Yazar : 224 Bünyamin Doğruer - Varolmak Bu Kalpsiz Dünyada
22 Mayis 2018 Salı

Varolmak Bu Kalpsiz Dünyada

Bünyamin Doğruer

02-12-2016 19:50

Varolmak Bu Kalpsiz Dünyada

Karanlığa yokluğa ve hiçliğe doğru süratle ilerleyen insanoğlu, dünyayı çamur deryasına, hayatı yaşanmaz hale getirdi. Yaşlıların ahları, yetimlerin gözyaşları, emperyalist vahşilerin silahları altında can veren insanların geride bıraktıkları çocukların, kadınların yürek yakan ağıtları, mazlumların duaları, genelde insanlığın özelde ümmetin, kurtuluş tohumu çatlatacak mı? Bahar gelecek mi? Gül açacak mı? Kara siyasanın, ahlaksız kuvvete, direniş erlerinin önünde yenilmeye mahkum olacak. Önce buna inanmalıyız…

Bu mazlum halklar kendi varlıklarının bilincine erdiği zaman, tüm karanlıkları aydınlığa çevirecek ilahi kaynaklı meşaleyi ellerinde taşıma onuru ve izzeti sayesinde kurtuluş, diriliş yolunda bir adım atacaktır. Bu kalpsiz dünyada var olmak, düş yorgunu insanların kan rengi güllerle tanışıp öfkeyi kuşanmasıyla mümkün. Zamanın kutsallığı idraki içinde olmayan iman yoksunu insanın, sevap toprağını nasılda çamurlaştırdığını hep beraber görüyoruz. İçimizin kuytularına zemheri soğukları vuruyor. Küçümen çocukların dağınık saçlarında hüznün bütün tonlarını görüyorum bu ruhsuz dünyada…

Bu kalpsiz dünyada, tüm korkuları endişeleri umuda çeviren mütevekkil duruşuyla engellenmiş düşüncelerin zorlu siperlerinde kavga veren, sonsuz direniş örnekleri sergileyen iman erleri yeniden ruhun güllesini patlatacaklardır. Bir çamur deryasına dönüşmüş şehirlerin orta yerinde, şeytani vehimlerin sonucunda hayat ve yaşamak kırıntılarıyla avunan, tutkularının kurbanı olmuş yaşam denizinde ölüp ölüp dirilen çağdaş mülevves insan, o müthiş yalnızlığın gittikçe çoğalan resimleriyle oyun ve eğlencesine devam etmektedir. Bu kalpsiz dünyada var olmak, yüreğinde amansız ağrılar hissetmektir.

Yaşanmamış hayatın, yaşanmamış inancın acı vermesidir var olmak kaygısı… İnsana soğuk ölümler tattırır, dağların rüzgarlarına bağrını açar gibi bahtını açarda sabır çoğaltır habire Allah aşkına.

Var olmak kaygısı, gürül gürül akan bir nehir olup insanların kalbine dokunarak, etten, kemikten, paradan, taştan, demirden, yattan, kattan, villadan, çerden çöpten vs. oluşmuş insana süslü gösterilmiş ne varsa tüm bunlardan meydana gelmiş iç ve dış dünyalarının tutkularını darmadağın  etmektir. Kalbe inmiş ne varsa talan etmektir ve şu demektir. Böyle bir kalp böyle bir dünya batsın/batsın bu dünya/öyle-mi ?

Bu kalpsiz dünyada var olmak kaygısı derin bir ahın ve sükutun titreşimlerinden ortaya çıkmıştır. Yeniden karılıyor toprak, yeryüzü genişliğinde bir coğrafya açılacak yüzümüze kapanan her kapı… Kalbimiz sımsıkı kucaklayacak Afrika’yı, Asya’yı, Ortadoğu’yu kadim kardeşlerimizi. Bütünü atan kalple bir muhacir bir ensar gibi birbirimize sarılmak varken neden hale vahşi kapitalistlerin tüketim senaryosuna alet oluyor. İnsan insanın kurdu oluyoruz. Bu ifrit çağda, kül dudaklarında kenar mahalle, varoş isyanları taşıyan gençler sizlere sesleniyorum:

Bedenimiz topraksa

Hiçbir şey aldatmasın bizi bu kalpsiz dünyada

Kusalım öfkemizi barbarların dünyasına

Önder aşkını kuşanalım, o önder-ki çamurdan yapılmış sarayında oturmuştu da, sarsmıştı vahşi barbar kalpsiz dünyayı

Evet, çamurlu sokaklarda büyüyen delikanlım çamurdan yapılmış saraylara dik gözünü, bu çamurdan saraylarda yetişenler çelikten iradeleriyle imanlarının zindeliğinde, katil Amerika’ya unutamayacağı dersler vermişlerdi.

Ve sonunda kazanan sen ol, kahraman sen ol, imanın meyveye dursun, imanın gülsün

Alnının çatıyla haykır bu kalpsiz dünyanın insanlarına

Çaresizlik zırhına bürünmeyin, çaresizlik hastalığı sizi teslim almasın

Çare: İMANIMIZ…

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA