Yazar : 319 Yıldıray Oğur - Börteçine bizi Ergenekon’dan nasıl çıkarmıştı?
17 Agustos 2018 Cuma

Börteçine bizi Ergenekon’dan nasıl çıkarmıştı?

Yıldıray Oğur

25-04-2016 08:59

Börteçine bizi Ergenekon’dan nasıl çıkarmıştı?
Türkiye’nin 6 Kasım 1996’daki Susurluk kazasını konuştuğu günlerdi. Bütün eski defterler açılıyor, derin devlet, kontrgerilla kavramları havada uçuşuyordu.
5 Ocak 1997 günü Aydınlık Gazetesi’nde Dilek Oğuz’un konuştuğu eski denizci subay, yeni araştırmacı-yazar Erol Mütercimler, “Susurluk’a çete demek yetmez” diyerek ilk kez bir örgütün adını açıkladı:
“Bu örgütün adı ne? Bunun adı Ergenekon’dur. Bu örgüt 1960 yılında Kıbrıs’tan Türkiye’ye taşındı… Bunu kim kurdurdu? Batı’da Gladyo adıyla şekillendirilmiş olan grupları kurdurtanlar. Yani CIA-Pentagon.”
7 Ocak 1997 günü Mütercimler bu kez Show Tv’de Can Dündar ve Celal Kazdağlı’nın hazırladığı 40 dakika programına çıkıp daha fazlasını ve Ergenekon’u kimden duyduğunu da anlattı:
“Ben de ilk kez bu örgütün adını öğrendiğimde şok oldum...Memduh Ünlütürk Paşa (12 Mart darbesinde tutukluların sorgulandığı Ziverbey’in komutanı)   kendisinin de bu Ergenekon’un içinde olduğunu söyledi ve dedi ki “Ergenekon Genelkurmay’ın da, hükümetlerin de bürokrasinin de herkesin üstünde bir örgüttür...Sonuçta ben daha başka insanlardan Ergenekon’u araştırdığımda şunu gördüm: Bunun içinde subaylar var, emniyetçiler var. Profesörler var, gazeteciler var, işadamları var, sıradan insanlar var”
Mütercimler, Ergenekon’u bir kez de 14-15 Haziran 1997 günü İşçi Partisi İstanbul İl binasında düzenlenen Susurluk Konferansı’nda anlattı.
Konferansa katılan Erol Mütercimler, Tuncay Özkan, Doğu Perinçek, Hikmet Çiçek, Emcet Olcaytu, Adnan Akfırat, Ferit İlsever 11 yıl sonra Ergenekon soruşturmasından tutuklandılar. Konferansa katılan Uğur Dündar, Enis Berberoğlu’nun adı iddianamelere girdi. Can Dündar ise savcının tanığı olarak mahkemede ifade verdi.
Çünkü 1997 sonbaharında Celal Kazdağlı’yla birlikte yaptıkları programın dökümlerini kitap yapmışlardı. Kitabın adı; Ergenekon: Devlet içinde Devlet’ti.
Yıllardır heyula olarak bahsedilen derin devlete bir ad bulunmuştu sonunda. 28 Şubat olmuş. Askerî vesayet tartışılmaya başlanmış, bu kez ‘derin devlet’ muhafazakârların da ilgi sahasına girmeye başlamıştı.
“Ergenekon” adlı bir örgütten bir sonra bahsedecek kişi 2001 Mart’ında bir araba hırsızlığı dosyasından gözaltına alınan Tuncay Güney oldu. Sabah’tan Milliyet’e, STV’den Akşam’a kadar medyada çalışmış, Veli Küçük’ün Fethullah Gülen’in yakınlarında bulunmuş bir isimdi Güney. Tam olarak kim olduğu, hangi bağlantılarla bu kadar yerde bulunduğu, kimin için çalıştığı hâlâ anlaşılamadı.
Tuncay Güney adını karşısında kod adı olarak “İpek” yazan bir MİT belgesi ortaya çıktı. http://arsiv.sabah.com.tr/2008/11/28/haber,854972318CBA408B99940C9760623DD8_silindi.html.
MİT bir açıklama yaparak “Belge gerçek ama haber elamanımız değil, şüpheli faaliyetlerinden dolayı dikkatimizi çeken ve üzerinde çalışma yapılan bir şahıstır” açıklaması yaptı. http://www.mit.gov.tr/basin39.html. Aynı açıklamada Kontr Terör Merkezi’nin 1997’de kuruluş şemasından çıkarıldığından bahsediliyordu. Bu birimin ne iş yaptığı, Tuncay Güney’in hangi şüpheli davranışları yüzünden takip edildiği de anlaşılamadı.
Tuncay Güney, gözaltında olduğu sırada daha sonra Ergenekon soruşturmasından tutuklanacak İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'a Veli Küçük, Çetin Doğan’ın da aralarında olduğu isimlerin içinde olduğu Ergenekon örgütü ve faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgiler anlattı. (resmi ifade değil samimi beyan) http://arsiv.ntv.com.tr/news/472231.asp
30 Nisan 2001’de Taha Kıvanç (Fehmi Koru) Yeni Şafak’taki köşesinde yazdığı Hayaller Gerçek Galiba başlıklı yazıda Ergenekon: Analiz-Yeniden yapılanma, yönetim ve geliştirme projesi adlı daha sonra Ergenekon soruşturmasının temeli olacak bir belgeden bahsetti: http://www.yenisafak.com/arsiv/2001/nisan/30/tkivanc.html
“Kulak kabartmama sebep olan ve "Herhalde ilgilisi tarafından okunduktan sonra saçma bulunarak bir tarafa kaldırılmıştır" diye önemsemediğim belgeyi hatırlatan, 'hayal-gerçek' senaryosundaki kilit kavram oldu: Bilgisayar korsanı (hacker)... Çünkü, elimden geçen o belgede, yeniden kurulması talep edilen 'gizli birim' için düşünülen görevlerin başında, "Bilgisayar korsanları kullanılarak hassas bilgi toplanması" geliyor...
Bu satırları aldığım rapor 24 sayfa. "Ergenekon: Analiz- Yeniden yapılanma, yönetim ve geliştirme projesi" başlığını taşıyor. Üzerine, "İstanbul / 29 Ekim 1999" tarihi düşülmüş. Raporu yazanın adı sonunda yer alıyor. Raporun müellifi, çalışmasıyla hedeflediğini, "Bu çalışmanın amacı, (..) Ergenekon'un reorganizasyonuna katkıda bulunabilmektedir" cümlesiyle açıklamakta...”
1 Mayıs 2001’de Taha Kıvanç “Deli saçması sanmayın” başlıklı bir yazı daha yazdı:
“Sanki ben çıkarmışım gibi, dün, bütün gün, "Bu Ergenekon da nereden çıktı?" sorusuna cevap vermek zorunda kaldım”
6 Mayıs 2001’de Aydınlık Gazetesi’nden Hikmet Çiçek “CIA’nın ‘Ergenekon’ yaygarasında Fehmi Koru başı çekti” başlıklı bir yazı yazarak Ergenekon’un yeni bir tertip olduğunu yazdı: http://www.aydinlikgazete.com/ne-ilk-adim-mis-be-tamami-makale,14237.htmlü
12 Mayıs 2001'de Aksiyon dergisi Sivil Ergenekon başlıklı bir haber yaparak Ergenekon Analiz belgesini yayınladı.
14 Haziran 2001'de, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'un göreve getirildiği gün önüne Ergenekon şeması getirildi. Uzun'un İN kitabından okuyalım: "14 Haziran 2001 günü ikinci kez İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevine getirildim. O gün şube müdürü, R.G. odama gelerek bana en üst kısmında 'Ergenekon Örgütü' yazan bir şema gösterdi. Bu şemanın en üstünde örgüt sorumlusu konumunda Orgeneral Çetin Doğan gösterilmişti... Şubesine giderek yanında Tuncay Güney isimli kişinin ifade tutanağını ve bir de bilgi notu getirdi. İfadeyi okudum, ne Çetin Doğan'ın ne de diğerlerinin isimleri yazılıydı.... 'Şemayı kim yaptı, neye göre yaptı' diye sordum. 'İstanbul istihbarat gönderdi' dedi...Eğer o gün beni kandırabilselerdi, Ergenekon Operasyonu 2001'de başlayacaktı..."
3 Temmuz 2002'de Tuncay Güney'in kaydı ve Ergenekon şeması göndereni belli olmayacak şekilde CD'yle MİT Müsteşarlığı'na gönderildi.
3 Kasım 2002'de AK Parti tek başına iktidara geldi.
18 Aralık 2002'de Necip Hablemitoğlu öldürüldü.
1 Mart 2003, Meclis Irak'a asker tezkeresine "hayır" dedi.
4-7 Mart 2003'te Çetin Doğan, 1. Ordu'da gerçek isimlerle irticai kalkışmaya karşı plan seminerini gerçekleştirdi.
23 Mayıs 2003, Cumhuriyet gazetesi "Genç subaylar tedirgin" manşetiyle çıktı.
10 Temmuz 2003,  MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, müsteşarlığa ulaşan CD ve belgelerden yola çıkarak Ergenekon örgütü şema ve kitapçığını Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'e sundu. 
25 Ekim 2003’te Ankara’da üniversite rektörlerinin katıldığı laiklik mitinginde Ordu Göreve pankartları açıldı. (Pankart yüzünden mitingde rektörler Ergenekon soruşturmasında suçlanırken, pankartı açan Türk Solu dergisi hakkında herhangi bir işlem yapılmadı. Derginin başyazarı en Cemaat operasyonlarına karşı gösterilerde görüldü)
15/20 Kasım 2003'te İstanbul'da El Kaide, Sinagog, İngiliz Başkonsolosluğu ve HCBC'ye saldırılar düzenledi.
19 Kasım 2003'te MİT Müsteşarı Atasagun Ergenekon belgeleri ve şemasını Başbakan Tayyip Erdoğan'a verdi. 
2 Aralık 2003 günü AK Parti Meclis grubunda konuşan Başbakan Erdoğan ilginç bir konuşma yaptı. Haberden okuyalım:
“Erdoğan, dinler ile terör arasında mesafe koyma çabalarını gölgeleyerek, gündelik politik menfaatler adına siyasi kararlılıklarını örselemek gayreti içinde olanların ne yaptıklarını iyi düşünmesini istedi. Milletin ve insanlığın gözünün, onların küçük hesaplarının üstünde olduğunu hiç akıllarında çıkarmamaları gereğine dikkati çeken Erdoğan, '’Vakti saati geldiğinde onlarla ve herkesle fikir, düşünce planında, demokrasi çerçevesi içinde bunların hesaplaşmasını da gayet iyi yaparız. Ama afaki, böyle sağır sultanın buyurduğu gibi bazı şeyleri uydurmak suretiyle, hedef saptırmak sadece bu ülkedeki görev yapma arzusu içinde olanların işini zorlaştırır'’ dedi. Erdoğan, bu konuda ellerinde bilgi ve belge bulunduğunu bildirdi.”
6 Aralık 2003'te kuvvet komutanları Jandarma Sosyal Tesisleri'nde toplanıp, Kıbrıs barış görüşmeleri ve Kur'an Kursu düzenlemeleri nedeniyle hükümete karşı birlikte hareket etme kararı aldı. (Özden Örnek’in Günlükleri)
3 Mart 2004, Ankara Ticaret Odası'nda düzenlenen Hilafet'in kaldırılışının yıldönümü toplantısına komutanlar hep birlikte katılıp gövde gösterisi yaptılar.
28 Mart 2003 günü Ankara’da hükümete karşı askerî ve sivil çevrelerle görüşmeler yapan İhan Selçuk, Mustafa Balbay ile birlikte Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Büyükanıt’ı ziyaret etti. Büyükanıt görüşmede “Bunlarla mücadele sadece bizim işimiz değil. Bu seçmen iradesi. Bunlara oy veren 10.5 milyona da sormak lazım. Hep bize güveniyorlar. Ama nereye kadar. Bugün medya desteği olmadan hiçbir şey yapılamaz. Bakın medyaya sizin dışınızda laiklikle ilgili hassasiyeti olan yayın organı yok. Artık bu konuda sizden başka kimseye bilgi notu da göndermiyoruz. (ben, kesildi, azaldı, deyince)... Evet orada bir kaza oldu. Bir hasar meydana geldi. Düzeltiyoruz, yeniden yoğunlaştıracağız. Aydın DOĞAN geldi söyledim. Her gün milliyetin birinci sayfasında bir türbanlı fotoğraf koymaya mecbur musunuz, dedim. Farkında değilim, bakayım dedi. Ertesi gün de birinci sayfaya Hülya Avşar'ın poposunu koydular. Ben ille onu yap demiyorum ki” dedi. (Balbay Günlükleri)
3 Aralık 2003 YAŞ hazırlık toplantısında kuvvet komutanları hükümete muhtıra verilmesini teklif ettiler. Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök buna karşı çıktı. (Özden Örnek Günlükleri)
10 Ocak 2004 günü Ankara’da Jandarma’nın Anıttepe Tesisleri’nde Jandarma genel Komutanı Şener Eruygur ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek Atdın Doğan ve ekibiyle bir araya geldi. Toplantıda konuşulanlar Özden Örnek Günlükleri’ne göre şöyleydi:
“Akşam Jandarma'nın Anıttepe'deki tesislerine gittim. Jandarma Genel Komutanı ile beraber Aydın Doğan ile yemek yiyecektik. Aydın Doğan'ın yanında Mehmet Ali Yılmaz ve Fikret Bila (Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi-Nokta) vardı. Beraber olmamızın amacı AD'a bazı mesajlar vermekti. Öncelikle basının satılmış bir hâle geldiğini değerlendirdiğimizi, kendisinin bu konudaki görüşünün ne olduğunu. İkinci olarak bu hükümete karşı hepimizin aynı gemide olduğunu ve gemi batarsa hep beraber batacağımızı. Aleyhimize yazı yazanlara kendi grubunda destek vermemesini söyleyecek ve onların da son günlerdeki olaylar hakkındaki görüşlerini alacaktı. Nitekim konuşmalarımız bu merkezde devam etti. Kendisi bize medyanın ekonomik durumunu izah etti. Ona göre medyanın kendisi hariç bütün patronları mali yönden hükümete muhtaç hâle getirilmişti. Bu nedenle hükümete karşı çıkmaları mümkün değildi. Karşı çıkanların hayatı söndürülecekti. Nitekim bazı yazarlar hükümet aleyhine yazdıkça RTE'nin şahsi müdahaleleri ile kendileri işten çıkarılmışlardı. Tuncay Özkan, Sedef Kabaş, televizyonlardaki bazı programlar gibi. Bu arada Tuncay Özkan'ı çok sevdiğini, ama kendisine şu sıralarda hiçbir şey yapamayacağını söyledi. Yemek bittiğinde ben sizin mesajınızı aldım, dedi. Biz de kendisine 'iş adamı olarak bazı sıkıntılarınızın olabileceğini anlıyoruz. Ama bazen hükümet lehinde de yazmamak karşı tarafa destek vermektir' dedik."
21 Ocak 2004’te askerlere ziyaretler artmıştı. Örnek Günlüklerinden:  “14.00-14.30: Coşkun Kırca'nın ziyareti... 14.45-15.15: M. Ali Kışlalı'nın ziyareti... Her ikisi de bana 'zaman geçiyor ve her gün daha kötüye gidiyoruz. Ne yapacaksanız yapın, yoksa geç olacak' mesajını verdiler.”
14 Şubat 2004- New York’taki Kıbrıs Görüşmeleri sırasında Denktaş’ın danışmanı Mümtaz Soysal gazetecilere “Askerler birazdan muhtıra yayınlayacak” dedi. http://www.radikal.com.tr/yazarlar/erdal-guven/bir-new-york-hatirasi-886581/
24 Nisan 2004'te Annan Planı Referandumu'nda Kıbrıslı Rumlar "hayır" dedi.
9 Kasım 2005’te Şemdinli’de Umut Kitabevi’ne bomba attığı iddiasıyla iki astsubay halk tarafından yakalandı. Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt astsubaylar için “Tanırım iyi çocuklardır” dedi.
2 Şubat 2006'da Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun TBMM Şemdinli Komisyonu'na ifade verdi ve olaylar için "Hırsız evdeyse kilidin bir anlamı yok" dedi.
Ocak-Şubat 2006 (İN kitabında Sabri Uzun'un verdiği tarih aralığı) Sabri Uzun'a ikinci kez şube müdürü R.G. gelip "Asker içinde bir örgütlenme var, biz bu örgüt üzerinde çalışmak istiyoruz" dedi.  Uzun "2001'deki örgüt mü" dedi. "Evet" cevabını aldı.  Uzun, ikinci kez önüne gelen Ergenekon operasyonu teklifini geri çevirdi.
8 Şubat 2006, Trabzon'da Katolik Santa Maria Kilisesi Rahibi 59 yaşındaki Andrea Santoro 16 yaşındaki O.A. tarafından kilise önünde silahla vurularak öldürüldü.
15 Şubat 2006'da Emniyet Muhbiri Erhan Tuncel, polis memuru Muhittin Zenit'e  "Yasin Hayal'in Hrant Dink'i öldüreceği" ihbarını verdi. Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek'ti. İhbar üzerine ünlü F-4 raporu düzenlendi.
Şubat 2006'da Ağustos'taki  YAŞ'ta Genelkurmay Başkanı olması beklenen Kara Kuvvetleri  Komutanı Yaşar Büyükanıt'ın dedesinin Yahudi olduğunu iddia eden ulusalihanet.com sitesi açıldı.
18 Şubat 2006: Ankara'da Sauna Çetesi'ne Küre Operasyonu düzenlendi. Polise göre aralarında eski polis, asker ve kamu görevlilerinin olduğu çete darbe ortamı için hazırlık yapmaktaydı. 
7 Mart 2006 Ferhat Sarıkaya'nın Şemdinli İddianamesi kabul edildi. Büyükanıt’ı suçlayan Sarıkaya, meslekten atıldı.
1 Mayıs 2006'da Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'na getirildi.
5-10-11 Mayıs 2006 günleri Şişli'deki Cumhuriyet Gazetesi binasına üç kez bomba atıldı. Failler yakalanamadı.
17 Mayıs 2006'da Danıştay Baskını oldu. Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin, avukat Alparslan Arslan tarafından vurularak öldürüldü. Arslan'ın Cumhuriyet gazetesine bomba atılmasının da arkasında olduğu tespit edildi.
19  Mayıs 2006'da Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 19 Mayıs törenleri sırasında Başbakan Erdoğan, Meclis Başkanı Arınç'ın da katıldığı bir kahvaltıda Danıştay Saldırısı'nın arkasında "Albay Muzaffer" diye tanınan Muzaffer Tekin olduğunu söyledi. (Ertesi günkü gazetelerden)
2006 yılı boyunca Hrant Dink, Elif Şafak, Orhan Pamuk, Perihan Mağden gibi isimler ulusalcı çevrelerin önünde gösteriler yaptığı 301. Madde davalarında yargılandı.
20 Mayıs 2006'da Muzaffer Tekin, bıçakla intihara teşebbüs etmiş olarak bırakıldığı Acıbadem Hastanesi'nde polis tarafından gözaltına alındı.
24 Mayıs 2006'da Ergenekon bir kere daha geri döndü. Hürriyet’te çıkan Toygun Attilla imzalı habere polis Danıştay cinayetinin arkasında Ergenekon Yapılanması’nı araştırıyordu. http://www.hurriyet.com.tr/ergenekon-yapilanmasi-4463231
26 Mayıs 2006 günü Sabah gazetesinin sürmanşetinde Ankara temsilcisi Aslı Aydıntaşbaş imzalı bir haber vardı: “Ergenekon Anayasası”.
(Kendisine bir zarfla ulaştırıldığını söylediği Ergenekon Analiz ve Yeniden Yapılanma belgelerini yazan Aydıntaşbaş, ertesi gün belgeyi yazdığı iddia edilen Doğu Perinçek’le görüşmesini köşesine taşıdı. http://arsiv.sabah.com.tr/2006/06/01/yaz40-50-101.html. Yazıda bahsedilmese de Perinçek, o belgenin bir kopyasını istedi. Kopyanın üzerinde Aydıntaşbaş’ın notları da vardı. Bu belgenin Ergenekon dalgasında Perinçek’in evinden çıkması Perinçek’in örgüt yöneticiliğinin en temel delili oldu. Aydıntaşbaş, ancak dört yıl sonra mahkemede “o belgeyi Perinçek’e ben verdim” dedi.
27 Mayıs 2006'da Muzaffer Tekin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Ergenekon soruşturması üçüncü girişimde de başlatılmamıştı. Hanefi Avcı ve Sabri Uzun’un kitapları ve Hrant Dink cinayetinde devlet görevlilerinin ihmallerini inceleyen iddianamedeki ifadelere göre İstanbul Emniyeti İstihbarat Daire Başkanı Ahmet İlhan Güler Danıştay cinayetinin arkasında Ergenekon olduğuna ikna olmamıştı.
31 Mayıs 2006'da Ankara Eryaman'da bir eve düzenlenen operasyonda Atabeyler adı verilen bir çetenin arşivi ele geçirildi. Muvazzaf askerlerle birlikte yakalanan belgelerde başta Başbakan Erdoğan olmak üzere, önemli isimlere yönelik suikast hazırlıklarına ilişkin belge ve krokiler yakalanmıştı. Operasyonun basına yansıdığı akşam saatlerinde Genelkurmay Karargâhı önüne çağrılan gazetecilere bir sivilin sarı zarf içinde operasyonda ele geçirilen evrak ve krokileri servis ettiği ortaya çıktı. "Sarı zarfla servis"in ortaya çıkması üzerine Atabeyler çetesi iddiası da büyük bir soruşturmaya dönemeden yavaş yavaş sönümlendi. (Bütün sanıklar 2012'de beraat etti) http://www.milliyet.com.tr/2007/10/08/siyaset/siy01.html
Mayıs-Haziran 2006- Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi içinde ulusalcılık faaliyetlerini izlemek üzere bir C-5 şubesi kuruldu.  Hrant Dink iddianamesindeki ifadelere göre Ramazan Akyürek, şubenin Ali Fuat Yılmazer'in teklifiyle kurulduğunu söyledi. Aynı iddianameye C5 şubesi 2012'ye kadar resmî bir statüsü olmadan çalıştı.)
1 Ağustos 2006’da Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt Genelkurmay Başkanlığı'na getirildi.
23 Kasım 2006'da Erhan Tuncel'in Emniyet'in "yardımcı istihbarat elemanı" görevine son verildi.
13 Ocak 2007- İstanbul Emniyet İstihbarat Şube Müdürü, Ankara’ya çağrıldı. Coşkun Çakar, Recep Güven ve Ramazan Akyürek tarafından görevi bırakması istendi.
19 Ocak 2007 Hrant Dink öldürüldü.
5 Şubat 2007'de Mülkiye müfettişlerinin raporu doğrultusunda İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler açığa alındı.
Şubat 2007- Hrant Dink cinayetinden 10 gün sonra Emniyet Başbakan'ın önüne yeniden Ergenekon şemalarını koydu Şemalardan biri Hrant Dink cinayetini Ergenekon'a bağlıyordu. Diğeri ise Ergenekon örgütünün şemasıydı. Şemada 1'inci, 2'nci Ergenekon dalgalarında tutuklanacak isimler birbiriyle irtibat içinde gösterilmişti.
23 Mart 2007- Ali Fuat Yılmazer, İstanbul Emniyet İstihbarat'ın başına getirildi.
29 Mart 2007- 13 Mart günü bir kısmı Denizciler.com sitesinde yayınlanan Özden Örnek'in darbe günlükleri Nokta Dergisi'nde yayınlandı.  2003-2004'teki Ayışığı, Sarıkız darbe planları ortaya çıktı.
Dergi bir ay sonra basılıp, kapatıldı.
12 Nisan 2007 Genelkurmay Başkanı, karargâhta basının karşısına çıktı. 1.5 saat süren ve tüm tv'lerden canlı yayınlanan basın toplantısında Büyükanıt Cumhurbaşkanlığı seçimi için adayların "Sözde Değil sözde" laikliğe bağlı olmasını beklediklerini söyledi. Gazeteciler daha fazlasını söyletebilmek için Büyükanıt’ı sıkıştırdı.
https://www.youtube.com/watch?v=wQ8qvFS1Iyw
14 Nisan 2007- Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça ülke ısındı. Tandoğan'da Cumhuriyet Mitingi yapıldı. Ordu-hükümet ilişkileri yeniden gerildi.
18 Nisan 2007- Malatya'da Zirve Yayınevi basıldı, üç misyoner boğazı kesilerek öldürüldü.
27 Nisan 2007- Genelkurmay sitesinde e-muhtıra yayınlandı.  Anayasa Mahkemesi 367 kararını verdi. AKP 22 Temmuz'da erken seçimle bu kararı karşıladı.
9 Mayıs 2007- ABD, ülkeye girerken FBI tarafından sorgulanan, çıkışında bilgisayarındaki belgelere el konan Kozanlı Ömer lakaplı Ömer Hilmi Özdil'in ABD vizesini iptal etti.
12 Haziran 2007'de Ümraniye'de bir gecekonduda 27 el bombası bulundu.
Haziran 2007- Çırağan Sarayı'nda bir grup gazeteciyle bir araya gelen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Ümraniye'de bulunan bombalara dikkat edin. Bunun arkası gelecek" dedi... http://www.milliyet.com.tr/aboov/gundem/gundemyazardetay/13.12.2012/1641157/default.htm
27 Haziran 2007'de emekli binbaşı Fikret Emek'in evinde bombalar ve silahlar bulundu.
22 Temmuz 2007'de AK Parti yüzde 47'yle tek başına iktidar oldu.
27 Temmuz 2007'de Ergün Poyraz, Oktay Yıldırım, Ümit Oğuztan, Bekir Öztürk, Zekeriya Öztürk, Sedat Peker, Taner Ünal, Fuat Turgut, Hüseyin Görüm, Fikret Emek gözaltına alındı
22 Ocak 2008 – Ergenekon operasyonun birinci dalgasında Veli Küçük, 301 davalarının baş aktörü Avukat Kemal Kerinçsiz, Yasin Hayal'in avukatı Fuat Turgut, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi yöneticisi Sevgi Erenerol, emekli Albay Fikri Karadağ ile Susurluk sanıklarından Sami Hoştan, Drej Ali'nin olduğu 33 kişi gözaltına alındı.
23 Ocak 2008. Gazetelerin tamamı Ergenekon operasyonunu pozitif olarak gördü (Son üçü hariç)
Milliyet: Ergenekon'da 35 Gözaltı. Yeni Şafak: Hiç Bu Kadar Derine İnilmedi. Sabah: Devlet, Derin Devlete Karşı. Vatan: Ergenekon Baskını. 
Vakit: Derin Gözaltı. Bugün: Küçük Paşaya Büyük Baskın. Referans: Veli Küçük'e Büyük Operasyon. Star: Derin Çeteye Derin Darbe. 
Hürriyet: Hedefteki İsimler (Ergenekon’un hedefindeki)
Birgün: Ortalık Güzel Koktu. Radikal: Darbecilere Operasyon 
Taraf: Kızıl Elma Hoşaf Oldu. Akşam: Kuvvacılara Şafak Baskını 
Cumhuriyet: Büyük Gözaltı.. Evrensel: 'Derin' Operasyon. Posta: Ergenekon'a Darbe. Yeniçağ: Operasyon'a Yayın Yasağı. Yeni Mesaj: İstanbul'da Dikkat Çeken Gözaltılar. Ortadoğu: Büyük Gözaltı...
Kronoloji böyle. Ergenekon soruşturmasını ortaya çıkaran eski Türkiye’yi hatırlamış olduk. Tabii soruşturmanın başlamasına -şimdi herkes inkâr etse de- her kesimden gelen katkıları ve desteği de. Yarın da bu kronoloji bize ne diyor ona bakalım.  

25.04.2016

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Günün Makaleleri

ANKET - ARAŞTIRMA