salı

Duy Resulü Kardeşim: Aranızda Selâmı Yayınız!

Ümran Yaka

07-07-2017 16:10

Duy Resulü Kardeşim: Aranızda Selâmı Yayınız!

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız.”

Yazının başlangıcına yakışacak bundan âlâ girizgâh ve devam eden değinilere ilham olacak böylesi asûde bir kaynak olamazdı herhalde. Peki neden bu kadar kıymetli? Her şeyden önce Allah Resulü’nün o kutlu ağzından dökülen evrensel bir mesaj olması hasebiyle mühim. Ayrıca sürekli yitirdiğimiz değerler üzerinden dem vurup öte taraftan yan yana geçerken başını diğer tarafa çevirerek ya da görmezden gelerek selâmın es geçilmesi tavrından bîzarım bir de bu bakımdan mühim. Nebiyi Muhteremin hayatın her ânına dokunan ölçüleri nasıl da sade, kolay anlaşılır ve net. Bu denli net ve anlaşılır tavsiyeleri anlamanın ve yaşamanın neresindeyiz sorusuna her birimizin vicdanında bir cevabı var elbette. Bu cevaplar üzerinden bir polemik oluşturmak değil maksadım. Allah Resulü’nün işaret ettiği ve sıklıkla hutbelere, vaazlara konu olan “aranızda selâmı yayınız” tavsiyesinin kilit kelimesi üzerinde biraz durmak istiyorum.

Sözlükte kusursuz olmak, kurtulmak, rahatlamak gibi anlamları olan selâm, İslam terminolojisinde ise eman, kurtuluş, esenlik ve barış gibi manâlara tekâbül ediyor. Selâmlanan kişinin selâma ya aynı veya daha güzel bir ifade ile karşılık vererek muhatabına hayır duada bulunmasının emredildiğini kitabımızdan öğreniyoruz. Aynı şekilde evlere girildiğinde kimse yoksa dahi kendimize selâm vermemizin ehemmiyetini vahiy fısıldıyor. Böylesine ihtimam gösterilen bir amel hususunda vahyin kutlu öğretmeni selâm vermekten kaçınmanın bir tür cimrilik olduğunun altını çiziyor. Kayıtlarda geçtiği üzere değişik din ve kültürlerde de selâm, genellikle barış, güven, huzur, sağlık dileme gibi temennileri kapsıyor.

Hicreti takip eden yıllarda başlayan selâmlaşma ameli Müslümanların dünyasında diğer bütün ibadetlerde olduğu gibi hayat buluyor; hakkıyla içselleştirip ta kalpten zikrediyorlar. İnananların birbirine selâm vermesini isteyen Hz. Peygamber (a.s.) yolda karşılaştığı çocuklara dahi selâm vererek örnekliğin zirvesini teşkil ediyor. Nebiyi Zişân’ın emirlerini harfiyen yerine getirme konusundaki hassasiyeti ile dikkat çeken Abdullah b. Ömer ise sadece selâm vermek niyeti ile yola revan oluyor ve küçük ya da büyük karşılaştığı bütün Müslümanlara esenlik diliyor. Sonra sevgili Peygamberimizin “yanımdan ayrılma ey Ebu Bekr, bedenime ve kalbime gelen her sıkıntı senin yüzünü görmekle hafifliyor, seninle kalbim kuvvetleniyor” hitabının muhatabı olan Ebu Bekr es-Sıddık çıkıyor karşımıza. O yol arkadaşı ki, içi daraldığında dışarıya çıkıp birkaç Müslümana selam verince kalbi ferahlıyor. Bundan ötede bir terapi, bundan âlâ bir tedavi yöntemi yok herhalde. Önemine binaen çocuklara dahi selâm veren bir peygambere vurgu yapmışken Amr b. Seleme’yi es geçmek olmaz. Medine’den uzakta bir şehirde yaşayan minik Amr, henüz çöl yolculuklarına dayanamayacak kadar küçük olduğu için Allah Resulü’nü ziyaret için çıkılan yolculuklara çok istemesine rağmen büyükleri tarafından götürülmez. O da selâm gönderir kafiledekilerle özlediği peygamberine, yerine ulaşır minik kalbin esenlik dileği ve mukabele eder alemlere rahmet olan. Kafile, beraberlerinde Hz. Peygamber (a.s.)’in kendisine gönderdiği selâmı ile dönerler küçük Amr’ın yanına. Bu noktada artık bir rivayeti hatırlamanın çok ötesinde Amr’ın ‘bu ne güzel bir hediye, bu ne güzel karşılama’ teslimiyetine hayran oluş kalıyor nasibimize.

Sekülerleşmenin etkisiyle selâmın yerine kullanılan hakiki içerikten uzak çeşitli ifade biçimlerini lügatimizden çıkarmanın ehemmiyetini kimse inkar edemez diye düşünüyorum acizane. Zira selâmun aleykum-ve aleykumselâm diyaloğundan daha kuşatıcı daha evrensel bir iletişim biçimi olamaz. Şimdi bu akla ziyan çağda Allah Resulü’nün kalplere dokunması beklenen cümlelerini duyabilmek için bir adım geriye çekilmeli ilkin sonrasında Abdullah b. Ömer virdi ile yola çıkıp tüm Müslümanlara selam vermeli. Zoraki, dilimizin ucuyla, cimrice davranarak değil hem de. Ebu Bekr duruşunu hakka’l yakîn hissettiğimiz gün ise “aranızda selâmı yayınız” hadis-i şerifinin hakiki muhatapları olacağız biiznillah. Esselamu aleykum verahmetullahi ve berekatühü.

YORUMLAR
  • Arif Arcan   07-07-2017 19:19

    Ve aleykümselam kardeşim.

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA