Yazar : 300 Yasemin El Hudari - Savaşla büyüyen Gazzeli çocuklar
21 Kasim 2017 Salı

Savaşla büyüyen Gazzeli çocuklar

Yasemin El Hudari

07-08-2014 08:04

Savaşla büyüyen Gazzeli çocuklar

Gazze'de bir çocuğa soruyorum:

- "Kaç yaşındasın?"

- "Üç savaş gördüm. Hâlâ büyüyorum."

Sara Naim Hatip

21 Kasım 2012 tarihinde, İsrail'in Gazze'ye düzenlediği ikinci saldırı sırasında Al Jazeera için Filistinli şair Mahmud Derviş'in Fani Kelimeler Arasından Geçenler şiirine atıfla "Çalın denizin maviliğinden, hafızanın kumundan, çalmak istediğiniz ne varsa" başlıklı bir makale yazmıştım.

Bugün Al Jazeera'den aynı makaleyi birkaç isim değişikliği ve yeni fotoğraflarla tekrar yayınlanmasını istesem de olurdu. O zaman yaşananlar için tarihin tekerrürden ibaret olduğunun bir kanıtı diyorduk.

Fakat şu anda o söz bile anlamını yitirmiş durumda. Tarihin tekerrürden ibaret olduğu gerçeği, Gazze'nin iki senede bir İsrail saldırılarına hedef olmasını, bitmeyen bir kuşatma altında kalmasını, siyasi ve ekonomik açıdan iki yakasının bir araya gelmemesini, Mısır'daki rejimlerin bu suça iştirakini, giderek kötüleşen Arap olumsuzluğunu, Filistin Yönetimi'nin İsrail karşısında meseleden tamamen kopuk ve acınası bir tavır içinde olmasını normalmiş gibi gösteriyor.

Sara ve pek çok yaşıtı, Gazze'ye düzenlenen üç korkunç saldırıyı da yaşadı. Daha doğrusu, altı yaşından büyük her çocuk (ya da en azından hayatta kalacak kadar şanslı olanlar) üç saldırıya da şahit oldu. Bunlardan sadece 2008'deki ilk Gazze saldırısını gören büyük ninemin, bunun Gazze'nin tanık olduğu en büyük saldırı olduğunu söylediğini hatırlıyorum ki, kendisi Osmanlıların, İngilizlerin ve Siyonistlerin imzasını taşıyan birçok saldırıyı yaşamış biriydi. Acaba Sara ve yaşıtları bu saldırıları torunlarına anlatırken ne ile kıyaslama yapacak?

Gazze'de şu ana dek şehit olan 200'den fazla insanın çoğunluğu sivildi. İsrail ise onları "sivil zayiat" olarak tanımlıyor; yani suçları, Hamas yönetimindeki Gazze'de yaşıyor olmaları. Toplam yüzölçümü 365 kilometrekareden ibaret olan Gazze Şeridi'ndeki 1,8 milyon Filistinlinin herhangi biri, potansiyel bir sivil zayiat kurbanı. El Batş ailesinin 18 ferdi saldırılarda hayatını kaybetti. Başka altı aileden dört ila sekiz kayıp verildi.

Başka bir ayrıntı anlatmama gerek var mı? Dünyanın bu acıyı paylaşması için ölenlerle ilgili başka ne hikâyeler anlatmamız lazım? Kaybettiğimiz her canın kendi hikâyesi, kendi anıları, hayalleri vardı. Kim bilir, belki de içlerinde üniversite sınavına girmiş, bugün açıklanan sonuçları bekleyeni vardı. Belki bilim adamı olup kansere çare bulacaktı.

Şimdi yine bir ateşkes görüşmeleridir gidiyor. Pek çok kesim, sivil ölümlerinin son bulması için Gazze'ye önerilen bu ateşkes anlaşmasını kabul etme çağrısında bulunduğuna göre, öyle görünüyor ki, şehitlerimiz, farklı taraflarca pazarlık unsuru olarak kullanılabilen yüksek ölü sayısını biraz daha artırmak için can vermiş. Ancak bu ateşkes anlaşması, İsrail dördüncü saldırısına hazır oluncaya kadar, 2-3 yıl geçerli kalacaksa, istemiyoruz.   

2017

Gazze'de bir çocuğa soruyorum:

- "Kaç yaşındasın?"

- "Sayısını unuttum."

Yıl 2017… Hayatımızın bir parçası haline gelen tüm savaşların fitilini ateşleyen Balfour Deklarasyonu'nun üzerinden bir asır geçmiş. Gazze'nin sıcak noktalardan biri olduğu Birinci Dünya Savaşı'nın yüzüncü yıldönümü. Kudüs'e doğru ilerleyen Edmund Allenby komutasındaki İngiliz ordusu, Gazze ile üç kez çarpıştı. Gazze halkı ve Osmanlı ordusu, bölgedeki kaktüs çalılarının İngiliz askerlerinin önünde engel oluşturmasının da yardımıyla ilk iki savaşı kazanarak, İngilizleri Filistin'den uzak tutmayı başardı.

İngilizler, üçüncü savaşı ancak vatan hainlerinin yardımıyla kazanabildi ve böylece Allenby, Kudüs'ü işgal etti. O tarihten itibaren, Filistinliler gittikleri her yerde sayısız savaş ve katliam gördü.

Yıl 2017… Savaşın takviminde İsrail'in yeniden saldırma ihtimalini okuyoruz. Olacak mı, olmayacak mı? Bir önceki yıl, yani 2016'da Gazze'de içme suyu bitmişti. Beş yıl sonra bir Arap ülkesi Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak. Acaba elektrik sıkıntısı o zamana kadar çözülür de maçları kesintisiz izleyebilir miyiz? Ama onu 2020 yılının Gazze'sine sormamız lazım. Bir saniye! Dünya Kupası'nın bir Arap ülkesinde yapıldığını görene kadar Gazze zaten inanılmaz bir yere dönüşmüş olacak.

Gazze'de su ya da elektrik krizi çıkması için öyle uzun uzadıya beklememize gerek yok, çünkü hâlihazırda ikisinden de mustaribiz. Nüfus hızla artarken, yaşam alanı da, tarım ve sanayi arazileri de hızla daralıyor.

Bu savaştan belki sağ çıkar, bir sonrakine hazırlanır, bu arada da İsrail-Mısır-Filistin Yönetimi'nin boğucu ablukası altında yaşama devam ederiz. Fakat emin olduğumuz bir şey var: Çektiğimiz acı, onurumuzu güçlendiriyor. Şu anda Gazze'de ve Filistin genelinde, başarısız koalisyon hükümetiyle sağlandığı iddia edilen "birlik"ten kesinlikle çok daha gerçek ve benzersiz bir dayanışma, birlik ve halk desteğine tanık oluyoruz.

Her zamanki gibi kendi göbeğimizi kendimiz kesiyor, güçlü duruyoruz. Dünyadan veya saldırı sekizinci gününe girdiğinde Arap Birliği'ni "acilen" toplamaya karar veren Araplardan destek göreceğimize dair hiç inancımız kalmadı. Yani bizler Gazze'de her sabah uyandığımızda şöyle diyoruz:

"Biz Gazze halkı iyiyiz, sizin vicdanınız ne alemde?"

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA