Yazar : 364 Gülay Göktürk - Özyönetimmiş!
20 Temmuz 2018 Cuma

Özyönetimmiş!

Gülay Göktürk

12-09-2015 10:22

Özyönetimmiş!

Özgür Gündem’in “Cizre için acil eyleme” manşetiyle çıktığı gün, Demirtaş da Kürtlere binler-yüz binler halinde sokağa dökülme ve Cizre’ye yardıma gitme çağrısı yaptı. 

Şu ana kadar sokağa dökülen kimse görmedik. Demirtaş ve küçük grubundan başka... İnşallah bundan sonra da olmaz. 
Çağrıların sebebi çok açık.  Zira Cizre’deki PKK’lı haydutlar fena halde sıkışmış durumda. İçlerinden biri geçen gün bir televizyon kanalına bağlanıp “birkaç yüz kişi kaldık, ne olur yardıma yetişin” diye feryat ediyordu.

 
Zaten HDP’nin görevi de hep böyle zamanlarda başlıyor. Böyle zamanlarda terörizme kalkanlık yapacak Kürt lazım PKK’ya... Onun için de HDP’nin acilen Kürtleri sokağa döküp devletle çatıştırması lazım. Bütün Türkiye’ye ve dünyaya “iktidar Kürtleri katlediyor” diyebilmek için şöyle okkalıca sayıda sivilin bu çatışmalarda ölmesi lazım! 

Ama asıl soru şu:   

120 bin nüfuslu bir ilçede neden birkaç yüz kişi kaldılar acaba? 
Koca ilçede birkaç yüz kişi kalmaları o “özyönetimin” kimin yönetimi olduğunu göstermeye yetmez mi? 
Cizre merkezde yaşayan 120 bin insan şu anda evlerinde mahsur kalmış bir halde sokaklardan gelen silah seslerinin susmasını, yollara gömülü patlayıcıların temizlenmesini, hendeklerin kapatılmasını ve ilçelerinin yeniden yaşanabilir bir yer haline gelmesini bekliyor. 

Bir de, ellerinde Kalaşnikoflarla güvenlik kuvvetlerine karşı “özyönetim için”  hendek savaşları veren birkaç yüz maskeli haydut var. 

Özyönetim halkın kendi kendini yönetmesi demektir. Yolu yordamı vardır, her şeyden önce o yönde bir halk iradesinin ortaya çıkması gerekir.   

Ama PKK, Cizre’de “özyönetim” ilan ederken o 120 bin kişiye hiçbir şey sormadı. “Siz bu ilçeyi TC’nin egemenliğinden çıkarıp kendi kendinize yönetmek istiyor musunuz?” demedi kimseye. Hendekler kazarken, 800 kilo patlayıcı gömerken, 21 roketatarı yerleştirirken de fikrini almadı o 120 bin kişinin. 
Halk, ilçelerinin Türkiye’deki iç savaşın merkez üssü olduğunu da ancak HDP’li belediye başkanı bir İngiliz yayın organında “Cizre’de iç savaşı başlattık” demesiyle öğrendi. 

Evet, Cizre’nin gerçekten de yardıma, kurtarılmaya ihtiyacı var. Ama Demirtaş ve arkadaşları tarafından değil... 
O halk şu anda silahlı bir grup tarafından esir alınmış durumda. Özyönetim adı altında kendi küçük beyliğini kurmayı hayal eden bu grup etkisiz hale getirilmedikçe; sokakları mayın tarlasına çeviren silahlı çete mensupları saklandıkları yerlerden tek tek bulunup çıkarılmadıkça da bu esaretten kurtulamayacak. 
Sadece Cizre’de değil, şu anda Güneydoğu’nun birçok ilinde ve ilçesinde aynı esaret yaşanıyor. 
Hani boyuna söyleniyor ya, 90’lı yıllara mı dönüyoruz, diye; şu anda bölgede yaşanan şeyin 90’lı yılların tersine dönmüş hali olduğunu söyleyebiliriz. 

90’lı yıllar bölgeye geri geldi ama bu defa PKK eliyle... 
O zaman devletin baskısı altında ezilen Kürtler, şimdi PKK’nın baskısı altında. O günlerdeki jandarma zulmünün yerini YDG-H’lı milislerin zulmü aldı. Halk o zaman Kürt olduğunu söyleyemiyordu; şimdi de PKK’lı olmadığını söyleyemiyor. O zaman da serbest oy kullanamıyordu, şimdi de kullanamıyor. O zaman da tek tip toplum yaratma gayretleri vardı, bugün de aynı tek tip toplum yaratma gayretleri var. 

Unutmayın: 

90’lı yıllarda izlenen devlet politikası, 2000’li yıllarda başlayan açılım sürecinin sebebi oldu. Yarın PKK’nın sonunu getirecek olan da şu anda izlediği politikalar olacak. 

Ve Kürtler belki o zaman, kendi özgür iradelerine dayanan gerçek özyönetimler kurabilecekler. 
Merkezi yönetimden belediyeye giden paraların terör örgütüne aktarılmadığından, belediyelerin iş makinelerinin hendek kazmaya gönderilmediğinden, belediye çalışanlarının gündüz memur, gece hendeklerde nöbet tutan maskeli terörist olmadığından emin olduğumuz günler geldiğinde demokratik özyönetim modellerini de, özerklik modellerini de enine boyuna tartışabileceğiz. 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Günün Makaleleri

ANKET - ARAŞTIRMA