Yazar : 233 - MAVİ KIRMIZI
18 Temmuz 2018 Çarşamba

MAVİ KIRMIZI

04-12-2015 07:39

MAVİ KIRMIZI

“Mavi Kırmızı” bir kitap ismi...

Bu kitap Mavi Marmara yolculuğumuzdan geriye kalan anılarımın “Şehit Furkan Doğanı” merkeze alarak yazıya dönüşmüş halidir.

Bu çalışma, bir şehide olan şahitliğimdir.

Günümüz gençliğinin Furkan’ı mutlaka tanıması gerektiğine inandığım için kaleme aldım... Aynı zamanda Şehitlerimize bir vefa borcumdur. Bunun gerekçesini kitabın önsözünde belirttim. Bu önsözü sizlerle paylaşıyorum:

Mavi Marmara gemisinden Türkiye’ye döndükten sonra bir isim gönlümden ve gündemimden hiç düşmedi; Şehit Furkan Doğan…

Zaman zaman kendime sordum; Allah beni, onunla niçin tanıştırdı ki? Bu bir tesadüf müydü? Hayır! İlahi bir tecelli olsa gerek diye düşündüm. Bir şehidi yakından tanımak ve onu, yaşadığı çağın gençliğine taşımak... Şimdi daha iyi anlıyorum; Furkan’ın mesaj ve misyonunu yeni nesillere ilan etmenin benim için nasıl bir zorunluluk arz ettiğini… Furkan’ın farklılığını satırlara dökmek ve bunu gençliğe armağan etmek boynumun borcuydu… Çünkü yeni neslin inşasında artık o bir rol modeldi. Öyleyse o rol modeli benim tanıtmam gerekirdi.

Hayatını araştırmadan önce onu sadece gemideki beraberliğimizden ve şehadetinden tanıyordum. Ancak onu sordukça ve daha yakından tanıdıkça gördüm ki, hayatı da şehadeti kadar güzeldi. Çünkü şehadet bir sonuçtu. Bu sonucu hazırlayan yaşam sürecini de bilmek gerekiyormuş... O, yaşarken de bir şehide yakışır gibi yaşamıştı… Şehadete yakışır bir hayat, cennete yakışır bir şehadetti onunki… Furkan, inşallah a’dan z’ye bir şehittir…

Ben de kalemimle Furkan Doğan ve onun şehadeti üzerinden zamanın ruhuna dokunmak istedim… Bu çalışma bir anı, bir öykü, bir roman, bir biyografi, bir destan, bir masal, bir deneme, bir senaryo değil; adanmış bir yüreğin anlam dünyasından günümüz gençliğine kesitler sunma çabasıdır… Gençlerimiz içerisinde aslında bilmediğimiz, tanımadığımız çok sayıda Furkan’ın olduğunu ve bu Furkanları Furkan Doğan’la tanıştırma gayretidir…

Bizlere, başkaları için canını verebilme erdemini ve onurunu sunan bu genç ve güzel kahramanın yaşam öyküsünü gelecek nesillerin hafızalarına nakşetmek düşer…

Bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum…

Furkan’ı anlatmanın zorluğunu babası Ahmet Doğan şöyle ifade ediyor:

“Ziyaretimize gelenler, Bize Furkan’ı anlatır mısınız? diyorlar. Furkan’ı tanımayana Furkan’ı anlatmak çok zor... Amerikalı bir gazeteci; “Furkan’ı tek bir kelime ile ifade etseniz, ne derdiniz?” diye sormuştu. Gazeteciye, onu en iyi anlatacak olan kelime yine onun ismidir; “Furkan… Yani iyiyle kötüyü, doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini ayıran, demiştim.”

Furkan, tüm yaldızlı biyografik öyküleri gölgeleyecek bir güzellikle çıkıyor karşımıza.

Ahir zamanda, zamane gençlerine bakıp “ah”lar ve “vah”larla hayıflanırken Allah, umutlarımız sönmesin diye Furkan’ı bizlere sundu. Örnek oldu… Öncü oldu... Önder oldu…

Furkan, Mavi Marmara Gemisi’nin en genç gönüllüsüydü.

Gençlerimiz Furkan’ı tanıdıkça, Furkan onların hayatına girecek, sevecekler onu… Özleyecekler… Özenecekler ona…

O, ince ruhlu, duyarlılık sahibi bir gençti…

Furkan Filistin’de, Gazze’de yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyor, oradaki özellikle çocukların durumuna çok üzülüyordu. Bu hassasiyeti nedeniyle bizzat onların yanında olmak, onlara kendi elleriyle yardım götürmek, ablukanın kalkmasına katkıda bulunmak istiyordu…

O bir yiğitti… Kelimenin tam anlamı ile bir yiğitti… Toprağın derinliklerine kök salan bir tohum gibi Furkan da kalplerimizin derinliklerine kök saldı…

Gençliğin arayış içinde olduğu bir zamanda, gönüllerimizde yeniden bir ‘Furkân’ devrimi yapmak istiyorsak, gençliğe Furkan’ı çok iyi anlatmamız gerekiyor. Gençlerimizin Furkan’ı ve furkâna dayalı hayatları tanıması gerekiyor.

O, örnek duruşu ile hep kalplerimizde olacak, benliğimizde yeşerecek, fikirlerimizde yaşayacak… Her şehit gibi yolumuzu aydınlatmaya, şahitlik yapmaya devam edecek.

O bir sembol… Bir kandil...

Program için gittiğim okullarda, söz Furkan’dan açılınca on beşinde gençlerin ıslak gözlerle Furkan özlemini nasıl dile getirdiklerinin yüzlerce örneğine tanık oldum. Furkan ismi geçtikçe gözler doluyor… Gençler beni zorluyor, “Bizlere Furkan’ı anlatın, ne olur? Onu ve sahip olduğu değerleri daha yakından tanımak istiyoruz. Furkan’lı saatlerimiz olsun” diyorlar. Furkan’ı kaçıncı dinleyişleri ama herhangi bir bıkkınlık emaresi göstermiyorlar. Gözleri parıldayarak dinliyorlar Furkan’ı. Furkan’la fark etmeyi öğreniyorlar.

Bu çalışma benim Furkan’a vefa borcum… Böyle bir borçla dünyadan ayrılmak istemem.

Temennim o ki, bu kitap satırlarda kalmasın. Şahitlikleriyle yeni Furkanlara vesile olsun. Ayrıca Furkan’la ilgili yapılacak belgesellere, film veya tiyatro çalışmalarına bir ön hazırlık olsun.

Okuyucu kardeşlerden talebim ise, öncelikle bir furkan bilincine sahip olmalarıdır. Ayrıca bir diğer talebim de Furkan ile ilgili duygularını ve bildiklerini bizimle paylaşmalarıdır. Kitabın sonraki baskılarında bunları değerlendirmek isteriz.

Bugün günlerden Furkan…

Yarın da Furkan…

Hepimiz her gün Furkan olmaya adayız…

Şimdi Furkan’laşmak var…

Sevgili Furkan, seni seviyoruz... Sana imreniyoruz...

Allah şahidim ki gençlerimizde seni seviyor...

Nerede seni anlatmaya başlasam, gençlerimizin gözündeki ışıltı, kalplerindei kıpırtı görülmeye değer...

Geçen gün üniversiteli öğrencilere seni anlattım... Bir kız öğrenci benden annenin telefonunu istedi... Annenle tanışmak istiyor... “Furkan’ın annesi, Furkan’ı nasıl yetiştirdi” merak ediyor.

Evet, sen bizim Furkanımızsın, aynamızsın, yüz akımızsın. Gençlik, Furkan aynasında kendini tanıyor, tartıyor… Tebrikler Furkan…

Allah şahidim olsun ki, senin şehadetine herkes kadar ben de şahidim...

Furkanım…

“Kitabı temin için: Tire Kitap www.tirekitap.com.tr

tirekitap@gmail.comve 0212 534 13 78 ve 0532 4140994

ulaşabilirsiniz.”

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Günün Makaleleri

ANKET - ARAŞTIRMA