Yazar : 329 Jason Pack - Libya'daki iktidar kavgasının galibi yok
27 Mayis 2017 Cumartesi

Libya'daki iktidar kavgasının galibi yok

Jason Pack

27-10-2014 00:45

Libya'daki iktidar kavgasının galibi yok

Dünyanın dikkati, Suriye ve Irak'ta yaşanan dehşet verici gelişmelere yoğunlaşmışken, Levant bölgesinin bir vekil savaşı alanına dönüşüm süreci Libya'ya da sessiz sedasız aksetti. Ülkenin iki rakip hükümeti arasında, kilit kurumlarının denetimi ile askeri üstünlük ve tam meşruiyet sağlama üzerinden şiddetli bir mücadele yaşanmaya başladı.

Çoğu ülke, Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi'ni (TM) Libya'nın meşru yasama organı olarak tanısa da, TM bir destek kaybı yaşıyor. Başkent Trablus'un kilometrelerce uzağındaki güvenli mevkiinde giderek yalnızlaşıyor. Halk desteği de, Trablus'u elinde bulundurup yarı muktedir şekilde idare eden Libya Şafağı (Fec-i Libya) isimli Misrata merkezli ittifaka doğru kayıyor.

Bu dinamik, uluslararası toplumun barış görüşmeleri konusundaki strateji değişikliğine de yansıdı. 17 Eylül 2014'te Madrid'de düzenlenen "Libya'da İstikrar ve Kalkınma Konferansı"na sadece Tobruk merkezli TM temsilcileri davet edilmişti. 29 Eylül'de Libya'nın tarihi yerleşimlerinden Gadames'in ev sahipliği yaptığı görüşmelerde iş, Libya Şafağı'nı destekleyen TM üyelerini boykot edecek noktaya vardı.

Birleşmiş Milletler (BM), bir süre önce yaptığı açıklamada, görüşmelerin bir sonraki turuna Libya'nın güçlü milis liderlerinin de dahil edileceğine dair güvence verdi. Tüm taraflar, kutuplaştırıcı söylemler benimseyip uzlaşmaz tutumlar içine girdikleri için suçlu. Ama her iki kesimde de çoğunluk, arabuluculuk gayretlerinin potansiyel öneminin artık farkında.

Netice itibarıyla, Libya'daki son gelişmeler, rakip kesimlerin, ilerideki olası uzlaşma müzakeresinde daha güçlü bir konumda bulunabilmek için koz olarak kullanabilecekleri fiili gerçekler oluşturma çabaları şeklinde okunabilir. Süreci bozma amacı güdenler, sadece Ensaru Şeria ve Misratalı komutan Salih Badi gibi görüşmelere çağrılmayacak birkaç kesim.

Tarafların ellerini güçlendirme çabası

Libya'daki hiçbir kesim, ülkenin tümünü yönetebilecek kadar güçlü. Dışarıdan gelecek yardımlarla bile olsa, rakipleri karşısında ezici zafer kazanabileceklerini düşünecek kadar büyük bir yanılgıya kapılma olasılıkları da düşük görünüyor.

TM ve Abdullah Sini başbakanlığındaki hükümet, General Halife Hafter öncülüğündeki İslamcılık karşıtı kampla aynı görüşte. Hafter, Bingazi'deki İslamcı milislere karşı yürütülen Onur Operasyonu'nun başını çeken isim.

Hafter, 15 Ekim'de Bingazi'ye yönelik saldırılara yeniden başlarken, batıdaki Zintan Tugayları de Kikla kentini Libya Şafağı'ndan geri almaya çalıştı.

Son aylarda hem Zintan Tugayları hem de Hafter'e bağlı güçler, rakipleri Libya Şafağı karşısında etkisiz kalmış durumda. Onların İslamcılara karşı giriştikleri bu koordine saldırı, Hafter'in söylemlerine rağmen, bir anda İslamcıları alt edebileceklerine inanmaya başladıkları anlamına gelmiyor. Bu hamleleri, daha ziyade barış görüşmelerine girmeden ya da Hafter görevinden ayrılıp daha fazla kurumsal aktöre yer açmadan önce pozisyonlarını güçlendirmek istemelerinden kaynaklanıyor.

Aslına bakılırsa, Libya Ordusu, saldırı sırasında Hafter'in Onur Operasyonu harekâtını, sanki kendilerininmiş gibi benimsediklerini duyurdu. Libya Ordusu'nun açıklaması, Tobruk yönetiminin, Hafter liderliğindeki harekâtta elde edilecek her türlü askeri ilerlemeden kendisine de pay çıkarmasına imkân vermekle beraber, Onur Operasyonu'nun, milislerle fazla yakın olan rakibi Libya Şafağı'ndan daha fazla bir meşruiyeti olmadığını da açık bir şekilde ortaya koydu.

Başkente gelince, eski parlamentonun İslamcı üyelerinden meydana gelen Milli Genel Kongre (MGK) ve Ömer Hasi liderliğindeki Ulusal Kurtuluş hükümeti, Libya Şafağı milislerinden destek görüyor. Bu kesim, askeri açıdan kesinlikle avantajlı konumda bulunuyor. Yine de barış görüşmelerine katıldıklarında ellerinin güçlenmesi için daha fazla siyasi meşruiyete sahip olmaları gerektiği aşikâr. Ulusal Kurtuluş hükümeti, TM'nin uluslararası itibarını, sadece kaba kuvvet ve kurumsal hilelerle onlardan alamazlar. Ama Trablus'u düzgün bir şekilde yönetirlerse, müzakerelere neredeyse TM ile eşit mevkide, meşru katılımcılar olarak girebilirler.

Petrol geliri kavgası

Buradaki meşruiyet ve güç savaşı, Libya'nın en önemli iki kurumu olan Merkez Bankası ve Ulusal Petrol Şirketi (NOC) üzerinden yürüyor. TM'de 14 Eylül 2014'te yapılan oylamadan, Merkez Bankası Başkanı Sadık Kebir'in görevden alınması kararı çıktı. Lakin görünen o ki, bankayı hâlâ Kebir yönetiyor. Onun vasıtasıyla İslamcı hükümet, ülke maliyesi üzerinde en azından bir nebze kontrol sahibi oluyor.

Merkez Bankası, Ekim 2014 başında, başkentteki Hasi hükümetine, vatandaşlara 3 ay boyunca aile yardımı ödemeye yetecek miktarda para aktardı. MGK denetimindeki kamu harcamalarından sorumlu merciler de, kamu sektörüne 200 bin dinarlık ödeme sınırı getirdi.

Diğer yandan, Hasi kabinesinin Petrol Bakanı Maşallah Zvey, Trablus'taki NOC genel merkezi ile kurumun web sitesini bizzat ele geçirdi. Kurum yetkililerinin, talimatları artık Zvey'den aldıkları bildiriliyor. Aslına bakılırsa, Libya hükümetinin resmi web sitesi de, Hasi liderliğindeki Ulusal Kurtuluş hükümetinin kontrolünde. Sanal ortama dair bu gerçekler, Trablus hükümetinin bağımsızlık ve meşruiyet iddiasının doğrulanmasına ciddi katkı sağlıyor.

Libya'daki son askeri hamleler, taraflardan hiçbirinin yürüttükleri savaşı kazanamayacağını ortaya koyuyor. Ancak askeri manevraları müzakere masasında başarılı bir stratejiye dönüştürebildikleri takdirde, her ikisinin de siyasi avantaj elde edebileceğini gösteriyor.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA