Yazar : 233 - Hac hayattır
22 Mayis 2018 Salı

Hac hayattır

02-10-2015 17:56

Hac hayattır

Hac, hayattır…

Hayy ve Kayyum olan için harekete geçmektir.

Beyazlara bürünerek; büyüklenmeden, böbürlenmeden, büyülenmeden rıza-i Bari’ye odaklanmaktır…

Renksiz, rozetsiz, desensiz, bayraksız, üniformasız, etiketsiz, markasız Rabbe nasıl gidilirin ifadesidir…

İnsanın kıyametinin giydiği giysilerde değil, girdiği yolda olduğunun göstergesidir…

İhramla elbiselerden soyunmakla iş bitmiyor, külli bir sıyrılma, köklü bir soyutlanma, geçmişi sıfırlama seferidir.

Mevki, makam, mülkiyet, milliyet, meslek, menfaat, asalet, kariyer her ne var ise soyutlanıp sonsuz güzelliklere ve yüceliklere yoğunlaşma yoludur.

İmaj, prestij, makyaj dünyasından sıyrılıp iman, ihsan, ihlas, ittika iklimine kanatlanmaktır.

İhram, itibarı kanda, nesebde, eşyada, metada, maddede aramak değil, takvada, verada, ukbada karar kılmadadır.

Arzın çekim alanından sıyrılıp, Kabe’nin çekim gücüne yönelmektir…

Evet, “Lebbeyk” ile kendi “ben-merkez”imizden kurtulup maveranın kapsam alanına giriyoruz…

“Lebbeyk” dedikçe Rabbimizle aramızdaki mesafe kapanıyor, uzaklar yakınlaşıyor.

Telbiye ile başlayan tezkiye, terbiye, tevbe ve tefekkür günlerindeyiz… Enaniyetler, asabiyetler, ataletler, arzular eriyor… Eşrefe, ekreme, efdala, ahsene yol arıyoruz.

Kabe’nin tanıklığında tanışıyoruz, deruni bir atmosfere taşınıyoruz.

Haccın evrensel kardeşlik ve küresel bir özgürlük nüvesi taşıdığına tanıklık ediyoruz.

Harem’de hakikatin tüm şualarını, hidayetin bütün ziyalarını, şuurun ve şiarların enginliklerini sonuna kadar soluyorsun.

Hac insanı yalınlaştırıyor, yakınlaştırıyor. Yalanlardan yanlışlardan, yozlaşmalardan kurtarıyor…

Yoğunlaştırılmış bu kulluk kampında, bir kıvam, bir kıyam ve bir kalite standardı yakalıyoruz.

Hac, ulvi bir yöneliş… Muhitten merkeze, Masivadan maveraya… Fenadan bekaya. Fıtrattan Fatır-ı Mutlak’a…

Varlığımız Vareden’in huzurunda vakfediyoruz.

Vakfe ile bir duruş, bir duruluş, bir doğuş, bir diriliş gerçekleşiyor…

Geçmişe yeni bir format atıyoruz… Yeni fırsatların arefesindeyiz…

Tavaf ile kendimizi tanımlıyor ve tamamlıyoruz…

Vakfe ile kendimizi vazifelendiriyoruz…

Kirli hayatlardan, kriteri Kabe olan bir yaşam biçimine geçiş yapıyoruz…

Kabe hinterlandında kardeşlerle temas halindeyiz.

Birbirimize tenimiz değiyor, terlerimiz kuruyor… Göz renklerimiz farklı olsa da, gözyaşlarımız aynı amaca yönelik…

Kabe’ye vardık şimdi. Kabe’de varolmaya çalışıyoruz…

İstiyoruz ki, yüzümüzde, gözümüzde, yürüyüşümüzde, yönelişlerimizde, yüreklerimizde Kabe’nin izi olsun…

Beşeri kapları, kalıpları, kafesleri, kuşatmaları, korkuları ancak Kabe kıstasları ile kırabiliriz…

Hep Kabeli kalmak duası ile…

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA