Yazar : 224 Bünyamin Doğruer - DAĞLAR YÜREĞİNE BAKIYOR SENİN
18 Agustos 2018 Cumartesi

DAĞLAR YÜREĞİNE BAKIYOR SENİN

Bünyamin Doğruer

04-02-2017 21:19

 DAĞLAR YÜREĞİNE BAKIYOR SENİN

        Gözbebeklerindeki hasret damlalarını, zorlu ve onurlu sınavlardan geçirdiğin aşkını, korsan sevdanı, misak-ı milli hudutlarında aykırı bir gül olan düşlerini, imkansızlıktan öldüğün günleri, insana susadığın mevsimleri yüreğine sımsıkı bastırıp yürü, bir kez olsun arkana bakmadan yalnızca yürü, uzun yol yürüyüşçüleri olan önderlerini unutmadan. Faniliğini terkine alıp derin bir ah çekerek yürü…

        Hurdahaş insanlığın üstünü kaplayan zulmet bulutlarını, karınca kararıncada olsa dağıtmak içini,ayağında demirden çarıkta olsa yoruldum deme sakın…Yalnızca yürü dostum, dünyanın bütün limanlarına dönüp bakmadan yeryüzünün sarsıntılarına, kahpeliklerine, kalleşliklerine, sevgisizlikle-rine, vicdansızlıklarına ilahi yorumlar getirerek yürü yalnızca yürü…

        Yorulmadan, aşkın dilini konuşaraktan son menzile kadar, ölüm ve diriliş gününe erişinceye kadar.. Yalnız yüreğine sıkı tutun, dağlar yüreğine bakıyor senin, dağ gibi ol… Varsın yağmur yağmasın, unutsun içi çöl kesilmiş yüreksiz insanları bu rahmet damlaları unutsun… Bu insanlar, yani vicdansız-lar, yani yüreksizler, dünya bahçesindeki tüm gülleri zakkumlara çevirenlere alkış tutuyor. Bu modern cahiliye çağında hiç kimse kendisi olmak istemiyor, denize düşmüş bir odun gibi sağa sola hedefsiz kıvrılıp akıyor. İnsanlar köksüzleşti, kökünü kaybeden ağaç nasıl odun olur işte öyle… Ey çağdaş, mo-dernist, batıcı, ilerici insan, yiyip içip tüketen kapitalist ruhlu köleler sizlere sesleniyorum/ Vahşilerin putları gibisiniz insan şeklinde odun/, hissetmeyen, duymayan, görmeyen, sevmeyen, kütükler…

        Ey delikanlım, dostum, yüreğine sahip çık, düşlerini vurdurma sakın, gece ve duan ile siperini kaybetme, kuvvetlendir. Bu kaçış çağında, buharlaşan toz olup kaybolan sözde insanların yaşadığı zamanda elindeki tuttuğun gülün rengini soldurma. İmanın şerefini, mü’minlerin izzetini, Mekke’yi Kudüs’ü ele ayağa düşürme. Ashab-ı Kehft duyarlılığında dik duruşunu muhteşem güvenini, yüreğini kaybetme, dağlar yüreğine bakıyor senin…

       Biliyor musun delikanlım, bizi bu topraklarda üzdüler ve biz belkide günlerce ağladık. Sahih sayfalarımızın üstünde düşler kurduk, okudukça adeta güneşten süzülüp gelen bembeyaz ellerimizi kavradık, yumruk olup güçlendik, bazen sükut ettik, bazen çığlıklara yaslandık ve de susmanın gücüne inandık… Bazen marşlar söyledik, bazen dağbaşlarında yürüdük bulutlar bize çok yakındı yağmur olup inerdi üstümüze, ıslanırdık iliklerimize kadar, elimizde bir demet kardelen çiçeğiyle inerdik varoluşla-rdaki gecekondu evlerimize. Oradan mavi düşlerimizle sokulurduk şehrin ortalarına, ağız tatlarını bozmak için haramilerin.

       Ne çok yıldızlarımız vardı, hepsini yüreğimize sarardık, bazen üşürdük birbirimize sıkıca sarılırdık, kalplerimizi birbirine bastırırdık, saflarımız kavi olurdu, düşmana inat. Boşluk olmadı içimizde, dağların yüreğimize baktığını hiç unutmadık, dağları utandırmadık, bir de aşkı… Yani bizi canlı tutan ak sevdamızı. Dağlar gibisin koçum… elhamdülillah…

        Kantar kantar gümüşlere, vitrinlerdeki sarı şeytanlara, lunapark eğlencelerine itibar etmeyiz deli-kanlım. Yeryüzü balkonlarındaki cıvıklık bize yakışmaz. Biz çilelerden, sınavlardan, azaplardan geçip gideriz, yalnız kalsak da Hüseyni duruşumuzla Kerbela’nın külünü yeniden ateşleriz…Çünkü içi iman ve celadetle dolu yürek taşıyoruz koçum, dağlar yüreğine bakıyor senin…

       Yüreğime bakıyor. Ebu Kubeys dağının yüzü… Ey insanlar, imanın serüveninin başladığı yer, bu dağın yankısı nerede ey insanlar, dalga dalga genişleyen, yeryüzünü kuşatan sevdalara tutulanlar dağlar yüreğinize bakıyor…

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA