Yazar : 256 Abdulaziz Tantik - Aşk Kokuyor Toprak
22 Mayis 2018 Salı

Aşk Kokuyor Toprak

Abdulaziz Tantik

08-05-2017 12:28

Aşk Kokuyor Toprak

Nisan yağmurları yerini Mayıs'ın sıcaklığına bırakıyor. Rahmet bereketi ile beslenen topraklar aşk kokuyor. Yaşamın diriliğini toprağın buharlanmasından anlamak mümkün! Yeşil her tarafı sarmalamakta ve insanın içini kıpır kıpır kıpırdatmaktadır. Sabahın ışıkları ile hayata aktığımız zaman içimizdeki sevinci gizlemeye gerek kalmıyor. Havada aşk kokusu var... Aldığımız her nefes biraz aşkın tadını veriyor. Toprak, ağaç, yeşil çimenler ve laleler aşkın dışa vurulmuş halleri gibi insanı heyecana getiriyor. Her şey geriniyor. Silkiniyor. Şöyle bir kendine gelmeye çalışıyor. Mahmurluğun verdiği yorgunluk yerini hareketin yoğunluğuna ve yorgunluğuna terk ediyor. Çocuklar şen şakrak yaşama akıyor. Yüzlerindeki tebessüm çiçeklere hayat veriyor. Kalbin ritmi artıyor ve yüreğe heyecan basıyor. Kuşlar aşk şarkıları mırıldanıyor.

Güneş toprağı, gülü ve yüreği ısıtıyor. Toprak, gül ve yürek ısının verdiği rehavetle güzel rayihalar gibi kokuyor. O kokuyu alan toprak, çimen ve insan canlanıyor. Toprak aşk kokuyor, sarmalıyor hayatı ve yaşamın rahmine dönüşüyor. Börtü böcek neşe ile dağılıyor kendilerine verilen rızıktan pay kapmak için... Rüzgâr bir aşk sarhoşu... Sirayet ettiriyor her şeye aşktan kendisine bulaşmış olanı... Aşk dönüyor havada kimi görse ona sarılarak... Bebelerin yüzündeki gülümsemede saklı aşk... Annelerin sevgisinde yitiyor aşk... Babaların şefkatine sığınmış aşk... Coşuyor, köpürüyor aşk eniğinin etrafında dört dolanan köpekte... Bu ay aşk doğuyor, yoğruluyor aşkla hayat ve aşktan neşet ediyor sürur ve sükûnlar...

Zulme inat gülüyor yüzleri genç kadınların... Kan akıyor oluk oluk ama yürekler sevinç yüklü umutlarla... Bitecek bu zulüm ve kan deryası aşkın kollarında... Hesapta olmayan şeyler olacak... Aşk neye kadirmiş dedirtecek olacak olanlar adına... Zulüm aşk zamanı ölürmüş. Kan aşkla aktığı zaman durdurur dökülen kanları... Despot iktidarlara inat aşk kazanacak... Korkuyu yenilgiye uğratan aşktır... Kahrı umuda taşıyan aşktır... Yiğidi coşturan aşktır... Zalimler ve Katiller önce aşkı öldürmek isterler... Ama aşk inatla yaşamaya devam eder. Yenilgide aşk biter. Zaafta aşk fire verir. Güçsüzlere yardıma aşk koşar. Gücü çökerten de aşktır...

Aşk çocuk safiyeti ister. Aşk çocuğun yüreğindeki derinlikte boy atar. Bir genç kızın umudunda ve hülyasında güçlenir aşk... Bir yaşlının yaşama tutunmasında saklanır aşk. Bir kadının kocasına baktığı yerde yeşerir aşk... Bir fakirin avucuna bırakılmış bir lirada saklıdır aşk... Aşk ekmektir... Aşk umuttur... Aşk canlılıktır... Aşk diriliktir... Aşk kalptir... Aşk mücahede ve mücadeledir. Aşk sabırdır ve sebattır...

Aşk omuzlara konan kolda belirir. Aşk sevgilinin gözlerinde yeşerir... Aşk sevgiliye yöneltilmiş sözcüğün sıcaklığına sinmiştir... Aşk gözlerin sevgiliye yönelmiş arayışına taşınmıştır... Aşk sessizliğin suskunluğunda temellenir... Aşk utanmanın ciddiyetinde boy atar... Aşk mahrem sınırları korur... Aşk pervasızlığı biperva kılar... Aşk kaleme yazdırır... Aşk sayfaya diz çökertir... Aşk sessiz ve derinden bir haykırıştır... Aşk varlığını ağlamayla hissettiren bir çığlıktır yeryüzüne düşen... Aşk bebeğin ilk emeklemesi ve ayakta durma çabasıdır...

Bitmez tükenmez bir çaba ile çocuklarını büyüten ve sonra yalnızlığın basamaklarında kendi ile yüzleşen annenin yüzündeki hüzünde biter aşk... Aşk hasrettir ki o hasret ile yakınlar uzak iken uzaklar yakın kılınır... Aşk bilgidir ve yaşamı zenginleştiren... Aşk hocanın dilinden dökülen anlamdadır... Aşk öğrencinin gözlerindeki hayranlıktadır... Aşk bir sohbetin kıvamındadır... Aşk dostluktur... Aşk vefadır... Aşk cömertlikte yücelir... Aşk varlığın üzerinde kaim olduğudur...

Aşk, fakirin halsizliğini dışa vurmamakta gizlidir. Aşk, gencin yüreğini açmamasında saklıdır. Aşk, kalbin atmasına rağmen öyle bir şey yokmuş gibi davranmakta aşikâr olur. Aşk, gizlidir ama gizlenemez olandır. Aşk, sokakta gözlerini araştırıp yardım edilecek biri var mı diyen zihniyettedir. Aşk, doyasıya yorulduktan sonra en küçük bir yardım için yüksünmeden ayağa kalkmaktır. Aşk, sohbetin doyumsuz anında unuttuğu bir sözünü hatırladığında hemen kalkıp sözünü yerine getirme çabasındadır. Aşk, umutsuzluğun kol gezdiği zamanlarda kendini sokaklara vurup yürürken aynı zamanda umudu düşünebilmektir.

Gönlünün serinliklerini bütün gönüllere serpiştirme uğraşısına katılan âşık, yüreğinin yangınını ise kendini yakmada kullanır. Sabahın serinliğini yüreğine çekerken mazlum insanların bugün hangi zulme maruz kalacağını düşünerek yüreğine ateş düşene âşık denir. Kalbi deli gibi atarken sonsuzluğa atılırcasına eyleme katılan genç sen âşıksın ama farkında değilsin.

Dünya aşkı kaldıramayacak kadar zayıftır.

Aşk, dünya ile meşgul olunca zaafa uğrar. Ama dünyadan vazgeçince aşkı güçlendirir âdemoğlu… Zaten birini sevmek ondan vazgeçmeyi de beraberinde taşımaz mı? Bugüne kadar kaç âşık kavuşmuş ki? O yüzden aşk, bu dünyada hayatın nirengi noktası olduğunda ve dostlukla buluştuğunda meyve verir. Yani aşkı sadece karşı cinse duyulan bir arzu olarak tanımlamak haksızlık olur aşka… Elbette ki aşk aynı zamanda o ama onu aşan bir boyutu da vardır. Ve aslında her insan farkında olmasa da aşka bir şekilde bulaşmaktan kurtulamaz… Çünkü aşk hayatın kendi dinamiğinde ortaya çıkan ve insanı hayata bağlayan duygusal bağın adıdır. Bu daha çok karşı cinste somutlaşsa da hayatın dişil boyutu içinde hep varlığını sürdürmektedir.

Üzülmek, başkası için duygulanmak ve hüzünlenmek, varlığın fıtrata mugayir tutumuna isyandır aşk… Kelimeler, cümleler ve paragraflar ancak aşkla taçlandığında anlam kazanır, derinlik kat eder ve yüreklere siner… Öfkeyle, sokakta yürürken bir taşa atılan tekmede açığa çıkar aşk… Kızgınlığın en ateşli yanında yüreğinin en serin tarafını gömersin aşkla…

Aşk, sonlulukta sonsuzluğu taşır. Aşkın bir yanı sonlu dünyada iken diğer yanı sonsuz dünyaya uzanır. Çünkü aşk, sonlu dünyada duygusal olarak bulunur. Ama duygusallık bir boyutu ile de somut dünyanın dışına taşar. İşte aşkın hikâyesi böyle temellenir.

Bir gülün yaprağında bulunan damlada güneşin yansımasında billurlaşır aşk. Güneşin alnında yürürken boynundan aşağı doğru akan terde kendini ele verirken aşk, içinde bin bir düşünce ahenkle dans ederler.

Hayata en insani tarafından bakmayı bilenler, aşkla bütünleşik yaşamayı da başarırlar…

Selam aşk ile hayata anlam katanlara…

YORUMLAR
  • Mehmet Beyhan   15-05-2017 02:32

    Hocam, yazınız bana Honore De Balzac'ta okuduğum şu ifadeleri hatırlattı ''Tabiat aşkı, insanın ümitlerini boşa çıkarmayan yegane aşktır''

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA