Yazar : 233 - KUDÜS SINAVIMIZ
19 Temmuz 2018 Perşembe

KUDÜS SINAVIMIZ

06-11-2015 07:59

KUDÜS SINAVIMIZ

Kudüs sınavında kaygılarımız artıyor… Gün yok ki Mescid-i Aksa’ya  yönelik yeni bir saldırı ile sarsılmayalım.. Son bir ay içerisinde 50 nin üzerinde Filistinli kardeşimiz can verdi.. 1900 civarında yaralı… 2 bini aşkın tutuklu bulunuyor…

            40 yaşın altındaki Müslümanların Mescid-i Aksa’ya girişi engelleniyor…

            1994 yılında El-Halil’de İbrahim el Halil Camiinde sergilenen oyun şimdi Mescid-i Aksa’da sergileniyor.. Mescid-i Aksa’yı bir Yahudi Tapınağına dönüştürme amacı sistematik olarak sahneleniyor…

            Yıllardır tünellerde yaptıkları arkeolojik kazılarından sonra şimdi de aleni saldırganlık yolunu seçtiler…

            Kudüs’ün demografik yapısını sürekli Yahudiler lehine değiştiriyorlar.. Siyonistlerin aşamalı “Yahudileştirme” politikaları Batı destekli devam ediyor…

            İsrail fiili durum oluşturarak, dünyayı bu yeni duruma alıştırıyor…

            İslamofobi üzerinden “İslamcı terör” dalgasını yayarak İsrail terör estirmeye devam ediyor..

            Dönüşüyorum İsrail bu gücünü nereden alıyor?

            Paramparça olmuş bir Ortadoğu perişan hale düşen Müslüman halkların hali, İsrail’in elini güçlendiriyor…

            İsrail’in istediği gibi atını oynatması bizim acziyet, zafiyet ve gafletimiz değil midir?

            Filistin bile iki parça…

            Hamas Gazze’de mahsur.. Batı Şeria’da sembolik bir Abbas var...

            Suriye, Irak, Lübnan, Libya, Tunus, Pakistan kendi canlarının derdine düştü…

            Batı ile can ciğer kuzu sarması İran tüm gücünü Baas rejimini besmeleye vermiş durumda..

            Türkiye içine kapandı. Gürlese de yağmıyor.. Bir çiçekle bahar gelmiyor…

            Ümmet aciz, tepkiler cılız.

            Bugün mescid-i Aksa’ya sahip çıkamayan İslam alemi hangi kutsalına sahip çıkabilir?

            Yeni bir intifadayı yürütebilecek ne bir bütünlük ne de bir liderlik söz konusu…

            Bu tehlikeli oyunu bozacak, oyun kurucularımız nerede?

            İç kanamalarımızı durdurmadan Siyonizmin karşısında duramayız…

            Şii-Sünni…Selefi-Sufi…Cemaat-Tarikat…Arap-Acem…Türk-Kürt…Mezhep-Hizip… kavgaları bizde takat mı bıraktı ?

            Kurşunla kaynatılmış duvar olması gereken Müslümanlar birbirine kurşun sıkar hale gelmişsek vay halimize !

            Birbirinin camisini bombalayacak kadar gözü dönen bu ümmetin evlatları Mescid-i Aksa’yı nasıl savunacak?

            Bu şartlarda Allah bu ümmete Kudüs’ün fethini nasib eder mi?

            Kudüs emanetini taşıyabilecek bir ehliyet, liyakat, cesaret ve basirete sahip miyiz?

            İsrail’i şımartan, ümmetin suskunluğu değil midir?

            Ahmet Yasin’i şikayete götüren de ümmetin suskunluğu değil miydi?

            Şimdilerde sadece BM gönderine çekilen Filistin bayrağı ile mi teselli bulacağız?

            Bugün bişe düşen el-Aksa’nın yasını tutmak mıdır, yoksa Kudüs’ün mirasına sahip çıkmak mıdır?

            Kınamalar akan kanı durdurmuyor, kıyım devam ediyor…

            Şu soruyu tekrar kendimize soralım…

            Kudüs bizim neyimiz olur?

            Onurumuz, namusumuz, şiarımız Kudüs…

            Hafızamız, irademiz, imtihanımız, itibarımız Kudüs…

            Derdimiz, davamız, dersimiz, duamız Kudüs…

            Ruhumuz, rüyamız, rüzgarımız, rayihamız, rotamız Kudüs…

            Evet, Mescid-i Aksa kırmızı çizgimiz değil miydi?

            El-Aksa’ya neden uzak düştük?

            Şimdi Kudüs aynasında kendimizle yüzleşmek zamanı…

            Kudüs pazarında Rabbimizle sözleşme vakti…

            Kudüs mektebinde olmak ve olgunlaşmak günleri…

            Acaba, diyorum?

            Yoğunluklarımız arasında “Kudüs” var mı?

            Ve bilelim ki, gönlünde ve gündeminde Kudüs olmayan her kul kusurludur.

            Çünkü Kudüs Allah’ın ayetlerinden bir ayettir…

            Kudüs bizim için stratejik, politik, ekonomik bir amaç değil, akidevi bir meseledir.

              Onun için “Önce Kudüs” diyoruz…

              Kudüs sadece Kudüslülerden sorulmayacak…Kudüs ir Arap sorunu değil, Filistin sorunu değil, insanlık sorunudur…

              Kuru bir toprak davası değil, insanlığın kurtuluşunun kapısıdır Kudüs…Kudüs’ün özgürlüğü ümmetin özgürlüğü demektir…

              Şimdi söyler misiniz, Mescid-i Aksa bu halde iken ümmetin miracı mümkün müdür?

              Ümmetin kudreti varsa, Kudüs’ün kudsiyetinden bahsedilebilir…

              Bizim inanç değerlerimize göre;

              Mekke, Allah’ın haremi…  

              Medine, Nebi(sav)’in haremi…

              Kudüs, ümmetin haremidir…

              Bugün Siyonist caniler kirli postalları ile haremimizi çiğnediler…Mirasımızı tahrip ettiler.

              Siz ey Kudüs dostları!

              Kudüs bize kırgın! Küskün! Kızgın!

              Kudüs mahzun, özgürlüğü özler…

              Kudüs’ün kandilleri sönmesin, bir şeyler gönderin yada Kudüs için bir iş üzere olun!

              Matem günleri bitmeli gün kıyam günü…Siyonist katliamları kınamalarla durdurmak mümkün değil…Küresel bir intifadanın startını vermeliyiz…

              Kudüs’te kardeşlerimiz çırpınıyor…

              Ribat projeleri, Beyorık yürüyüşleri, İlim oturumları, Nesir günleri, itikaf geceleri yeni bir intifadanın maya tutması için… Ümmetin son kalesi ve kalesi düşmesin düşmesin diye…

              Kudüs ribatımız yoksa bari rabıtamız olsun…

              Kudüs murabıtları ve muhafızları haykırıyor…

              “Biddem birruh nefdike ya Aksa/ Canımız, kanımız sana feda olsun ey Aksa.”

              Şimdi Kudüs en zor günde ses verirken, İstanbul ses vermeyecek mi?

              Kudüs’ün gözü kulağı bizde… Ses verecek miyiz? Sahiplenecek miyiz?

              Şimdi ne diyeceğiz?

              İsrailoğullarının Hz. Musa(as)’ya dedikleri gibi mi davranacağız?

              “Dediler ki: Ey Musa! Onlar orada bulundukça, biz oraya(Beytü’l Makdis’e) asla girmeyeceğiz. Sen ve rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız.”

              Veya Abdulmuttalib’in Ebrehe’ye söylediklerini mi dillendireceğiz?

              “Ben develerimi isterim, Kabe’nin Sahibi var, O orayı korur.”

              Yoksa bize yakışan Bedir ehlinin duruşunu güncellemek midir?

              “Ya Muhammed! Biz sana İsrailoğullarının Hz. Musa’ya dedikleri gibi “Sen ve Rabbin gidin savaşın.” diyecek değiliz. Sen bize Berku’l Gımad’a yürümemizi istesen yine de seninle beraberiz.”

              Sanki kıyamet savaşı kapıda… Peki biz neyin peşindeyiz?

              Ya Kudüs! Kudüs’ü Şerif’i sen koru?

              Şimdi Ebabilleşmek vakti…

Alıntı - Milat Gazetesi

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA