Yazar : 382 Veysel Tepeli - Kuran’ı Bilen de Sapıtır
11 Aralik 2017 Pazartesi

Kuran’ı Bilen de Sapıtır

Veysel Tepeli

14-06-2017 13:05

Kuran’ı Bilen de Sapıtır

Kuran'ı bilmeyen zaten İslam'dan bihaberdir. Tüm dini, duyduklarından ibarettir.

Duydukları ne kadar dinden ise o derece dine yakın; ne kadar uzak ise o kadar uzaktır.

Bir beşer söylemi, istediği kadar referansını Kuran’dan alsın, istediği kadar samimi olsun; yine de eksik/aksak olmaya mahkûmdur. Çünkü rivayetinde beşeri bir müdahale vardır. Beşer ise nisyanla, cehaletle ve nefsani saptırmayla maluldür. Bu nedenle her söylemin Kuran ile ve Peygamber efendimizin yaşamında o konuyla ilgili duruşuna bakarak sağlaması yapılmalıdır.

İslam’ın mutlak doğru tek kaynağı Kuran’dır. İslam’ı bilmek için Kuran’ı bilmek lazım.

Lakin Kuran’ı bilen herkes hidayeti bulur diye bir kaide de yok.

Kuranla muhatap olan birinin hidayete erebileceği gibi delalet çukuruna düşmesi de mümkündür.

Kişinin Kuran ile hidayete ulaşması veya delalete düşmesi tamamen kendisinin tavrı yani Kuran’a yaklaşımıyla alakalıdır.

Kuran, ilahi bir kitap olduğu için ilahi cilveler taşır.

Siz Kuran’a nasıl yaklaşırsanız O da size o yönde tepki verir:

Allah’ın varlığını, İslam’ın hakikat olup olmadığını arayarak Kuran’a müracaat eden biri (Allah’ın izniyle) Allah’ın varlığını ve İslam’ın hakikatliğini görür.

Tam tersi yönde Allah’ı inkâr etmek amacıyla Kuran’a müracaat eden biri de büyük bir ihtimalle ateistliğine (kendince) deliller bulur.

Aynı şekilde birbirine zıt iki ayrı düşünce fraksiyonuna sahip iki kişi kendi düşüncelerine destek bulmak amacıyla Kuran’a müracaat ettiklerinde, her biri kendince ayetler bulması kuvvetle muhtemeldir.

Peki, Kuran ne zaman gerçek/hakikat yolunu gösterir?

Samimiyetle yaklaştığımız zaman Kuran kendini açar, hidayete götürür.

Yani, Kuran önünde diz çöken hidayete ulaşırken; Kuran’a (kendi heva ve hevesi doğrultusunda) diz çöktürmeye çalışan delalete gider.

Hidayet, samimiyetimize ve teslimiyetimize bağlıdır (Bakara:2-3-4-5. Ayetlere bakılabilir).

Diğer bir husus ise “dini Allah’a has kılmaktır”.

Kuran’ın birçok yerinde geçen “dini Allah’a has kılın” uyarısı doğrultusunda Kuran önünde bir teslimiyet içinde diz çöküldüğünde Kuran deryasına dalmak işten bile değil.

Dini Allaha has kılmak” nedir derseniz:

Deniz ortasında küçük bir teknede/salda fırtınaya tutulmuş bir kişinin veya deprem esnasında yüksek bir bina içindeki bir kişinin yerine kendinizi koyun ve o anda Allah’a avuç açtığınızı hayal edin; işte o ruh halidir “dini Allah’a has kılmak”.

Kuran’ın gerçek yüzünü görmek isterseniz:

Çevrenizdekilerin uykuda olduğu bir gece saatinde ayağa kalkın. Abdest alıp 2 rekât bir gece namazı kılın. Sonra avuçlarınızı açıp Allah’tan, Kitabını size açması için dua edin. Kuran’ın önünde (sadece fiziki olarak değil, tüm benliğinizle) diz çökün. Yüreğinizi Kuran’a açarak okumaya başlayın…

İnşallah, her ayetin nasıl canlandığını, yüreğinize her düşüşünde iç dünyanızda nasıl depremlere yol açtığını göreceksiniz.

Ramazanınız hayr ve bereket dolu olsun.

YORUMLAR
  • Erdinç Ahatlı    16-07-2017 10:02

    Veysel Bey, Yazınızda kullandığınız delalet kelimesi kılavuzluk yapmak, yol göstermek anlamındadır. Sizin kastettiğini sapıtmazsınız anlamı a ile dalalet olarak yazılır. Selametle

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA