Yazar : 364 Gülay Göktürk - Davutoğlu’nu dinlerken... PYD meselesi
24 Mayis 2018 Perşembe

Davutoğlu’nu dinlerken... PYD meselesi

Gülay Göktürk

29-10-2015 09:32

Davutoğlu’nu dinlerken... PYD meselesi

Salı sabahı Başbakan Davutoğlu’nun bir sohbet toplantısı için davet ettiği gazeteciler arasında ben de vardım. O görüşmenin muhtevası katılımcılar tarafından büyük ölçüde aktarıldığı için tekrarlamayacağım.

Ama PYD bahsinde sarf ettiği bir cümle, öteden beri kafamda dönüp duran bir tartışmayı yeniden canlandırdı. 
Şöyle dedi Davutoğlu: 
“Biz PYD’yi 2013’te İstanbul’a çağırdık ve çözüm süreci bağlamında 3 şartı yerine getirirlerse Türkiye’den destek görebileceklerini söyledik. Bu 3 şart yerine gelseydi PYD gibi bir problemimiz olmazdı.” 
Bu çok hayati bir cümle... 
Zira “PYD ile bir problemimizin olmaması” denilen durum, aslında her şeyi değiştirebilirdi. 
Böyle bir tablo Esad’ın Suriye Kürtlerini Türkiye’ye karşı kullanma politikasının çökmesi, Suriye’deki Kürtlerin ÖSO’ya katılması, böylece ÖSO’nun çok güçlenmesi, ayrıca muhalif Kürtlerin varlığı sayesinde Esad’a karşı muhalefetin köktendinci grupların kontrolüne geçmemesi, dolayısıyla Batı’nın Esad’ı ehven-i şer olarak görmesi durumunun doğmaması gibi birbirinden önemli birçok sonuç doğurabilirdi. 
Ve tabii en önemlisi de, Çözüm Süreci bugün bambaşka bir noktada olabilirdi. 
Peki neden mümkün olamadı bu? PYD ile 2013’teki görüşmede neler konuşuldu? İleri sürülen o üç şart neydi? 
Ben kapalı toplantıların kulislerini alabilen bir gazeteci değilim; o yüzden yanılabilirim. Ama açık kaynaklardan bildiğim kadarıyla, 
Salih Müslim’le Ankara’da yapılan görüşmelerde ileri sürülen üç şart şuydu: 
- Şam Rejimi ile her türlü bağını kesmesi 
- ÖSO ile birlikte savaşması 
- Demokratik özerklikten ve kanton yapısından geri adım atması 
Aslında bu üç şart içinde PYD’nin karşı olduğu bir şart vardı: Özerk bir bölge sahibi olmaktan ve kanton yapısından vazgeçmek... 
Eğer bu şart öne sürülmeseydi, PYD’nin kaderini Esad’dan ayırıp Şam Rejimi ile bağlarını kesmesi ve ÖSO ile birlikte savaşmayı kabul etmesi belki mümkün olabilirdi. Nitekim Salih Müslim o zaman yaptığı çeşitli açıklamalarda, ÖSO’nun oluşum sürecinde muhalefet güçleriyle görüştüklerini ama bu görüşmelerde geleceğin Suriye’sinde Kürtlerin talep ettikleri haklar ve statüleri konusunda hiçbir güvence verilmediğini ifade ediyordu. 
Gerçek şu ki, PYD sıkışmıştı. 
Bir yanda, Kürtlerin muhalefet saflarına geçmesini önlemek için onlara özerk böyle vaat eden katil bir rejim; öte yanda ancak özerk bölge hayalinden vazgeçme şartıyla yanına çağıran bir muhalefet cephesi... 
Sonucu hepimiz biliyoruz... 
Suriyeli Kürtler- en azından PYD’yi destekleyenler - yıllardır kimliksiz yaşadıkları öz yurtlarında kendi özerk bölgelerini oluşturmak için, iç savaşın yarattığı koşullarda karşılarına çıkan bu tarihi fırsatı değerlendirmeye karar verdiler. 
Bu karardan zararlı mı, kârlı mı çıktıklarına tarih karar verecek. Peki Türkiye’nin politikasını “Suriye’nin bütünlüğü” üzerine inşa etmesi ve PYD’ye özerk bölgeden vazgeçme koşulu koyması doğru muydu? 
PKK ile yürüyen savaşın sürmesi ve oluşacak özerk bölgenin –Kürt koridorunun- Türkiye düşmanı bir bölge olması halinde doğruydu. 
Ama bu talep Çözüm Süreci’nin ilerlemesiyle birlikte düşünüldüğünde ve hedeflenen Kürdistan özerk bölgesinin tıpkı Irak’taki Özerk Kürdistan gibi Türkiye’ye dost bir bölge olması ihtimali göz önüne alındığında doğru olduğunu söylemek o kadar da kolay değil. 
Yukarıda saydığım şartlarda kurulacak bir özerk bölgenin Türkiye için bir tehdit değil fırsat olma ve “çözüm süreciyle büyüme” perspektifine hizmet edebilme ihtimali de vardı. 
Ne var ki hükümet, 2012 yılında Suriye’nin Kürt bölgesinde özerk bölge oluşumunun hız kazanmasıyla birlikte ortaya koyduğu “sınırımızda böyle bir emrivakiye izin vermeyiz” politikasında ısrara devam etti. 
* * *
Aslında konuyu tekrar gündeme getirmemin sebebi geçmişi kurcalamak değil... 
Önümüzdeki dönemde karşımıza çıkabilecek benzer durumlar karşısında hazırlıklı olabilmemiz için paylaşıyorum kafamdaki soruları. 
Suriye Savaşı’nda yeni bir faza doğru geçmekte olduğumuz şu günlerde gündeme gelebilecek çeşitli formülleri, Suriye Kürdistanı’yla ve PYD ile başka türlü bir ilişkinin mümkün olup olmadığını bir daha tartışmamızda fayda var. 
Bu konuya da gelecek yazımda gireceğim.

Alıntı - Akşam

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA