Yazar : 265 Abbas Ataman - 15 TEMMUZ: Yeni Bir İdeoloji Güncellemesi
25 Eylul 2017 Pazartesi

15 TEMMUZ: Yeni Bir İdeoloji Güncellemesi

Abbas Ataman

04-08-2016 10:32

15 TEMMUZ: Yeni Bir İdeoloji Güncellemesi

İnsanlık tarihiyle başlayan kadim mücadele de, şeytanın biyolojik bir zemin üzerinden kurguladığı ve insanoğluna bulaştırdığı asabiyetçi tavır, gezegenimizdeki ifsad düzeyini üst noktalarda tutmuştur... Fonksiyonel aklın yerini atıl aklın kuşattığı zaman dilimlerinde bu ifsadın etkisiyle temel  insani fay hatları kırılmıştır.Ekolojik dengeler, tersyüz olmuş fıtratın ilahi bir dinamizmle kendine dönme istidatı,“kendiliğini yitirmişliğin derin refleksiyle tekebbüre yönelen, müstağnileşen, iç ve dış etkilenmeler nedeniyle şerit değiştirmeye zorlanan toplumları, olmaları gereken noktaya yönlendirmiştir.…….

İnsanoğlunun brüt tarafını oluşturan zaaf noktaları, çamur tabakaları ya da cüruf katmanlarının aklına iradesine vicdanına baskın çıkması, varoluş nedeni üzerinde bir ağırlık oluşturarak insanın benlik yitimine sebep olmuştur. Kopuşlara sürüklenerek, Allah’a itaat ve kulluk bilincinden sıyrılarak, kutsanmış kul ve sembollere kulluk etme yarışında olan, haksızlığı, zulmü ezmeyi şiar edinen günümüz tabiriyle kısmen LGBTleşen kavimlerin kökü, ilahi sadmelerle kurutulmuştur. Tıpkı Ad, Semud, Lut kavimlerinde olduğu gibi .………

Hayatımızı idame ettirdiğmiz bu coğrafyada da, hem iç hem de dış unsurların etkisiyle yüzyıllardır süregelen bilinç kırılmaları, akıl tutulmaları düşünme ve iş görme yetilerinin ipotek altına alınma hamleleri, bölgemizi hararetli kılarak sosyolojik manada orayı ters akıntıların merkezi haline getirmiştir. Batıcı Kemalist ideolojinin, kırk yamalı bohça misali hiçbir yönüyle dikiş tutmayan seküler yapısı, milletin değersizleştirilmesi, bütün hayati değerlerin itibarsızlaştırılması için müntesiplerince bir araç olarak kullanıldığı açıktır. Sanattan edebiyata, müzikten sinemaya, eğitimden ekonomiye kadar mezkur ideoloji–kitleleri istihmarlaştırma–mankurtlaştırma faaliyetleri bakımından kullanışlı olagelmiştir...

Kendi amentüsüne meşruiyet kazandırmak amacıyla eğitim öğretim yoluyla topyekun bir hafızasızlaştırma operasyonu başlatan, kökü İngiliz sömürge bakanlığında, dalları bizde olan zakkum ağacı misali, bu ideoloji, militarist–jakoben bir anlayışla millete deli gömleği gibi zorla giydirilmeye çalışıldı.Akabinde kendi köksüz, yabanıl kuşağını, kadrolarını yetiştirerek coğrafyamızı cellatların cennetine dönüştürerek kadim damarlarımıza kılıçlar savurmaya başladı. Bu ideolojinin kucağında her türlü sapkın ve şeytani iç ve dış akımlar hayat buldu.

DHKPC-PKK-MLKP-Liberalizm-Kapitalizm,Kominizm,Sosyalizm-Nasyonalizm, tahrif edilmiş din anlayışlarına dayalı oluşumlar, düzinelerce  örgütsel yapılar v.s gibi……

Tarihsel kırılmaların yaşandığı, güç olgusunun el değiştirdiği, yer değiştirdiği zamanlarda bizi  millet ve ümmet olmaktan,“şey” olmaya zorlayan emperyal bir kampanya başlatıldı.Süreç  akamete uğradığında ise militarist kafa, darbeler yoluyla toplumu belli bir çizgiye getirmeye zorladı.Özellikle cumhuriyet döneminde Ali Şükrü Bey olayı ile başlayan Kemalist dönüşüm 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan e-Muhtırası gibi manevralarla kitleleri şekillendirme, kalıba dökme faaliyetleri ile devam etti.

Asırlık çabaların boşa gittiğini, raf ömrünü doldurduğunu gören akıl babaları ya da üst akıl, milli  iradenin hayat hakkı bulmasını engellemek amacıyla yeni alternatif arayışlara yönelmeye başladı. Yeni bir ideoloji yoluyla, toplumsal talepleri de kısmen içine alan, biraz tasavvufi, bir miktar milli, tahrif edilmiş uydurulmuş dinin birtakım argümanları da kullanılarak islam coğrafyasına yeni bir  model sunma çabasına girişildi. Ezoterizmle sırlanarak, mistizmle tütsülenerek protestan ahlakla yoğrulan bu ifsad edici akım, Öncelikle milletin akademik algısı yüksek kuşaklarını hedef alarak işe başladı.Kemalizmin iticiliğinden kıstırılmışlığından, jakobenliğinden, tektipçiliğinden, baskılarından bıkmış olan bu millet için arka planı ilk etapta pek de fark edilmeyen bu akım, cankurtaran misalı halkın evlatlarına söz de kucak açtı.Kurumsallaşarak, hareket çıtasını yükselterek, Kemalizmin cenderesinden kurtulanlara, sığınak olma iddiasına büründü. Yarım asırlık süreçte sözde hizmet ve eğitim aşkına bürokratik yapıyı zehirli bir tümör gibi sardı. Farkındalığı yüksek, mümimce, ibrahimce duruşlara sahip ancak militarist vesayetin kıskacında ki bir avuç iman ehlinin “yangın”  ihbarları kimsenin dikkatini çekmedi maalesef. Dış  destekli, yada rüşdünü tamamlayamamış iktidarlar ise, bu dış destekli tahrif edilmiş, uyuşturulmuş protez din mensuplarına, harekete desteklerini esirgemedikleri gibi hakkaniyet adına ortaya çıkan hareketlere karşı da bu oluşumu bir önleyici olarak kullandılar. Son zamanlarda bu mezkur hareketin kendisi  gibi düşünmeyenlere karşı kullandığı acımasız taktikler ve ötekileştirdiklerini imha hareketleri  v.s …………….

Toplumu profonlaştırarak “sömürüye müsait hale getirme“ konusunda yeterince başarılı olamayan Kemalist ideolojinin, hem siyasi sahadaki başarısızlığı,vizyonsuzluğu hemde, önceki nesillerin ve yetişen yeni neslin karşısındaki çapsızlığı, sığlığı bu ideolojinin sonunu getirmişti. Yerine ikame edilecek projeninde, bu sömürü sürecine katkı sunması üst akıl sahiplerinin en büyük arzusu idi.Ülkenin güya en itibarlı eğitim kurumları hizmete alınıyor, bağışlar toplanıyor altın nesil projeleri devreye sokuluyor,bilim olimpiyatları düzenleniyor, dış ülkelere açılımlar sergileniyor, Tanzanya'dan, Moritanya'ya, Yakutistan'dan, Arnavutluk'a sözde muhabbet fedaileri, eğitim gönüllüleri gönderiliyor burada açılan kolejlerde sözüm ona sömürge zihniyeti yerine yerli bir zihin inşa süreci başlıyordu.Ülke halkı ve siyasi erki ise bütün bu çabaları var güçleriyle destekliyordu.Ancak gözden kaçan hayati hususlar vardı ki bunlar sanki bilinçli bir şekilde  hasıraltı ediliyor görünmez kılınıyordu. İnfak adına toplanan paraların, himmetlerin, kimin zimmetine geçtiğine dair bir denetleme bilgilendirme yada şeffaflık yoktu...

Bu Millet  vesayet  dönemlerinin karanlık günlerinde hayatlarını anlamlandıran değerler için direniş –varoluş mücadelesi verirken bunlar ortalıkta yoktu.Ülkenin en cins beyinlerine ipotek koyan bu hareketin, bunca seçkin kolejine, bilim olimpiyatlarındaki başarılarına rağmen toplumun yararına ilimde, sanatta, hukukta, eğitimde, bilimde, müzikte, v.s  hayatın hayati alanlarında söz sahibi olabilecek ne ülke çapında ne dünya çapında bir elemanı yoktu. Cins kafalar heder edilmiş, kişilikler iğdiş edilerek itaatkar bir mankurt sürüsü meydana getirilmişti. Gittikleri her ülkede kırmızı halılar altlarına seriliyor her türlü  siyasi korunma sağlanıyordu. Dünyanın herhangi bir bölgesinde ortaya çıkan ideolojik ekonomik politik herhangi bir hareket anında ekarte edilirken Dünya yansa onların kılına zarar gelmiyordu nedense dünya yansa hasırı yok içinde tavırları ve durumları her türlü toplumsal travmada kendini gösteriyordu…

Küresel İngiliz Yahudi medeniyetine karşı mavi gezegende var olan her başkaldırış nedense bu yapının da hedefi oluyordu.Bu kripto zihniyet, zehirli bir sarmaşık misali sarmalamış durumdaydı belirgin bir camiayı…….

Zaman ilerledikçe saman altından su yürüten bu malum zihniyet kendisine intisap eden bürokraside ki üst düzey bireyleri şizofrenik bir dönüşüme zorluyor halkına, kendine yabancılaştırıyordu. Çift kişilikli-içten pazarlıklı dışardan kurmalı bu tipler, bu çarkın bir dişlisi olarak afyonlanmış bir beyinle hakikate duyarsızlaştırılıyor, Vehbi ilim illizyonlarıyla rüya motivasyonlarıyla kendi olmaktan çıkarılıyor yabanıl bir ignoramus türetiliyordu.

15 Temmuz da yapılması arzulanan Darbeye karşı oluşan dik duruş ve tepki,kemalizmden ılımlı islama evrilme, pragmatist seküler akılcılıktan ezoterik inançlara, güncellenmiş mistizme  evrilmeye karşı, inançlı halkımızın eziklikten kurtularak direnç eşiğine geçme çizgisinin  temsilidir.

Şizofren bir dönüşüme zorlanmış bu coğrafyanın aziz  evlatları, boynuna kement atmak isteyenleri kendi kemendleriyle boğmuştur. Kendi olması, kendisine çok görülmüş halkın aktüel duyarlılığı karşısında sözde aydınların entelektüel sığlıkları ve çapsızlıkları  ise her zaman  olduğu  gibi  tarihe not düşülecek bir durumdur.

15  Temmuzda Milletin vergileriyle  bürokraside üst statülere erişen, ve her türlü teçhizatla donatılmış olarak milletini acımasızca, vahşice katleden ve bir anda milletin öfkeli direnişi karşısında duvara  toslayan ve  Kafkanın böceklerine dönüşen bürokratik militarist güçler ve sivil destekçileri generaller subaylar,bunların arkasındaki üst akıl(sızlar) sahipleri zavallılıklarını  bilinçsizliklerini, ortaya koymuş, asıl tuzak kurucunun tuzağına yakalanmışlardır.

Küresel firavunların derebeylerin bu millete biçtiği deli gömlekleri, ve dayattıkları ideolojiler arasında çalkalanan bu millet, medeniyet kurucu iradenin kendisi olduğunu ispat etme noktasına gelmiştir.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA