Yazar : 462 Mustafa Öner - Ve Yalan mısın, Gerçek misin Reis?
26 Eylul 2017 Salı

Ve Yalan mısın, Gerçek misin Reis?

Mustafa Öner

28-06-2017 11:49

Ve Yalan mısın, Gerçek misin Reis?

İnsanın ilk kavgası Kabil ile Habil kardeşler arasında olduğu kayıtlıdır. Denir ki Kabil mal ve imkân paylaşımında kardeşi Habil’i hazmedememiş, Habil’in kendisine karşı herhangi bir karşı hamlede bulunmayacağını ilan etmesine rağmen ilk kavganın zalimi ve katili olmayı tercih etmiştir! Yalanimkânların hatırına kardeşini bertaraf ederek katil olmak düşmüş Kabil’e, kardeşi Habil’e de, mal ve imkânlar peşinde olmayıp,  kefeni olan toprağa düşmek kalmış. Kabil kadar yalan, Habil kadar gerçek misin reis?

İnsanlığın ikinci atası olarak anılır tarihimizde Oğlu Kenan’dan dolayı uyarı alan Nuh peygamber. Yalan olana tamahtan azmış kavmine sizin Allah’tan başka ilahınız yoktur, O’na kulluk edin uyarısına kulak asmamışlar büyük tufan öncesinde! İbrahim aleyhisselam da duaya durmuş nesli üzerine, meşhur baltasıyla Nemrut’un putlarını paramparça ettiği zamanlarda! Kendini korumaktan aciz olanlara korkuyla yönelenlere karşı babası Azer dahil,  ateşe atılma pahasına hakikatin şahidi oldu İbrahim aleyhisselam. Öldürme, diriltme gücü olduğu yalanının sahibi güneşi batıdan doğdurmaktan aciz düşen Nemrutlar kadar yalan,  gemiyle kurtarılan Nuh aleyhisselam kadar, ateşin serin olup yakmadığı İbrahimaleyhisselam kadar gerçek misin reis?

Alemlere rahmet olarak gönderilen Muhammed aleyhisselam muhteşem bir hayat rehberi örnekliği bıraktı insanlığa. Ebubekir oldu, Ömer oldu Arap yarımadasında, Osman oldu, Ali oldu, Hüseyin oldu Kerbela’da! Kabile, şehir, fikri rekabet, gidince peygamber o gün  başladı,  rekabetler ile tahrifat! Cemel oldu, Sıffin oldu, Küfe’de ihanet! İlmek ilmek sulta dokundu kabileciler eliyle, Şam’da Muaviye oldu, Yezid oldu. Erdem ve vefa örneği, ilmin kapısı, adalet ve vicdan timsali Ali çok direndi ümmet istikamet üzere kalsın diye, Emevi siyaseti diye nam yapmış Muaviye’nin siyasi manevraları karşısında son demde “şahit” olmak düştü payına. Muaviye kadar yalan, Ali kadar gerçek misin reis?

Asya bozkırlarından yola çıkıp, uzun ve zor yollardan geçerek Anadolu oldular.Moğol ve Haçlı katillerine karşı Selçuklu devleti oldular! Anadolu’nun kapısını açan, Malazgirt’te Türk ve Kürt boylarımızın omuz omuza savaştıkları ilk buluşmalarına komuta eden büyük komutan Alparslan; “Ya Rabbi! Sana tevekkül ediyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda cihad ediyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir. Bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret.” diye duaya durdu büyük babaları gibi! Başlarında katil-barbar Diyojen’in olduğu Doğu Roma ve tüm renkleri ile yağmalanan Anadolu! Esamesi okunmayan imparatorlar kadar yalan, düşmanları nezdinde de saygın olan Alparslan kadar gerçek misin reis?

Horasan erenleri; Devlet-i Ali’nin temellerini attı büyük Selçuklu’nun izleri üzerine! Mert ve yiğitliğiyle tarih sahnesinde aldı yerini, delikanlı adamdı, sözünün eriydi, adı Ertuğrul Gazi! Osman oldu Bursa’da, Orhan oldu hocaları Edebali sofrasında. Horasan erenleri kahraman idiler,  imar ve inşa şevkleri var idi, şefkatli idiler,  yardımsever idiler, yoktu devlet kapısında gözleri, mert ve yiğit adamlardı. Gün oldu Fatih oldular Konstantinopolis’in kapısında! Oyunları ile meşhur Bizanslar kadar, barbarlıkları ile yakıp yıkan Moğollar kadar yalan, Ertuğrul Gazi kadar, Fatih Sultan Mehmet kadar gerçek misin reis?

Şarkın en sevgili sultanlarından oldu Ömer bin Hattab’tan sonra ikinci Fatih. Batılı tarihçilere göre İslam’ın en saf kahramanı, adı Kudüs oldu bir zaman, Selahaddin-i Eyyubi.  “Af konusunda hata etmek, haklı olarak cezalandırmaktan daha çok hoşuma gider” diyen büyük komutan, Selahaddin-i Kürdi olarak da anılır. Yahudilerin tezgâhları, Haçlıların katliamları hafızalarda dipdiri iken Selahaddin merhamet oldu tüm Beytü’l- Makdis’e. İlk kıblemiz üçüncü Fatihi’ni beklemekte bugün! Hak ve adalet nedir bilmez Musa aleyhisselamın yolunu tahrif eden Yahudiler kadar yalan, İsa aleyhisselamı  istismar edip Haçlı kesilenler gibi yalan, Ömer gibi, Selahaddin gibi gerçek misin reis?

Osmanlı yaşlanmış, kendini “aydınlanma” adlı karanlık batı dünyasının gelişmeleri karşısında yenileyememişti! Cumhura danışılmalı, sultanlık yerine istişare merkeze alınmalıydı. Ama özgürlük diye izah edilen yalan rüzgâr karanlık batıdan esiyordu. Çok dirense de baş edemedi II. Abdülhamid. Esen rüzgâr istişari bir adalet devleti değil, hilafetten arındırılmış, seküler bir devleti işaret ediyor idi. Allah’ın yardımından ümit kesmiş bedbahtlar kapıldılar yalan rüzgârlarına. Duaya açılmış eller, yaratıcı olarak hayatın tek gerçeği haline getirilince; elinin emeği ile değil, dilinin şehvetiyle geçinen akıl çelenlerin yalan naatlarına kanıp coğrafyasına, milletine, dinine düşman kesilen devletlûlar, yalan aristokratların maskarası oluverdiler. Yalan naatlara kananlar gibi yalan, kadim kanunu şehadet mertebesinde taşıyanlar kadar gerçek misin reis?

Muhabbet fedaileri idiler kendi beyanları ile, husumete yer yoktu, hizmet dediler, himmet dediler, dünyanın dört bir yanında türkülerle ses verdiler! Kapılarından geçmeden iş yapmak mümkün olmadığı gibi, vali, kaymakam, komutan, polis şefi olmak için, savcı, hakim olmak için ve hatta Galatasaraylı olmak için okuldaş, yurttaş olmak lazımdı. Hükümet edenlerin aldanmaları üzerine Anadolu’da tüm renklerimiz ile Türkiye’ye, yeryüzünde insanlığın bağrına hançer olan, Allah’ın dost edinmeyin dediği Tel Aviv’i, Vatikan’ı, büyük şeytan ve avenelerini dost edinen, rövanş peşindeki Fetullah Gülen kadar yalan, insanlığın son umudu tüm mezhep ve meşrepleriyle birlikte İslam ümmetinin bir bireyi kadar gerçek misin reis?

Anadolu yiğitleri çok yenildi ve fakat her yenildiğinde kazandı tarih boyunca. Hatta literatürümüze girdi; “cephede kazandık ama masada kaybettik!” diye! Cumhuriyet tarihi biraz daha geriye gider isek Osmanlı son döneminden buyana darbeler tarihi olarak da anılabilir! Saray darbeleri, II. Cumhuriyet darbesi, tek parti dönemleri, 1960 darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası, 1980 darbesi, 28 Şubat post modern darbesi, e muhtıralar, Ergenekon, Balyoz, Ay Işığı der iken 15 Temmuz 2016 şeytanlar çetesi darbe teşebbüsü, Anadolu ayakta ve bilinmeyenler koalisyonu! ABD kadar yalan, Siyonist İsrail kadar yalan, Bürüksel kadar yalan, Londra, Berlin kadar yalan… 15 Temmuz kadar, Bosna kadar, Balkanlar kadar, Kafkaslar kadar, Bağdat kadar, Tahran kadar, Van, Diyarbakır, Erzurum, Kars kadar, Trabzon, Bursa, İzmir, Denizli, Adana kadar, Semerkant, Buhara kadar, Mekke, Medine, yemen Libya kadar, Kahire kadar, Moro kadar, Türkistan, Filistin, Kudüs kadar, kısaca Anadolu kadar gerçek misin reis?

Cephede kazanıp, masada kaybetmeyecek kadar gerçek misin reis?

“Doğuda bir baba vardı Batı gelmeden önce” (Sezai Karakoç)

YORUMLAR
  • Suheyl Gazi   04-07-2017 18:15

    Böyle böyle uyanacak bu kesim de. Ama uyanmak için vakit de kalmadı sanırım. Ne diyorlardı ? İSLAMCILAR. Bakalım daha neler icad edilecek Türkiye'de, halk edebiyatı adına

  • Ömer Faruk   01-07-2017 16:29

    Mevcut durum nasıl bu kadar güzel ve samimi özetlenebilir diye sorsalar bu yazıyı atmak çok yerinde bir cevap olurdu. Kalemine sağlık, Allah razı olsun. İç içe geçmiş neyin ne olduğunu anlamanın çok kolay olmasına rağmen zorlaştırıldığı günlerde müthiş bir yazı. Saygılarımla

  • Suad demir   28-06-2017 17:33

    Zor zamanların zor soruları.cevapları basit ve fakat kolay değil.selam ederim kardeş.

  • Mehmet Beyhan   28-06-2017 15:12

    Muhteşem bir yazı olmuş Mustafa abi.. Eline sağlık..

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA