Yazar : 256 Abdulaziz Tantik - 16 Nisan 2017 Referandum Sonucu Üzerine Mülahazalarım
26 Mayis 2017 Cuma

16 Nisan 2017 Referandum Sonucu Üzerine Mülahazalarım

Abdulaziz Tantik

17-04-2017 13:54

16 Nisan 2017 Referandum Sonucu Üzerine Mülahazalarım

Bir sistem değişimini öngörün referandumun çok katmanlı ve çok boyutlu gövdesini geride bırakarak yeni bir güne ulaştık. ‘Evet’ tercihi kabul edildi. Ve cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmiş oldu. Alınan sonuç ise yeni tartışmaları ve düşünceleri beraberinde taşıyacaktır.

Hakikaten üzerinde düşünülmesi gereken bir sonuç elde edilmiştir. Aslında bu sonuçtan seçimin hiçbir tarafı memnun değil! Hayır’cılar kıl payı kaçırdıkları için kendilerini yiyecekler. Ellerinden kayıp gitti referandumdaki zafer! Evet ’çiler, daha yüksek bir oy beklentisi içinde oldukları için yeterli görmeyecekler bu sonucu…

Ama ülkenin geleceği açısından bakıldığında bu sonuç beraberinde bir sürü güzel başlangıçları beraberinde taşıma imkânı tanıyor. Bu bıçak sırtı durum, bir sonraki seçim için her partinin özellikle de iki büyük partinin kendini yeniden çek etme ve yaptığı hataları dikkate alarak kendine çekidüzen verme konusunda adım atmalarını sağlayacaktır. Öyle nasılsa ben kazanırım rahatlığını vermedi bu sonuçlar.

Ak Parti son seçimlerini çatışma dili üzerine kurarak seçimleri kazandı ve kitle partisi yerine ideolojik parti görünümünü verdi. Yani kitle partisinin ideolojik parti görünümünü kazanması Erdoğan’ın şahsında önemli bir kazanım ve gelecek seçimlerin kazanılmasında da etken olacaktır. Ama son referandum seçiminde bu dil kazanmayı sağladı ama yeterli düzeyde bir artışı sağlamadı. Hatta Ak Parti ve MHP birlikteliği ile birlikte buna Doğu ve Güneydoğu’da Hüda Par’ın verdiği destek ile İç Anadolu’da BBP’nin desteğini de dikkate aldığımızda alınan sonuç ciddi bir erozyonu göstermektedir. Yani on puanlık bir kayıptan bahsedebiliriz. Hadep’in hanesinden eksilen on puanı da ekleyelim…

Tam bu noktada Türkiye’de gelişen sosyolojinin siyasetçiler tarafından yeterince okunamadığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Mutlu etmeyen bu sonuç aslında yeni sosyolojinin varlığını açığa çıkarıyor. Siyasette müthiş bir geçişkenlik yaşandığı ortada… Özellikle referandum başladığında yüzde yirmilik bir kararsızlar ordusu vardı. Ve bu kararsızlar ikna olmada beklentilere cevap oluşturmadı. Özellikle de okumuş kentli kesim, ideolojik yaklaşımına bakmadan olup bitenin ne olduğuna dair kanaati üzerine davrandı. Ak Partinin İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirleri kaybetti. Ayrıca Üsküdar gibi muhafazakârlığın kalesi konumunda olan ilçede de geride kaldı. Ak Parti kendi seçmenini ikna etmede başarılı olamadığı anlamına geliyor. Yeni bir sisteme geçilirken yanında yer alması beklenen seçmen kitlesinin yanında yer almaması sadece bu sisteme karşı olduğu anlamına gelmiyor. Daha çok Ak Parti kadrolarının verdiği güvenin zedelenmesi ve eğer Erdoğan faktörü olmasa bu referandumun geçme ihtimalinin olmadığı anlamına da gelecektir.

Kürtler, referanduma sayılı günler kalırken, federasyon tartışmaları ile yine itildiler. Buna rağmen yüzde onluk bir desteği de esirgemediler. Bu da bölge insanının Pkk’nın yanında yer almadığı anlamına geliyor. Ama tam olarak da iktidara güven duymuyor. Bu güveni verecek yerel insanların, Ak Partililerin öne çıkarak bölge insanının sorunlarını, zorluklarını göğüsleyecek bir çaba ve gayret üzerinden bu güveni tesis etmesi, daha çok bölge insanının Pkk saflarından kopuşu sağlayacaktır. Özellikle Pkk’ye destek veren muhafazakâr Kürtlerin ikna edilmeleri şarttır.

İslamcılar bu referanduma pek hazırlıklı değillerdi. Hatta çoğu gönülsüzdü. İkna olmadıkları gibi hayır cephesine çalışanlarda oldu. İslamcıların özellikle bu tutumunun Ak Parti tarafından dikkate alınması ve en önemli müttefiki olması gereken bu camianın entelektüel desteğinden de mahrum kalışının bedelini şehirli seçkin oyları toparlayamama olarak ödedi.  Yüzde elli beşlerin üzerinde görünmesine rağmen bu sonucun alınması üzerine düşünmek önemlidir.

Ak Parti, kendi standartlarının altında kalan çalışmalara imza attığı halde sürekli hizmete yaptığı vurgu ile yeterli ilgili toparlayamadı. Son üç seçimdir mukayeseli bir şekilde hikâye edilen bu durum artık etkisini kaybetti. Özellikle de Ak Parti belediyelerinde ve yönetim kademelerinde, bürokrat seçimlerinde yapılan yanlışlar, bu sonuca etkisi olmuştur.

15 Temmuz darbesi gibi bir olay yaşanmış, halk bu darbeyi püskürtmüşken darbe sonrası bu halkın içinde yer aldığı cemaatlere yönelik tv tartışmalarında yapılan saldırı ve hakaretler ciddi bir kırılmaya neden olmuştur. Yani Ak Parti sözcüleri yeterli düzeyde sahip çıkamadılar. Milliyetçi tonun çok yüksek tonda dillendirilmesi hem İslamcıları hem de Kürtleri biraz soğuttu demek yanlış olmasa gerek. Ayrıca darbe sonrası sürecin yeterli düzeyde kontrol edilememesi, tutuklamalar, işten atılmalar vesaire ile yeterli düzeyde mağduriyet oluştuğu intibaı da bu referandum seçimine olumsuz etkisi olmuştur. Yani siyasal hamleleri yaparken sosyolojiyi dikkate almadığınızda her zaman istediğiniz sonucu alamayabilirsiniz. Buna hazırlıklı olmalısınız.

Önemli sebeplerden biri de muhalefetin seçim stratejisinde öne çıkardığı vurgular. Bu vurgular gerçeği temsil etmese de kafalarda şüpheler oluşturdu. Örneğin, Avrupa devletleri ile çatışma dilinin bu sertleştirilmesi, Avrupa’daki oyları çoğalttı ama ülkedeki kentli okumuş kesimi ise kaybettirdi. İktidar tarafından istikrar üzerine yapılan vurgunun yetersizliğini gösterme konusunda muhalefet daha başarılı olmuştur.

Tabii Ak Partinin içinde olup bu işe muhalif olanların da belirli bir oranda olduklarını referandumun bu sonucu üzerine kabul etmek zorunda kalacağız. Onların içerden kısık sesle yaptığı muhalefet iş görmüştür. Birde Ak Parti üzerine oluşturulan söylentiler ve bunu destekleyen eylemler de en azından belirli bir kesimi uzak tutmuştur.

Bu sonucun alınmasında en önemli etkenlerden olan ve Ak Parti medyasını oluşturan entelektüellerin ve Ak Parti sözcülerinin de referandum sürecinde ortaya koydukları söylem ve düşüncelerin ikna edici olmadığını söylemek ve bu konuda yeterli bir derinliğe sahip olmadıklarını söylemek haksızlık olmaz sanırım… Tv tartışmalarında ortaya konan performansı hepimiz izledik. Gerçekten ikna edici bir söylem diskuruna sahip değillerdi. Erdoğan’ın kendi şahsı ve ortaya koyduğu söylem daha etkileyici idi. Tam son dönemeçte Kürt oylarını kazanma adına yapılan hamlenin MHP’nin tavrı ile iki cepheden oy kaybına neden olduğu tartışılmaz bir gerçekliktir. Danışmanların federasyon söylemleri ve buna yönelik tepkiler…

Bütün bunlara rağmen referandum kazanılmıştır. Sistem değişikliği kabul edilmiştir. Bu kendi başına bir başarı olarak kabul edilebilir. Ancak önümüzdeki ilk seçimde eğer bu yapılan hatalardan yeterli dersler çıkarılmaz ise sancılı bir seçim beklenebilir. Bu yüzden aklı başında işler yapmak ve yapılacak her hamleyi yeterli düzeyde konuşmak, tartışmak ve müzakere etmek kaçınılmaz olmalıdır. Çünkü Ak Parti sadece bir parti değil Ümmetin sorumluluğunu üstlenmiş bir lider ve sorumluluğunu tevdi etmiş bir ümmet var arkasında… Bu gerçeği unutmamak lazım…

Son söz olarak: bu topraklarda yaşayan her kesim yeniden bir kez daha kendi gerçekliği ve toplumsal zeminin kazandığı bu yeni gerçekliği dikkate alarak yüzleşmelidir. İşte bu yüzleşmenin sahiciliği Türkiye’nin bağımsızlığının teminatı olacaktır.

YORUMLAR
  • Ali Fikri Feyizoğlu   21-04-2017 10:29

    Bu referandum da gerçekten çatışmacı bir dil mi kullanıldı yoksa bu dil kullanılmasına mı itildi? Önceki seçimlere de bakıldığında bu dilin zaten var olduğu görülür, yani bu seçime özgü değildir. Daha önceki seçim ortamlarında karşılı atışmalar ve suçlamalar olmuştur. Bu dil daha çok seküler yaşam üzerindeki tahakkümleri dile getirilmek üzere başlanmış olması bir tesadüf eseri değildir; özellikle yapılmıştır. Bu da önce yapmaya çalışılan etnik ve mezhepsel ayrışmalara eklemlenerek Türkiye’yi kamplaşma odaklarına hazırlanmaktır. Ayrıca bu kitle daha kolay manipülasyonlara ve daha kitlesel hareket kabiliyetine sahip bir avantaj sağlamaktadır. Ben hem mütedeyyin muhafazakâr olup da pkk ya oy verilebileceğini düşünemem. Kişi başkasını kendisi gibi bilirmiş den hareket edersem; seküler ve Marksist-Leninist bir çizgide olduğunu her zaman beyan eden bir yerde nasıl bir Müslüman olarak onun yanında yer alabilirim sorusuna cevabim asla ve katta olurdu.

  • Abdulkadir   21-04-2017 09:47

    Sonucun böyle olması ve sonrasında ne olması gerektiğinin sosyolojisi.. Dilinize, yüreğinize sağlık Hocam.

  • Arif Arcan   18-04-2017 12:53

    Değerli kardeşlerimiz Müslüman Zihnin bulunduğu çağı nasıl okuduğu ile ilgilenmek yerine; olguyu 'Tarihüstü' söylemin kendisine has uslübunu, 'karmaşa' karşısında indirgemeci bir yaklaşımla kullanmaya çalışıyorlar. Bu yaklaşım, Sözü inzal eden Allah Tealanın rolüne bürünmektir mazallah. Zira insan tarihseldir, İlahi kelam kendisini ancak insanın tarihsel yürüyüşü ile 'Furkan'laştırır. Tarihüstü bir anlama çabası, doğası gereği tarihsel bir mahluk olan insanda ancak tarihsel yürüyüş ile anlamlıdır. Tarihüstü anlama çabası ise gelenek değimiz ve tarihsel yürüyüşün müktebasatının anlamlı katmanlaşması ve yeniden anlamaya matuf harmanlaşması ile mümkün olur. Metnin tarihüstülüğü tarihsel insanda hakikata erişir. İnsanın tarihselliğini inkar ederseniz tarihüstü değil ancak tarih dışı kalıverirsiniz. Müslüman zihin şahidi olduğu çağa ve çağın makuliyet ve handikaplarına yorum getiren bir zihniyet olamadıkça zelilliği ve çileciliği dinden bir rukun saymaya devam edecektir. Lütfen metni, sözü inzal eden Allah'ın haşa gözüyle değil, kul muhataplığı açısından mükellefiyet dairesinde anlamaya çalışalım. Ki hak galebe çalsın.

  • abdulaziz tantik   17-04-2017 15:36

    dostlar, etrafınıza bakın, özellikle de islam dünyasına ve buraya nasıl baktıklarına bakın. ve yargılarınızı gözden geçirin bu hakikati göreceksiniz. hayır, şaka değil ve mesele demokratlık meselesi değil . mesele ciddi olarak bir olgu meselesidir. biz kabul etmesek de durum bu... islam dünyası ak parti ve özellikle de Tayyip Erdoğan'a böyle bir misyon biçmiş. bunun doğruluğu yanlışlığı başka bir şey. ama hakikat maalesef bu ... çünkü bu ümmet başka bir kurum ve lider çıkaramadı daha... hadi biraz çalışın da belki yeni bir lider ve parti çıkarabiliriz.

  • Mehmet Beyhan   17-04-2017 15:23

    Meseleyi güzel değerlendirmişsin hocam eline sağlık. Umarım yetkililere bu yazı ulaşır gereken dersleri çıkarırlar. Ancak İslami camianın tutumu ile ilgili tespitine katılmıyorum. Hatta benim gözlemlerime göre, bu sonuç, Cumhurbaşkanının ve İslami camianın elde ettiği sonuçtur. AKP teşkilatları, afiş ve gürültüden başka bir işe yaramamıştır. Ümmet konusundaki tespitlerin, gezdiğim birçok İslam ülkesindeki duyduklarımla örtüşüyor. 2014 yılında eğitim amacıyla kaldığım ABD'de Cezayirli bir Alim bana aynen şöyle demiştir '' Erdoğan'a sahip çıkın. Erdoğan bu ümmetin 200 yıldan beri beklediği Liderdir'' Batı Afrika'sından Ortadoğu'ya kadar pek çok ülkeyi gezdim ve birçok anekdot tespitlerinizi teyid ediyor.

  • ibrahim köksal    17-04-2017 14:49

    Bu ümmet demokratlaramı kald

  • Suad demir   17-04-2017 14:09

    "Ak Parti sadece bir parti değil Ümmetin sorumluluğunu üstlenmiş bir lider ve sorumluluğunu tevdi etmiş bir ümmet var arkasında… Bu gerçeği unutmamak lazım… " Abulaziz Bey,bu bir şaka olsa gerek.

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA