Yazar : 474 Zeynep Kahraman Füzün - Yirmibirinci Yüzyılın En Acıklı Sahnesi
22 Temmuz 2017 Cumartesi

Yirmibirinci Yüzyılın En Acıklı Sahnesi

Zeynep Kahraman Füzün

21-12-2016 19:00

Yirmibirinci Yüzyılın En Acıklı Sahnesi

Gözümüzün önünden onca resim geçti bir çırpıda. Kalbimizi en çok acıtan resmi düşündük bir an.

Evladının albayrağa sarılı tabutuna sarılıp ağıt yakan şehit anası…

Polis eşinin komadan kurtuluşu için dua eden kadının gözleri…

Babasının cenazesinde hiçbir şeyden habersiz oynayan minik çocuk…

Ya da…

Denizin kıyısına vurduğunda ebedi uykusundan uyanmayan Aylan bebek…

Nişanlısını öbür âleme uğurlayan Filistinli genç kız…

Ambülansta sırasını beklerken gözgöze geldiğimiz Umran’ın bakışları…

Bu kadarı yeter.

Son yılların en zor mesleği haber spikerliğiydi bence. Onca acıyı tek tek bilmek, şehit isimlerini söylemek, bizim hakim olamadığımız gözyaşlarını akıtmamak için çaba göstermek…

Biz de izlediğimiz onca acıyı unutuyor değiliz ki. Herkes elinden gelen bir şey olsa yapma telaşında. Yürekler bir şey yapamamanın ezikliğinde.

Bu yüzyılın insanı herşeyi görüyor artık. Geçmişte Bosna’da yaşananların ayrıntılarını romanlardan öğrendik. Şimdi sosyal medyadan her şeyi görüyoruz ve o görüntüler hafızamızdan silinmiyor.

Yüreğinde az da olsa insanlık olan herkes bu kadar acı çeken, aç ve açıkta kalmış insanların olduğunu bilerek mutlu olamaz. Son model arabası da keyif vermez ona, onbeş liraya aldığı kahvesi  de.

İşte bizim imtihanımız da tam burada başlıyor. Yirmibirinci yüzyılın acıklı sahnelerini film izler gibi mi izliyoruz yoksa ufak ufak adımlarla yapılanları destekliyor muyuz?

Bir edebiyatçı 15 Temmuz adına şiir yazınca görevi bitmiş midir? Şehit çocuğuna burs veren işadamının gönlü rahatlar mı?

Ülkemizin üstüne iddialara giren düşmanlarımız bunca yaklaşmışken ensemize ne yapmalıyız?

Durup dua mı etmeli, yoksa çalışıp karşılarına güçlü mü çıkmalıyız? Biz bir güne umutla  başlayıp diğer günü depresyon modunda tamamlarken siyasiler ortak bir dille terörü lanetliyorlar. Her ne olursa olsun umutlarını yitirmeden davaları uğruna çalışıp çabalıyorlar.  

Biz de yaşanan onca şeye rağmen dilimizi duadan, elimizi işten, kalbimizi umuttan ayırmamalıyız.

Dünyanın en acıklı sahnesini görmeden pes etmemeliyiz.

Dünyanın en acıklı sahnesi; idam mahkumlarının ayaklarının altındaki iskemle düştükten sonra gördükleri son görüntüdür.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA