Yazar : 399 Neil Arun - TÜRKİYE - DAEŞ –KURTLER : NELER DÖNÜYOR?
22 Kasim 2017 Çarşamba

TÜRKİYE - DAEŞ –KURTLER : NELER DÖNÜYOR?

Neil Arun

23-10-2015 14:46

TÜRKİYE -  DAEŞ –KURTLER : NELER  DÖNÜYOR?

www.bbc.co.uk sitesinde Neil Arun tarafından kaleme alınan makale Mürsel ÖZ tarafından  Dusuncemektebi.com  içini Türkçe'ye çevrilmiştir. 

 

 

Türkiye Suriye’deki YPG militanlarının elde ettiği çarpıcı kazanımlar ile alarm durumuna geçti.

 

Türkiye bir taraftan Suriye’deki DAEŞ’li teröristlere saldırması için ABD’ye hava sahasını açarken PKK’ya karşı yüksek riskli saldırılar gerçekleştirdi.  Güneydoğu Türkiye’de saldırılarını yinelemesinin ardından PKK ile yapılan ateşkes çöktü. Son şiddet olayında dört Türk polis memuru ve bir asker kürt nüfusunun yoğun olduğu Şırnak bölgesinde öldürüldü.

Bu arada ABD F-16 savaş jetleri DAEŞ ile savaşa katılmak için Türkiye’nin güneyindeki İncirlik hava üssüne vardı.  ABD insansız hava uçakları burada (daha önceden) saldırılar gerçekleştirmişlerdi. Türkiye iki cephede savaşın şüphesiz kesinleştiğini söylüyor. Eleştirmenler Türkiye’nin (PKKlı) kürt azınlıkla uzun süredir devam eden problemleri tarafından arapsaçına dönen stratejisini dar görüşlü ve geri tepmesi muhtemel olarak görüyor.

Türkiye bu noktaya nasıl geldi?

Şiddet Suriye sınırına yakın, kürt (nüfusunun) çoğunluğu oluşturduğu bir ilçe olan Suruç’ta gerçekleşen bir intihar saldırısı ile 20 Temmuz’da tırmandı. Bir bombacı sol görüşlü bir eylemci kalabalığında kendisini patlattı (ve) 32 kişiyi öldürdü. Saldırı şüphe götürmeksizin DAEŞ tarafından emredilmişti. Ama kürt protestocular Türk hükümetini de DAEŞ ile gizlice antlaşma yapmakla – bu Türkiye’nin yalanladığı bir iddia – itham etti. İki gün sonra PKKlı teröristler Suruç bombalamasına olanak tanımakla suçladığı iki Türk polisini öldürdü.

Suruç bombası Türkiye’de protestoları tetikledi.

 

Bu arada DAEŞ’li teröristler Suriye sınırında Türk askerleriyle çatıştı, askerlerden birisini öldürdü. Türkiye buna bir taraftan uçakları Suriye ve Kuzey Irak’taki terörist gruplara ait hedefleri bombalarken  (eş zamanlı olarak) DAEŞ veya PKK destekçisi olduğundan şüphelenilen yüzlerce kişiyi tutuklayarak karşılık verdi.  10 Ağustosa kadar sıkı önlemler (çerçevesinde) yasaklı solcu DHKP-Cli marksist terörist grubu da içine alan 1300’den fazla kişi tutuklandı. Aynı zamanda Türkiye DAEŞ’e karşı hava saldırılarını potansiyel olarak arttıran, ABD’nin İncirlik hava üssünü kullanmasını onaylayan bir antlaşmayı (kamu oyuna sundu). Türkiye ve Batılı müttefikleri tarafından terörist bir organizasyon olarak kabul edilen PKK, 1984’ten bu yana Kürtlerin özerkliği için savaşıyor. 2013’te bir ateşkes imzalandı. Türk hükümeti milli meseleleri karşısında tüm düşmanları ile savaşmaya hazır olduğunu dile getiriyor. Ama birçok gözlemci hükümetin özellikle bir düşmanla ilgilendiğine inanıyor.

 

Soru şu : Hangisi?

Suriye’deki karışıklık bir mülteci dalgasını Türkiye sınırı boyunca gönderdi.

Bazıları, Türkiye Amerika’nın DAEŞ’e (indirdiği) balyoza yardım edeceğini, bu arada PKKa (karşı gerçekleştirdiği)  saldırılarının (sadece) bir uyarı olarak yapıldığını, fazlasının olmadığını söylüyor. Avusturya’daki Graz Üniversitesi Güneydoğu (Asya) Avrupa Araştırmaları Merkezi’nde bir profesör olan Kerem Oktem, Türkiye politikası “DAEŞ’e karşı  bir yandan savaşır gibi davranırken aynı zamanda bir diğer hedefi olan PKK’yı yok etme amacının peşinden gitmek(tir)” diyor.

Bir BBC söyleşisinde PKK lideri Cemil Bayık, Türkiye’yi Kürtlerin DAEŞ karşısındaki ilerleyişini durdurmak için PKK’ya saldırmakla suçlayarak daha da ileri gidiyor. Yani aslında Türkiye DAEŞ’i koruyor diyor.

Türkiye bu tür kürt iddialarını geçenlerde reddetti.

       

Türkiye bu zaman kadar ne yaptı?

Türkiye’nin müdahalesinin altında yatan esas hikayesini (anlamak) için Kürtlerle olan sorunlu geçmişine bakmak gerekir.

Etnik olarak bir ve günümüz sınırları ile ayrılmış Kürtler, komşu ülkeleri olan Suriye, Irak ve İran’da (olduğu gibi) Türkiye’de de oldukça büyük bir azınlıktır.

Bu ülkelerin her birinde Kürtler hükümetler karşı bazen daha fazla hak bazen tam bağımsızlık adına propaganda yapmaktadır.

PKK Türkiye tarafından terörist bir grup olarak tanınmaktadır ki Türkiye bu grubu bir çok sivilin öldürülmesiyle suçlamaktadır.

Türkiye’nin PKK ile yaptığı ateşkes Suriye’deki sivil savaş tarafından baltalanmıştır. Bu savaş YPG olarak bilinen ve burada filizlenen silahlı asileri güçlendirmiştir.

Körfezdeki müttefikleri gibi Türkiye de Suriye cumhurbaşkanı Beşer Esed hükümetinin devrilmesini istemekte. Türkiye aynı zamanda (Esed’le) savaşan bir çok isyancı grubu , ama YPG bunların dışında , desteklemekle suçlanmakta.

Türkiye, YPG’nin güney sırına komşu proto oluşumundan dolayı endişeli ki bu Türkiye’nin Suriye fragmanlarına bakış açısına göre istenmeyen bir mirasçı.

Diğer bir büyük varis ise YPG tarafından kontrol edilen bölgeleri kabaca çembere alan Suriye bölgesini elinde tutan DAEŞ oldu. Türkiye, birçok Kürt tarafından dile getirilen, DAEŞ’i kullanarak Kürt etkinliğini kontrol etmeyi amaçladığı suçlamasını reddetmekte.

Türkiye her şeye rağmen Suriye’deki cihada katılmaya hevesli yabancı savaşçılara bir ana güzergah olarak işlev görmekte. İddiaya göre silahlar ve para akışı aynı yönde akmakta.

Şuana dek, Türkiye ABD’nin DAEŞ’e karşı yürüttüğü savaşta ön planda rol almakta isteksizdi. Bunun yerine Suriye sınırları içerisine uzanan ne DAEŞ’in ne de PKK’nın kontrol edeceği (Türkiye Cumhuriyeti) sınırları boyunca uzanan bir tampon bölge için çağrı yaptı.

Bu arda YPG Suriye’de DAEŞ’e karşı savaşta üstünlüğü ele geçirdi. ABD hava saldırıları ile desteklenen YPG,  geçen yıl, sınır kasabası olan Kobani’yi DAEŞ’e karşı savundu. Bu yıl DAEŞ’li teröristleri Suriye sınır kasabasından sürdü.

Türkiye sınırı boyunca güvenliği arttırdı ama Suriye’ye asker göndermekten kaçınıyor.

 

(Bu Durumda) Türkiye için ne değişti?

Washington Post sonunda Türkiye ile ABD arasında İncirliğin kullanımı hususunda, Temmuz ayı sonlarında ,  anlaşmaya varıldığını duyurduğu sırada bir tampon bölge konusunda anlaşmaya varıldığını haber yaptı. Bir çok analist Türkiye’nin YPG’nin Suriye’nin batısı yönünde ilerleyişini kontrol etme ihtiyacı vesilesiyle eyleme geçtiğine inanıyor.

Bu teoriye göre, Ankara hükümeti DAEŞ’e karşı takındığı ihtiyatlı yaklaşımın yararlı olmaktan ziyade zararlı olduğunun farkına vardı. Türkiye, (kendini) geri çekerek, istemeden YPG’nin Amerikan hava saldırılarının kalkanı altında başarı kazanmasına izin verdi.

Tampon bölge planı Türkiye’ye resmi olarak  ABD ile yan yana bir baş rol verir.

Planın ABD hava saldırıları yoluyla DAEŞ’i Kuzey Suriye’den atmayı öngördüğü söyleniyor. Türkiye ve ABD tarafından gözetilen ve desteklenen Suriyeli muhalif gruplar boşluğu doldurulacak, Kürtlerin bölgesel kazanımlara ket vurulacak.

PKK kampları Kuzey Irak’ın engebeli dağlarında.

 

Londra merkezli düşünce kuruluşu olan Royal United Services Enstitüsü’nde bir Türkiye uzmanı olan Aeron Stein “çatışmanın başından beri Amerikan ve Türk pozisyonu çok da farklı olmadı diyor. “ABD asla ama asla PKK’yı Ankara’ya yeğlemeyecektir.”

Türkiye’nin müdahalesinin Suriye’deki olayların yanı sıra başka yorumlamaları da var.

Brüksel merkezli bir düşünce kuruluşu olan Carnegie Europe ile çalışan bir Türk dış politika uzmanı olan Sinan Ülgen, Ankara DAEŞ’e karşı olan görüşünü “faydalı bir düşman” olarak revize etti diyor. Dediğine göre Türkiye’nin DAEŞ’e yönelik politikası Türkiye’yi Natolu müttefiklerinden gelen eleştirilerle yüz yüze bıraktı.

Bu arada Suruç saldırısı (bir taraftan) bu gruba göz yumulmasının tehlikelerini gün yüzüne çıkarırken aynı zamanda toplumun DAEŞ’in çökertilmesine yönelik arzusunu artırdı. Yerel politik meseleler de (bu hususta) bir rol oynayabilir. Hükümetteki AK Parti geçen seçimlerde çoğunluğu kaybetti ki bu AK Partiyi koalisyon ortağı aramaya zorladı. AK Parti bir proto kürt muhalefet partisi olan etnik tabanı üzerinde bir oy oranına ulaşmayı başaran HDP’ye zemin kaybetti.

Bay Oktem, AK Parti’nin tek başına hükümetinin devamını sağlayacak daha iyi bir sonuç elde etmek umuduyla yeni bir seçime gitmeye odaklandığını savunuyor.  PKK ile savaş HDP’yi zayıflatma amacı taşıyan bir hamlenin parçası. Bu hamle sayesinde, nihayetinde, (bu) muhalefet partisinin (PKKlı) kürt azınlıkla ilişkileri nedeniyle itibarı zedelendi.

Suruç’taki saldırı yakın Türk tarihinde görülen  kanlılarından biridir.

 

Kürtlere Ne Olur?

Eğer tampon bölge oluşturulursa YPG bazı bölgelerden çekilebilir.

Bay Stein “Kürtler fazla yayılım gösterdiler – Yayıldıkları alanda hoş karşılanmıyorlar” diyor.

Bay Stein, YPG’nin pozisyonu  ile (YPG gibi) DAEŞ ile savaşan ama ele geçirdiği (ama) Kürtlerin ana etnik unsur olmadığı bölgelerden geri çekilen kürt askeri kuvveti Peşmergelerin pozisyonunu karşılaştırıyor.

Dahası Bay Stein YPG’nin Kobani bombardımanından bu yana yararlandığı de fakto ABD güvenlik garantisi yoluyla rahatlatılabileceğini söylüyor.  Türkiye Suriyeli kürt gruplara daha yumuşak bir yaklaşım uygulayarak PKK ve YPG’nin arasını açmayı da deneyebilir.

Bay Ülgen “YPG’nin DAEŞ’e karşı savaştaki rolü namına iki grup arasında bir ayrım yapıyor. Türk hava saldırıları esas olarak Irak dağlarındaki PKK üslerini hedef alacak” diyor.

Yine de böyle bir taktiğin işe yarayacağının garantisi yok. PKK ile YPG arasında sıkı ağlarla örülmüş bağlar ulusal sınırlar tanımıyor ve ayrışmalarına yönelik her türlü girişime engel olabilir.

Türkiye şüpheli DAEŞ sempatizanlarını tutukladı ama hücre evlerinde daha fazlası olması korkusu mevcut.

 

Başka ne kötü gidebilir ?

Meşhur tabiriyle, hiçbir plan düşmanla temasa geçene değin hayat bulmaz. DAEŞ’in ya da Suriye hükümetinin ABD hava saldırılarının artışına nasıl karşılık vereceği net değil. Tampon bölgenin stabilize etmesi hedeflenen isyancı grubun işbirliği yapacağı da net değil. El-Kaide müttefiki El-Nusra Cephesi’ni de içine alan, kendisini cihadcı  ve İslamcı (olarak adlandıran gruplar) tarafından domine edilen –yönlendirilen - bu gruplar tam olarak ABD’nin yardım etmekten hoşlanacağı arabulucular değil.

Ve Türk kuvvetleri, Suriye’deki müdahalenin başarılı olmasını sağlamak için yerel bir isyanı bastırmaya çalışmayı bırakabilir. Bir başka sorun olarak, Türkiye birçok silahlı eylem ve el bombalı saldırı ile suçlanan sol grup DHKP-C li teröristleri avlamakta. DHKP-C, 10 Ağustos’ta, İstanbul ABD konsolosluğuna bir militanının ateş açtığını üstlendi.

Şuan için, DAEŞ ile savaşan Türk ve Kürt güçler birbirleri ile de savaşıyor. Bu çok boyutlu mücadelenin sonucu belli değil. Ama Türkiye’nin hareketleri DAEŞ’e karşı mücadelede resmi olmayan bir belitin altını çiziyor. ABD’nin teröristleri yenme hedefi savaşta yer alan müttefiklerinin çelişen amaçlarından ayrı düşünülemez.

 

www.bbc.co.uk sitesinde Neil Arun tarafından kaleme alınan makale Mürsel ÖZ tarafından  Dusuncemektebi.com  içini Türkçe'ye çevrilmiştir.

Kaynak : www.bbc.co.uk/news/world-middle-east-33690060

 

Mürsel Öz: murseloz@gmail.com

YORUMLAR
  • Mustafa Öner   12-07-2016 12:20

    bilinmeyeni çok olan bir denklem! daha çok ölünecek, ne zaman olur bilinmez ama su akıp yolunu bulacak!

  • Atalay Şahin   15-03-2016 16:57

    Yazının orijinalini bulamadım

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA