Yazar : 367 Fadime ÖZKAN - Ayşe Keşir: Geç kalmış değiliz, aileyi kurtarmanın tam zamanı
20 Eylul 2018 Perşembe

Ayşe Keşir: Geç kalmış değiliz, aileyi kurtarmanın tam zamanı

Fadime ÖZKAN

29-02-2016 09:41

Ayşe Keşir: Geç kalmış değiliz, aileyi kurtarmanın tam zamanı

Keşir: Türkiye’de evlilik kurumu hala kutsal, insanlar evliliğe inanıyor. İstatistiklere göre boşananların yarıdan fazlası ikinci kez evleniyor. Bunların yüzde 17’si de boşandığı eşi ile evleniyor. Hedefimiz aile bütünlüğünü bozulmadan korumak.

Aile içi şiddetin, boşanmaların ve taraflara travmalar yaşatan nafaka, velayet gibi sorunların gündemde artan oranda yer tutması TBMM’yi harekete geçirdi. Meclis’in en kolay uzlaştığı konu olan “aile”yi bir arada tutabilmek için ”Aile Bütünlüğünün Korunması Araştırma Komisyonu”  Ocak ayında kuruldu. Komisyonun başkanlığını AK Parti Düzce mv Ayşe Keşir yapıyor. Kuruluşundan beri Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda Bakan Danışmanlığı yapan Keşir sahaya da masaya da hakim bir isim.

-  Meclisin aile ve kadın konusunda ortak bir hassasiyete sahip olduğunu biliyoruz ama bundan önce bu kapsamda bir çalışması olmamıştı. Bu komisyon neden kuruldu?

Kısaltılmış adıyla “Aile Bütünlüğünün Korunması Araştırma Komisyonu”, aile bütünlüğünün korunması ve boşanma olaylarının araştırılması ve aile kurumunun güçlendirilmesi amacıyla kuruldu. Komisyon aslında, aile bütünlüğünü tehdit eden faktörler, boşanma nedenlerinin araştırılması ve aile bütünlüğünün korunmasının önünde mevzuattan kaynaklı engellerin giderilmesine yönelik farklı partilerce verilen tüm soru önergelerinin bir araya getirilmesiyle birlikte kurulan oldukça kapsamlı bir araştırma komisyonu.

MUTLU AİLE İÇİN SAYGI VE SABIR

-  Aile tanımı zaman içinde değişiyor, daralıyor genişliyor. Komisyon nasıl bakıyor?

Komisyon aile birliğinin korunması ve boşanma olaylarını sadece kadın sadece eş veya çocuklar perspektifinden ele almak yerine bütün parametreleri ile bütüncül olarak ele almayı hedefliyor. Bu sebeple aile kurumunu oluşturan eşler ve çocuklar kadar aile büyükleri, yaşlılar, engelliler, kardeşler, yakın akrabalar gibi ailenin her bir üyesinin yaşadığı sorunları da ele alacak.

Komisyon mecliste temsil edilen tüm siyasi partilerin ortak önergesi ile kuruldu. Bu yüzden 17 üyenin her birinin komisyon çalışmalarına katkıları bu anlamda çok önemli.

- Tam olarak neyi çalışıyor, nasıl çalışıyor komisyon?

Komisyonumuz ilgili kamu kurumlarından uzmanlarla çalışıyor. Bugüne kadar kamu kurularından, STK temsilcilerine akademisyenlerden bireysel deneyimlere her kesimin düşüncelerine yer vermeye çalışıyoruz. Türkiye’nin aile yapısı, boşanma nedenleri, boşanma süreci, aile içi şiddet gibi sorunlar ve çözüm önerileri konusunda bilgi alıyoruz. Komisyonumuz araştırma alanına giren hususları yalnızca olumsuz örnekleri ile değil, olumlu rol modellerini de dinleyerek inceliyor. Bu sebeple Türkiye’nin farklı bölgelerine çalışma ziyaretleri gerçekleştireceğiz. İlk olarak Şanlıurfa ve Kilis’i ziyaret ettik. Oradaki ilin bürokratlarından, STK’larından ve uygulayıcılardan çalışmaları hakkında bilgi aldık. Aynı zamanda mutlu evlilikleri olan aileleri de evlerinde ziyaret ettik. Uzun ve mutlu bir evliliği nasıl sürdürdükleri, çocukları ve aile büyükleri ve akrabaları ile yaşadıkları deneyimleri dinledik ve tavsiyeleri aldık. Şanlıurfa’daki bir çiftimiz 55 yıllık evliydi. Sırlarını “İyilik yap, bekle. Karşılığı mutlaka gelecektir” diye açıkladılar. Kilis’teki ailemiz de “Hoşgörü, saygı ve sabır” dediler. “Asla çocukların önünde tartışmadık ve tartışmanın ardından asla birbirimize küsmedik” diye eklediler. Bütün evlilikler için de bu tür olumlu ilişkilerin yaygınlaşmasını diliyoruz. Biz bundan sonra da çalışma ziyaretlerimizi sürdüreceğiz. İkinci ziyaretimiz TÜİK istatistiklerine göre boşanma oranlarının en yüksek olduğu il olan Antalya’ya.

TÜRKİYE’NİN FARKI GÜÇLÜ AİLE BAĞLARI

-  Komisyonun nihai hedefi ne? Boşanmaları sonlandırmak gibi bir amacı var mı?

Şuradan başlamak isterim. Toplumun temelinde aile vardır. İnsanlık tarihinin en eski kurumu aile. Doğarken bir aileye doğarız hepimiz. Hayatımızı onlarla sürdürür yaşama veda ederken de onların varlığını hissetmek isteriz. Diğer toplumlara göre bizim, krizleri daha rahat atlamamızı sağlayan şey güçlü aile bağlarımızdır. Dolayısıyla esas hedefimiz ailenin ve bireyin sorunla karşılaştığında bunu ayrılık veya şiddetle değil olumlu bir davranışla nasıl çözebileceğini öğreneceği yöntemlerin de araştırılmasıdır. Bu doğrultuda bireyin ve ailenin çözüm üretme kapasitesinin artırılmasını, aile kurumunun güçlendirilmesinin temeli olarak görüyoruz. Ailenin çözüm üretme kapasitesini nasıl arttırabiliriz bu anlamda ne tür verilere ulaşabiliriz onu uzmanlarıyla görüşüyoruz. İnanıyorum ki hem yurt içi hem de yurtdışındaki ailelerimize rehber teşkil edecek bir çalışma ortaya çıkacak.

İZDİVAÇ YAYINLARI OLUMSUZ ETKİLİYOR

-  Aileyi bir arada tutma niyet ve gayretini anlıyorum ama boşanmanın tek çözüm olduğu durumlar da var?

Boşanma sürecindeki ailelerde, aile bireylerinin mağduriyet yaşamadan (nafaka, velayet vb) boşanma sonrasındaki sürece sağlıklı bir geçiş yapabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması da komisyonun öncelikleri arasında. Aile bireylerinden birinin engelli olması bile kendine özgü sorunları beraberinde getiriyor. Medyada sürekli olumsuz örneklerin yer alıyor, toplantılarımıza katılan hemen herkes medyada aile artık olumlu yönleri ile de yer almalı diyor. Toplumumuz özellikle televizyondan çok etkileniyor, televizyondan öğreniyor.

MEDYA AİLE DOSTU YAYINCILIK YAPMALI

- Ne tür yayıncılık olumlu sonuç doğurur? Beklenti ne?

Güçlü aile bağları, rol model olabilecek kişilere yer verilmesi teşvik edilmeli. İzdivaç programları ve dizilerdeki ilişkilerin her kesimi rahatsız ediyor olmasını yalnız yasaklayarak çözemeyiz. Onun için “aile dostu” yayıncılık ilkesinin sektör tarafından sivil toplumlarının da desteği ile yaygınlaştırılması önerilerimiz arasında yer alacaktır. RTÜK’ten de bu nokta da sektöre rehberlik etmesi bekleniyor.

-  Türkiye’de en sık yaşanan aile sorunları neler? Aileleri parçalayan sebepler neler?

Boşanma gibi zor bir kararın altında pek çok farklı nedenin birleşimi ve birikiminin yatıyor olabileceği açık. Sosyal olayları tek bir nedene bağlayamayız. Bu bizi yanlış çözüme götürür o nedenle konu iyi irdelenmeli. Bizim gördüğümüz; sorumsuz ve ilgisiz davranma hem kadınlar hem de erkekler için önemli boşanma nedenleri arasındadır.

BOŞANMANIN  MAĞDURU ÇOCUK

-  İlk sırada şiddet yok mu?

Kadınların boşanma nedenlerinde evet. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Türkiye’de boşanma nedenlerine ilişkin yaptığı araştırmaya göre, kadınlar boşanma nedeni olarak en çok ‘şiddet’i, erkekler ise ‘yakın çevre’ye yapılan saygısızlık ve dışarıdan müdahaleyi sebep olarak gösteriyor.

Genelde ‘insanlar fakirleşti, boşanmalar arttı’ denilir.’ Bu durumu tek başına gerekçe göstermek doğru değil. Boşanmaların esas mağduru çocuklar fazlaca hırpalanabiliyor. Yani; aileyi korumanın tam zamanı, gecikmedik.

600 BİN EVLİLİK 130 BİN BOŞANMA

-  Komisyon kurulmadan önce medyaya “Türkiye’de boşanma oranları evlenme oranlarını aştı” diyen haberler yansımıştı medyaya. Ne kadar doğru bu? 

Evlilik ve boşanma istatistiklerini vererek açıklayayım durumu: Son üç yıldır Türkiye’deki evlilik sayılarında 600 bin civarında durağanlık var. Buna karşın boşanma sayıları yıllar bazında nisbi olarak artıyor. 2014 yılında boşanma sayısı 130 bin civarında. Türkiye’deki boşanma oranları geçmişe göre artıyor olsa da, OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında ülkemizin düşük kaba boşanma oranına sahip olduğu görülüyor. 2003-2013 dönemi istatistiki verileri dikkate alınarak, önümüzdeki 10 yıl içerisinde boşanma oranına ilişkin tahminlerin yapıldığı araştırmaya göre, 2013’te binde 1,67 olan boşanma hızı, 2023 yılında binde 1,93 olması öngörülüyor. Boşanma oranın 2023’e kadar binde 2’yi aşması beklenmiyor. Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça düşük boşanma oranlarına sahip bir toplumuz. Hali hazırda sıkıntılı giden bir evliliğe her türlü çabaya rağmen düzelmiyorsa dur demek de yanlış olacaktır.

-  Evden uzaklaştırma gibi tedbirlerin şiddeti artırdığına dair iddialar ve bu yönde genel bir algı var. Buna dair bir veri var mı?

Öncelikle şunu söylemek isterim ki şiddetin gerekçesi olamaz ve olmamalı. Ancak kanunun uygulamasından kaynaklanan sorunlar varsa bunlar mutlaka çözülmeli. Biz de komisyonumuzda bu konuyu inceliyoruz. Uygulayıcılardan aldığımız bilgilerle çok taraflı bir değerlendirme yapacağız. Burada genelde her vaka için bütün tedbir kararlarının hepsinin birden verilmesi yönünde ciddi eleştiriler var. Bu da infazı zorlaştıran bir durum olarak ortaya çıkıyor.

TEDBİRLER ŞİDDETİ TETİKLEYEBİLİR Mİ?

-  Ne tür eleştiriler var?

Çiftlerin uzlaşmasının önündeki bir engel olarak görüyorlar. Komisyonumuzdaki uzmanlar bu konular hakkındaki tüm deneyimleri not ederek değerlendirecekler ve önerilerini buna göre yapacaklar. Yalnız şunu da söylemek gerek; davranış değişikliği gerektiren düzenlemeler öyle hemen bugünden yarına gerçekleşmiyor. Bunun için zaman ihtiyaç olabiliyor. Bu anlamda saha deneyimleri çok önemli. Saha ziyareti yaptığımız illerde bu hususu da incelikle araştırıyoruz. Örneğin, Suriye’de en çok göç alan ve kampların olduğu buna bağlı olarak şehir dinamiklerinin hızla değiştiği bu iki ilin yetkililerinden bir müjde aldık: İki ilde de polis ve jandarma bölgelerinde 2015 yılında hiç kadın cinayeti yaşanmadı.

Boşananların yüzde 17’si eski eşiyle evleniyor

- Boşanmaya götüren sebepleri azaltmanın boşanma oranlarını düşürmesi beklenir. Komisyon bunu mu amaçlıyor?

Türkiye’de hala evlilik kurumu kutsal. İnsanlar evliliğe inanıyor. İstatistiklere göre boşananların yarıdan fazlası ikinci kez evleniyor, bunların yüzde 17’si boşandığı eşi ile yeniden evleniyor. Bu durum bize boşanırken aceleci mi davranıyoruz sorusunu düşündürüyor. Çiftlerin çevre baskısıyla veya intikam duygusuyla sonradan pişman olacağı bir karar almasını önlemek için danışmanlık mekanizması devreye sokulabilir. En azından yüzde 17’lik kesim için. Hızlı ve çatışmalı boşanmalarda büyük mağduriyetler yaşanıyor, hukuki süreçler uzuyor, çiftler arasındaki çatışma artabiliyor.

Kadınların yüzde 39’u şiddet görmüş

- Aile içi şiddet oranında artış var mı?

BM verilerine göre dünyada her 3 kadından biri şiddet görüyor. Ülkemizde maalesef bu oran yüksek. Aile Bakanlığınca 2008’de yapılan araştırmaya göre Türkiye’de evlenmiş veya herhangi bir birlikteliği olan kadınların yüzde 39’u yaşamlarının bir döneminde şiddete maruz kaldıklarını söylüyor. Maalesef bu sadece eşlerle ilgili değil, aile yakınları da olabiliyor ve çocuklar da şiddete maruz kalıyor. Şiddetle mücadele öncelikli gündemimiz. Cumhurbaşkanımızdan Başbakanımıza, STK’lardan bürokrasimize kadar herkes yoğun bir çaba içinde. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun da bu gayretin bir sonucu.

Tek ebeveynli aile sayısında artış var mı?

- Tek ebeveynli ailelerin sayısı artıyor mu Türkiye’de?

Hayır. Gerek Türkiye Nüfus Sağlık Araştırmaları gerek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yapmış olduğu Türkiye Aile Yapısı Araştırmalarına baktığımız zaman 1978’den 2011’e kadar tek ebeveynli ailelerin oranının sabit olduğunu görmekteyiz.

- Çalışma bittiğinde Meclise, Hükümete katkısı ne olacak?

Komisyon çalışmaları 14 Mayısta tamamlanacak. Raporumuz mevcut durumdaki sorunları ve çözüm önerilerini kapsayacak. Meclis başkanlığına sunulduktan sonra yasama faaliyetlerine, hükümet planlarına, bakanlıklar, kamu kurumlarına STK’lara, yerel uygulayıcılara ve üniversitelere ufuk açıcı olmasını hedefliyoruz.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA