Yazar : 264 - Melanet cephesinin mümtaz aydınları
17 Temmuz 2018 Salı

Melanet cephesinin mümtaz aydınları

29-12-2014 10:49

Melanet cephesinin mümtaz aydınları

Her şey çok güzel olacak... Paralel örgütün gazetecisi, “Paralel Bildiri”ye imza atan aydınlara bakıp böyle söylüyor... Sağcısı, solcusu, dindarı, milliyetçisi hiç düşünmeden böyle bir bildiriye imza atıyorsa bu “gelecek günlerin daha da güzel olacağı anlamına geliyor”muş. 

Nasıl bir bildiriymiş bakalım

Bakıyoruz ve sağcısı, solcusu, dindarı, milliyetçisiyle “hiç düşünülmeden” imza atılmış bu bildiriden daha utanç verici olanına rastlamadığımızı (biraz da irkilerek) görüyoruz.

Nasıl irkilmezsin!

Hepsi orada.

Melanet cephesinin bütün üyeleri...

Demokrasi düşüncesinin kıyısından bile geçmemiş tapon Marksistler, şairler, yazarlar...

Hepsi orada.

Liberalmiş gibi yapan solcular, solcuymuş gibi yapan sağcılar, demokratmış gibi yapan darbeciler...

Olası “hükümet-cemaat savaşı”nda hiç tereddüt göstermeden hükümeti tutacağını söyleyen “usta yazar” da orada...

Usta yazarın kardeşi de orada... 

Bu kardeş, daha düne kadar, “atanmışlar-seçilmişler” diye kafa ütülüyordu. Bol sıfırlı maaştan olunca “atanmışlar”ın safına geçiverdi: Bir taraftan “iç savaşın kanlı cehennemine” övgüler düzüyor, diğer taratan silah bırakmaması için PKK’ya telkinde bulunuyor: “Sakın Erdoğan’la barış imzalamayın. Kobani eylemleriyle laik Batı’nın hayranlığını kazandınız. Batı’yla ittifak yaparsanız hem bağımsızlığınızı kazanırsınız, hm bölgesel güç olursunuz.” 

Bakıyoruz ve CHP otobüsünden inmeyen Doçent Koray’ı görüyoruz... Bugüne kadar hangi işin ucundan tuttuğunu, kayda değer ne söylediğini, hangi derde deva olduğunu bilmediğimiz Doçent Koray, bütün bir yerel seçim sürecini CHP’ye kazandıracak formüller üzerinde zihin egzersizi yaparak geçirmiş ve bol sitemli “Sen de mi Sırrı?” yazıları yazmıştı.

Bir de saptamada bulunmuştu: “Mustafa Sarıgül’le Kemal Kılıçdaroğlu”nun birleşmesi İkinci Mustafa Kemal dönemini müjdelemektedir.”

Kim yok ki?

Dolapdere kampusundaki öğlen rakılarından mahrum kaldığı için, peş peşe “Türkiye’de içki yasağı var” yazısı yazan karşılaştırmalı edebiyat profesörü...

Bir Kürt siyasetçi...

Bir Kürt siyasetçi daha...

İçki düzenlemesinin bonzaiyi patlattığını söyleyen ve hiç Allah’tan korkmayan yalancı çoban...

Ne zaman cemaatin gücünden bahis açılsa “Ayol bu sümüklüler mi?” repliğiyle karşı koyan nezahetli Bayan...

Hangi ahlakı temellük ettiğini bilmediğimiz bir Bay...

Erdoğan’ın gerekirse “demokrasi dışı yollarla indirilmesi gerektiğini” söyleyen bir Bay daha... (Bu Bay, Kabataş hadisenin vuku bulmadığını kanıtlamak için canını dişine takmış, “Görüntü isterim... Görüntü olmadan şuradan şuraya gitmem” diye tutturmuştu. “Nedir bu pornografi merakınız?” diyenlere de terbiyesizce küfürler yollamıştı.)

Bakıyoruz ve kimi görüyoruz?

Dışişleri Bakanı’nın ağzından demeç uyduran, uydurduğu demeç üzerinden derin siyasi analizlere girişen ihaleci İslamcı yazarı görüyoruz... Ki, bir süre öncesine kadar, “Ağlayan hoca” diye terbiye dışı yazılar yazıyordu.

Hepsi orada... Herkes orada...

Hasan Cemal de orada... Köşesinde “tape” yayınlayan ilk ve tek gazeteci.

Bir teki de çıkıp, “İmzaladığımız bu bildiri Tahşiye kumpasıyla alakalı... Nedir bu Tahşiye? Zir vadisindeki bombalarla Tahşiyeci olduğu öne sürülen kişilerin evinde bulunan bombaların seri numaraları niçin aynı? Bünyamin Ateş ve Mustafa Kaplan kim? Niçin boşu boşuna cezaevinde yattılar?” diye sormuyor.

Bu “adaletsizler toplumu”nun görüş alanına kasetler, illegal dinlemeler, şantaj ve tehdit iddiaları, Başbakan’ın bileğine kelepçe takmaktan bahseden polis şefleri girmiyor.

Ve utanma duygusunu tamamen yitirmiş bu insanlar “aydın” rolü oynamaya devam ediyor.

STAR GAZETE

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Günün Makaleleri

ANKET - ARAŞTIRMA