Yazar : 364 Gülay Göktürk - Endişeli Muhafazakârlar Çağı
20 Eylul 2018 Perşembe

Endişeli Muhafazakârlar Çağı

Gülay Göktürk

10-03-2015 08:52

Endişeli Muhafazakârlar Çağı

Yıl 2010. Orta Doğu Teknik Üniversitesi felsefe bölümü mezunu bir genç, Volkan Ertit, Sosyoloji Bölümü doktora mülakatında... 

Sosyoloji profesörü soruyor: Doktoranızda ne çalışacaksınız? 
Volkan Ertit yanıtlıyor: Hocam, ben genel algının aksine Türkiye’nin sekülerleştiğini, yani Türkiye’de dinin gücünün ve prestijinin azaldığını, yeni neslin kendilerinden önceki kuşaklara nazaran dine daha uzak olduklarını düşünüyorum. Ve doktora tezimde de bu toplumda dinin hayattan çekilmesinin ardında yatan sebepleri çalışmak istiyorum. 
Sosyoloji profesörü şaşkın: Affedersiniz ama Türkiye her geçen gün kış uykusuna yatmış bir hayvan gibi İranlaşırken, siz nasıl olur da böyle bir şeyi savunabilirsiniz! 
Volkan Ertit doktoraya kabul edilmiyor. 
Ama bu hikâye burada bitmiyor. 
Genç felsefeci zihnine çöreklenen sorunun peşinden gitmeye kararlı. İlk yüksek lisansını Belçika’da bir üniversitede Avrupa sekülerleşme tarihi üzerine yazdığı tez ile alıyor. İkinci yüksek lisansını da Avrupa Uluslararası Çalşmalar Enstitüsü’nde Türkiye’nin sekülerizm tarihi üzerinde yaptığı çalışmayla...  Ve ODTÜ doktora jürisi tarafından reddedilişinden beş yıl sonra, “Endişeli Muhafazakârlar Çağı – Dinden Uzaklaşan Türkiye” kitabıyla karşımıza çıkıyor. 
Sözüne “Hikâye yanlış kurgulandı” diye başlıyor Ertit ve devam ediyor: “ Endişeli modern kavramı ne yazık ki yıllar boyunca esas endişeli olanlardan rol çaldı. Zira çağ, endişeli modernlerin değil, endişeli muhafazakârların çağı. Yıllardır oldukça ürkek şekilde paylaşmaya çalıştığım düşüncelerimi artık daha yüksek sesle ifade edebilirim: Evet, Doğu Cephesi’nde yeni bir şey yok, Türkiye çok hızlı şekilde sekülerleşiyor. 
Endişeli modernler, izninizle 21.Yüzyıl Türkiye’sinin esas endişelilerini sahneye davet ediyoruz: Muhafazakârlar...” 
Sonra başlıyor anlatmaya... 
Önce Türkiye’de son yarım yüzyılda yaşanan sosyo-ekonomik dönüşümlerin sekülerleşme için yarattığı elverişli ortamı istatistiki bilgiler ile ortaya koyuyor. Ardından da sekülerleşme yönünde gerçekleşen dönüşümü günlük yaşamdan örneklerle ve akademik çalışmalara dayanarak 11 başlık altında inceliyor. 
- Kuşaklar arası dindarlık kıyaslaması 
- Evlilik öncesi flört sayısındaki değişim 
- Eşcinsellerin görünürlüklerinde gerçekleşen değişim 
- Evlilik öncesi-dışı cinsel ilişki oranındaki değişim 
- Doğa üstü güçlere ve batıl inançlara yönelik tavır değişikliği 
- Farklı inanç grupları arasındaki evliliklerin sayısındaki değişim 
- Kadın ve erkeklerde kıyafet seçimindeki değişim 
- Dinin toplumsal alandaki prestij ve gücündeki değişim 
- Medya dilindeki değişim 
- Tartışma dilindeki değişim 
- “Kutsal”ların günlük pratiklere etkisindeki değişim 
başlıkları altında incelediği her bölümde genel algının aksine, Türkiye toplumunun hızlı bir biçimde sekülerleşme yoluna girdiğini somut verilere dayanarak ortaya koyuyor. 
Ama bitirirken bir noktanın altını çizmeyi de ihmal etmiyor: 
“Toplumsal dönüşümler gerçekleşirken toplumların tüm bileşenleri aynı yöne doğru aynı hızla değişmek zorunda değildirler. Aksine, değişim esnasında toplumun bir kesimi bir yöne giderken diğer bölüm gittiği yerden geri dönüyor olabilir. Dönüşüm dediğimiz şey bu gidiş gelişler esnasında meydana gelen total değişimin topluma verdiği yeni şekildir.” 
“Dindarlaşıyoruz” “dindarlaşmıyoruz” tartışmalarının yıllardır birkaç klişe ve bir düzine tekil örnek üzerinden yürüdüğü ve çoğu kez de siyasi liderlerin kimi konuşmalarına dayandırıldığı düşünülürse, ben Volkan Ertit’in bu kitabının ortaya koyduğu somut verilerle sürüp giden bu kısır tartışmayı son derece zenginleştireceğini düşünüyorum.

aksam.com.tr

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA