Yazar : 367 Fadime ÖZKAN - Diyarbekir’de üç cenaze bir taziye...
21 Temmuz 2018 Cumartesi

Diyarbekir’de üç cenaze bir taziye...

Fadime ÖZKAN

01-12-2015 08:55

Diyarbekir’de üç cenaze bir taziye...

(Taziyede bulunmak ne zor şey Allah’ım!) 

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi sofistike bir terör saldırısında kaybetmiş olmaktan dolayı büyük üzüntü duyuyorum. 

İnsandan, hayattan, barıştan yana tavır alan güzel bir insanı göz göre göre Kandil’deki terör tanrılarına kurban ettiler.

Allah rahmet eylesin. Ailesinin, sevenlerinin, teröre tavır alabilenlerin başı sağ olsun.

Biz onunla hep çatışma çözümü toplantılarında, Kürt meselesinin, PKK terörünün konuşulduğu televizyon programlarında karşılaşırdık. Fikri ayrılıklarımız, yaklaşım farklılığımız olurdu bazen. Tatlı tatlı tartışırdık. Hep beyefendiydi. İncelikliydi. 

İçinden geldiği bir gerçeklik vardı. Dolayısıyla onu da zorlayan koşullar değerlendirilmeden yargılamak haksızlık olur.

Silahların sustuğu ortak geleceğe inanmıştı, bunun için mücadele ediyordu. 

Taştan bir minarenin ayaklarına kurşun değdi diye üzülebilen bir insandı Tahir Elçi...

Can bağışlamaktan öte!

Kürt kardeşlerini, Tahir Elçi’yi teröristlerden korumak için bedenlerini siper eden polis memurları, Ahmet Çiftarslan ve Cengiz Erdur’un mekânları cennet olsun.

Babasız kalan o dört güzel çocuk, gözü yaşlı iki genç eş, bağrı yanmış anne babalar, kardeşler, arkadaşlar... Allah sabrı cemil nasip etsin.

Türkiye toplumunun tamamı minnettar onlara... Türklerin ve Kürtlerin ortak vatanı bir güzel ülke, hakiki bir kardeşlik ve ortak gelecek borçluyuz onlara ve onlar gibi can verenlere, can pahasına terörle mücadele edenlere.

PKK insan öldürerek siyaset yaparken, siyasetçisinden gazetecisine PKK yandaşları “TC devleti Kürt gençlerini katlediyor” yalanını dolaşıma sokarken biri 41, biri 47 yaşında iki genç insan ölmeyi göze alarak atladılar o katillerin önüne.

Kürt kardeşlerinin canını sakındılar, kendi canları pahasına.

Cengiz Erdur Elazığ’da defin, Ahmet Çiftaslan Kahramanmaraş’ta.

Sofistike bir suikast

Saldırının niteliği, tetikçilerin kimliği vs adli süreçlerin sonunda belli olacak elbette ama kameralarının kaydettiklerine, görgü tanıklarının anlattıklarına göre Tahir Elçi’nin ölümü tesadüfî bir ölüme benzemiyor.  

Kafaya tek kurşun kör kurşun olamaz, hedef gözeterek cana kast etmektir olsa olsa... 

Gerekçelendirmek gerekirse:

Tahir Elçi’nin o gün o saatte orada bulunacağının bilinmesi;

Teröristleri taşıyan taksinin özellikle dört ayaklı minarenin bulunduğu sokağın tam başında durması;

Araç durduktan sonra, polisin müdahalesine rağmen teröristlerin hiç tereddüde düşmeden sağa sola doğru değil, doğrudan Elçi’nin bulunduğu sokağa doğru koşması;

Elçi’yi korumakla görevli polisler kendilerine doğru koşan teröristlere ateş ederken ve Tahir Elçi de polislerin arkasında dururken, arkadan, hendeklerin bulunduğu taraftan Elçi’ye ateş edilmesi; 

Tek kurşunun vücudun herhangi bir yerine değil kafasına, ancak bir keskin nişancının elinden çıkmışçasına öldürücü bir açıyla isabet etmesi;

Üç kurşunla polis şehit eden, iki kurşunu diğer polislere sıkan teröristin Elçi’nin yanına fırlattığı Glock marka tabancadaki son merminin şarjöre ters takılması, ters takıldığı için tutukluk yapması

O iki tetikçinin eline başka silah verilmemesi, rollerinin polisi şaşırtmakla oyalamakla sınırlı olması;

Başsavcı olay yeri inceleme yapamasın diye roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırılması;

Devlet cinayeti aydınlatmaya çalışırken PKK’nın delilleri yok etmeye çalışması;

Polisin YDGH operasyonlarını engellemek için olay yerinde hazır bulunup teröristlere canlı kalkan olan HDP heyetlerinin savcılığın işini kolaylaştırmak için savcının yanında YDGH’nın karşısında canlı kalkan olmayı akıl etmemesi; 

HDP’liler Meclis’te Tahir Elçi’yi anarken onu korumak isterken şehit olan iki polisi candan saymaması ve hala bıkkınlık veren bir ezberle “katil devlet” denmesi...

Tesadüf mü sizce?

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA