Yazar : 327 Michael Pregent - IŞİD'in ideolojisini ancak Sünniler yok edebilir
21 Eylul 2017 Perşembe

IŞİD'in ideolojisini ancak Sünniler yok edebilir

Michael Pregent

27-10-2014 00:41

IŞİD'in ideolojisini ancak Sünniler yok edebilir

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), şu ana kadarki başarısını, Sünni nüfusun haklarından mahrum edildiği, baskıcı bir Şii hükümetin başta olduğu, suistimale müsait ortamlardan yararlanarak elde etti. Suriye de, Irak da böyle ortamlara iyi birer örnek.

Eski Başbakan Nuri Maliki'nin, Sünni ve Kürt siyasi rakiplerini ve ordudaki tecrübeli komutanları ötekileştirmesi, Irak toplumunun her iki kesiminde de huzursuzluk yaratarak, ülkede bir güvenlik boşluğu oluşmasına ve Sünni toplumunda hassasiyete yol açtı.

IŞİD, Haziran ayında Kuzey Irak'a taarruzda bulunmadan önce, ülkedeki milliyetçi Sünni isyancı gruplar, eski rejim unsurları ve zulme uğramış Sünni aşiret liderleriyle ilişkiye geçerek saldırıları planlamıştı.

Örgüt, Maliki hükümetine ve ülkeyi dış tehditlere karşı savunmaktan ziyade Kürtlerin nüfuzunu sınırlı tutmanın derdine düşmüş Irak ordusuna karşı Sünni kesimin taşıdığı olumsuz bakış açısından faydalandı.

Maliki'nin, etkili Kürt ve Sünni komutanların yerine, Bağdat'tan ve ülkenin güneyinden gelen, kendisine sadık Şii isimleri getirmesi, Irak Güvenlik Güçleri'nin IŞİD saldırıları karşısında çökmesine neden oldu.

Güvenlik güçleri, dayanma gücüne sahip oldukları halde savaşmamayı tercih etti; ait olmadıkları topraklarda ölmek istemediler. Savaşıp ölecekleri yerlere, yani Sünni-Şii fay hattı üzerindeki Şii bölgelerine geri çekildiler.

IŞİD'in gücü, bölgeleri ele geçirmedeki hızından ve uyguladığı şiddetten ileri geliyor. Örgütün muhaliflerini bastırmak için kuvvet toplama becerisi ise, Ortadoğu ve Kuzey Afrikalı tecrübeli savaşçılara atfediliyor.

IŞİD bünyesinde 10-15 bin civarında savaşçı olduğu tahmin ediliyor. Örgütün daha deneyimli kesimi ise Saddam Hüseyin döneminde Iraklı lideri korumakla görevlendirilmiş Saddam'ın Fedaileri adlı özel birliğin üyeleri olan Iraklılardan oluşuyor. İçlerinde taktik açıdan tecrübeli liderler, keskin nişancılar, patlayıcı uzmanları, topçu birlikleri ve özel operasyon güçleri var. Son derece disiplinli ve deneyimli olan bu savaşçılar, eğitim ve planlama operasyonlarından sorumlu.

IŞİD'e katılan yabancı savaşçıların çoğunluğu Avrupa ve Güneybatı Asya'dan. Bazıları daha önce Çeçenistan ve Libya'da savaşmış. Diğerleri ise IŞİD'in hilafet devleti kurma propagandasına inandıkları için gelmiş ve tecrübeleri olmadığı halde bu uğurda savaşmak istiyor.

En acımasız eylemler, deneyimsiz savaşçıların elinden çıkabiliyor. Sosyal medyada gördüğümüz, Irak'taki her kesimden masum sivilleri hedef alan insanlık dışı cinayetlerin çoğunda bu tecrübesiz kesimin parmağı var.

IŞİD'in tahmini savaşçı sayısı nispeten sabit durumda. Örgüt, büyüyememesi bir yana, daha fazla toprak elde etmek için ilerledikçe, saflarına kattığı adam sayısı kadar üyesini kaybediyor bile olabilir.

IŞİD'in Sünni tabanında kırılma

IŞİD, Sünni liderler üzerinde üstünlük kurmaya çalıştıkça, desteğiyle örgütü başarıya ulaştıran Sünni tabanda da kırılmalar artıyor.

Sünni isyancı gruplar, IŞİD ile aynı stratejik hedefleri paylaşmıyor ve ortak bir Şii düşman olmayınca örgüte sırt çevirmeye başlıyorlar.

Kuzey Irak'taki taktik ittifaklar IŞİD'i başarılı kıldı, ama Iraklı milliyetçilerin amacı, hilafet devleti kurmak değil, Baasçıları iktidara taşımak. Bunun farkında olan IŞİD ise, söz konusu Sünni isyancı grupların ve liderlerinin oluşturduğu tehdidi bertaraf etme çabası içinde.

IŞİD'in önünü açarak örgütün Musul'a girmesine imkân sağlayan karizmatik Sünni liderler ve eski Baasçılar, artık bu terör ordusu karşısında potansiyel birer tehdit olarak görülerek tutuklanıyor, işkenceden geçiriliyor ve korku içindeki Iraklıların gözleri önünde idam ediliyor.

IŞİD askeri kapasitesini kaybediyor

IŞİD'in önce Suriye, ardından Irak'ta muharebe meydanlarında kazandığı askeri kabiliyet, ABD tarafından düzenlenen hava saldırıları ile yara aldı. Örgüt havadan ve karadan saldırılara karşı hâlâ savunmasız durumda.

ABD, peşmerge ve Irak Güvenlik Güçleri'ne karşı IŞİD'in elindeki en tehlikeli silahlar, esasen Suriye ordusundan ele geçirilmiş olanlar. Evet, IŞİD (Amerikan teknoloji standartlarında olmayan) bazı ithal M1 Abrams tankları ile M198 ve M209 tipi bazı özel ağır silahlar ele geçirdi, ancak bunların çoğu ya ABD hava gücü tarafından yok edildi ya da Suriye'ye götürüldü.

IŞİD'in el koyduğu, Suriye ordusuna ait ZSU-23-4 tipi uçaksavar tankı gibi silahlar, hava gücünün o kadar da gelişmiş olmadığı ve dolayısıyla söz konusu silahlarla en büyük hasarın verebileceği Suriye'de kullanılıyor. Örgüt, yüksek değerli hedefleri F-18 savaş uçaklarına maruz bırakmamayı öğreniyor.

Örgütün ABD ve Irak ordularından ele geçirdiği ZPU-4, DSkH ve Amerikan menşeli M-50 (50 kalibre) tipi makineli tüfeklerle donatılmış hafif zırhlı ve teknik araçların (ağır makineli tüfekler yerleştirilmiş araçlar) çoğu, RPG-7 tipi tanksavarlar ve tanksavar güdümlü füze sistemleri ile tahrip edilebiliyor. Doğrudan ateş modunda kullanılan, uçaksavar sistemli teknik araçlar, Sincar'da ve IŞİD'in Musul Barajı'na yönelik saldırılarında görüldüğü üzere, hafif silahlı bir kuvveti etkisiz hale getirebilir.

Ancak IŞİD'in artık ABD ve Irak kaynaklı hava saldırıları sayesinde Irak'ın orta ve kuzey bölgelerini geri almaya hazır hale gelen peşmerge ve Irak ordusu karşısında silah üstünlüğü kalmadı. Örgüt, Amerikan savaş jetlerini vurup düşürme kabiliyetinden yoksun, fakat yine de alçaktan uçan uçak ve helikopterleri, yerden açacağı ateşle ve elinde bulunan az sayıdaki Rus yapımı omuzdan ateşlemeli füze sistemiyle vurabilir.

Çatışmanın şu noktasında, IŞİD'in elinde kalan donanımın çoğu, teknik ve hafif zırhlı araçlarla sınırlı.

IŞİD'in ele geçirdiği Amerikan teçhizatının büyük bölümü, örgütün peşmerge ile arasındaki çatışmalarda, Beyci Rafinerisi'ni hedef alan saldırıda ve Musul Barajı'nın geçici olarak ele geçirilmesi sırasında tahrip oldu.

Musul Barajı bölgesinin bazı kesimlerinin peşmerge tarafından geri alınması, IŞİD'in yenilmez olduğu algısına büyük darbe indirdi. Yakalanan IŞİD savaşçılarının ağlarken görüldüğü videolar, örgütün her üyesinin IŞİD ideolojisine aynı ölçüde bağlı olmadığını ortaya koyuyor.

IŞİD'in en tehlikeli ve en acımasız olduğu an ise, Sünni nüfusun arasında ayaklanarak savaştığı zamanlar. Halka açık olarak yapılan idamlar ve insanlığa karşı işlenen suçlar, Sünnileri korkutup sindirerek, sessiz kalmaya, işbirlikçi ve destekçi bir rol üstlenmeye itiyor.

Örgüt, Irak ordusu ve Şii milislerin, Sünni nüfusun ağırlıkta olduğu merkezleri hiçbir ayrım yapmaksızın hedef almasından faydalanarak, Sünnileri kendi safında tutmaya çalışıyor. Şu anda IŞİD'in güçlü olduğu noktalarda Sünnilerin kendilerini korumak için IŞİD'den başka seçeneği yok ve merkezi hükümetin bu durumu değiştirmesi şart.

ABD ve Irak ordusu, IŞİD'in askeri kapasitesini yok edebilse de, örgütün ideolojisini ancak Sünniler ortadan kaldırabilir. Bunun için de merkezi hükümetin ve uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç var.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA