Yazar : 298 Marwan Bishara - İsrail'in göz boyama taktikleri
22 Kasim 2017 Çarşamba

İsrail'in göz boyama taktikleri

Marwan Bishara

21-07-2014 08:57

İsrail'in göz boyama taktikleri

Merak ediyor musunuz, Gazze'deki İsrail geriliminin artmasıyla ilgili pek çok soru niçin yanıtsız kalıyor? Sorular neden böyle yumuşak; yanıtlar neden böyle kapalı; kullanılan ifadeler, yapılan açıklamalar neden klişelerle dolu ve öncekilerle aynı? Bazı röportajları izlerken zekânıza hakaret ediliyormuş gibi hissediyor musunuz?

İsrail'in resmi sözcüleri, kendi tabanları bu kadar öfkeli, agresif ve ırkçıyken nasıl böyle sakin, güler yüzlü ve nazik konuşabiliyor diye düşünüyor musunuz? Öfkeli bir sunucunun sorularıyla sıkıştırıldıktan sonra bile, "Teşekkür ederim. Sizlerle olmak güzeldi" diyecek gibiler, değil mi? Yasadışı yerleşimlerin genişletilmesi ile ilgili soru sorulduğunda, neden barışın tesisinden; sivillerin bombalanması sorulduğunda, İsrailli ve Filistinli tüm çocuklar için daha iyi bir gelecek kurmaktan bahsediyorlar?

Merak etmenize gerek yok. Tüm bunlar, kafaları karıştırma, göz boyama ve hatta gerçekleri saptırma amacı taşıyan, son derece ince düşünülüp planlanmış bir medya stratejisinin parçası. Çoğu da İsrail Projesi'nin 2009 Küresel Lisan Sözlüğü'nde yer alıyor.

Fakat bu, İsrail'e özgü bir şey değil. Hükümetler, düşmanlarına ve rakiplerine hedef şaşırtmak istediklerinde, bu iş için koskoca kurumlar, bakanlıklar kuruyor. Aslına bakılırsa, aksini beklemek saflık olur. Alaycılık gibi, saflık da gazeteciler açısından özellikle tehlikeli.

Onu söyleme, bunu söyle

"İsrail Projesi" adındaki ABD merkezli sivil toplum kuruluşu, bundan beş yıl önce Siyonist Cumhuriyetçi anket uzmanı Frank Luntz'dan "medya savaşının ön cephelerinde İsrail lehine savaşan liderler" için yeni ve güncel bir medya kılavuzu hazırlamasını istedi. Proje, bizzat İsrailli liderlerin zihinleri bulandırma konusundaki en başarılı örneklerini temel alarak, İsrail'i eleştirenleri etkisiz kılan ve ülkenin medyadaki konumunu iyileştiren bir strateji oluşturuyor.

Batılılarla konuşurken "hangi kelimelerin işe yarayıp, hangilerinin işe yaramadığının" altını çizerek adım adım yol gösteren bir rehber. Tüm pazarlama ve halkla ilişkiler kampanyalarında olduğu gibi, burada da önerilen kod kelime, ifade ve açıklamalar anket sonuçlarına dayanıyor.

Rapor, 2008'deki Gazze savaşının ardından ABD Başkanı Barack Obama'nın İsrail yerleşimlerini kınaması ve İran açılımı sonrasında yazıldı. Sadece iç kullanım amacıyla hazırlanan ve gizli tutulan rapor, nihayet 2009 sonbaharında basına sızdı.

Raporda örneğin Amerikalıları İsrail yerleşimleri konusunda ikna etmek için şöyle denilmesi öneriliyordu: "Pozitif olun. Konuyu yerleşimlerden uzaklaştırıp barışa getirin. Etnik temizlik meselesini hatırlatın."

İsrail yanlısı uzmanlara, izleyicilerin desteğini kazanabilmek için üsluplarına dikkat etmeleri talimatı veriliyordu.

"Üstünlük taslayan, otoriter bir üslup, Amerikalıların ve Avrupalıların hoşuna gitmezdi" çünkü içinde bulunduğumuz dönemde Yahudiler – ve özellikle İsrail – "artık mazlum bir halk olarak görülmüyordu".

Eğitimli, kültürlü, ukala Amerikalı ve Avrupalı izleyicilerin gözünde "İsrailliler çoğu zaman işgalci ve saldırgan konumundaydı. Böyle bir yükünüz olunca, İsrail yanlısı sözcüler tarafından verilecek mesajların kibirli ve küçümseyici görünmemesi kritik önem taşıyordu."

ABD'de dindar kesim İsrail'i zaten desteklediğinden, kılavuz, Batılı solcu ve liberaller karşısında dini argümanların kullanılmaması konusunda da uyarıda bulunuyor. Fakat "solun büyük bölümü" her iki tarafı da aynı derecede hatalı gördüğü ve İsrailliler daha güçlü olduğu için, İsrail lehine destek sağlamanın en etkili yolu olarak, "bölgedeki herkesin haklarına saygılı, kalıcı bir barışın tesisi yönünde çalışmaktan" bahsetmek gösteriliyor.

Peki sürekli barıştan söz etmek neden bu kadar önemli? Rapor burada iki sebebe işaret ediyor. Birincisi, Amerikalılar, ortada bir barış olasılığı görmezse, yani tek gördükleri 2 bin yıllık bir kan davasının devamı olursa, ödedikleri vergilerin ya da başkanlarının sahip olduğu nüfuzun İsrail'e yardım için kullanılmasını istemeyecektir. İkincisi ise, "En barış yanlısı olarak görülen konuşmacı tartışmanın galibi olur."

Raporda bahsi geçen aldatma girişimleri için en sevdiklerimden biri de şu:

"Amerikalılar, İsrail'in sınırlarını savunma hakkı olduğunu kabul ediyor. Ama bu sınırları tanımlamanın size bir faydası olmaz. Sınırlar konusunda 1967 öncesi ve sonrası bazında konuşmaktan kaçının, zira bu, Amerikalılara İsrail'in askeri geçmişini hatırlatmaktan başka bir işe yaramaz. Özellikle sol kesim nezdinde zararınıza olur."

Gazze serisi

Toplam 18 bölüm ve 117 sayfadan oluşan kılavuzun altıncı bölümü, son Gazze savaşından alınması gereken derslere ağırlık verip, bir sonraki (yani şimdiki) saldırı için daha etkili bir kamu diplomasisi izlenmesini öneriyor.

İlk önerilerden birinde şöyle deniyor:

"İsrail, barışa şans vermek adına sancılı fedakârlıklarda bulunup risk aldı. Gazze ve Batı Şeria'da 9 binden fazla yerleşimciyi gönüllü olarak tahliye ederek, buradaki evleri, okulları, işletmeleri ve ibadet yerlerini, barış sürecini yeniden canlandırmak umuduyla terk etti."

Ve "Gazze'den çekilerek barış için girişimde bulunduğu halde, İsrail hâlâ roketatarlarla olsun, masum İsraillilerin hareket halindeki araçlardan açılan ateşle vurulması şeklinde olsun, terör saldırıları ile karşı karşıya. İsrail, kalıcı barış için, savunulabilir sınırlar içinde, terör olmadan yaşamaları gerektiğini biliyor."

Tabii bu ifade büyük ölçüde yanıltıcı. Yasadışı yerleşimcilerin çoğunluğu, Filistin direnişinin tırmanması yüzünden zaten bölgeden çıkmıştı ki, bu da sonuç olarak İsrail'i askerlerini Filistin Yönetimi ile hiçbir koordinasyon olmaksızın yeniden konuşlandırmaya itti. Yani 1,5 milyon yoksul Filistinli'den demografik olarak kopma ihtiyacının yön verdiği bu karar, barış stratejisine değil, fayda-maliyet analizine dayanıyordu. Tüm bunlar, İsrail'in niçin Gazze'yi abluka altında tutup istediği zaman askeri müdahalede bulunma hakkına sahip olduğunu düşündüğünü kısmen açıklıyor.

Şu veya bu şekilde, kılavuz, İsrail'in yürüttüğü savaşı savunup destekleyenlere ne tür bir dil kullanmaları gerektiğini anlatarak, "kimilerine bu şekilde konuşmak zor gelse de, yapılan tüm araştırmaların bunun İsrailli bir sözcünün gerçekten sesini duyurabilmesi ve dolayısıyla da fark yaratabilmesi için en iyi yaklaşım olduğunu doğruladığını" söylüyor.

Birkaç örnek vereyim: "İsrail, Gazze'yi bombalamak durumunda değil. Tekrarlıyorum. İsrail, Gazze'yi bombalamaya mecbur bırakılmamalı. Benzer şekilde, Hamas da İsrail'de sivillerin yaşadığı bölgelere kasten roket atmamalı. Roketler durursa, Filistinli ve İsrailli çocukların güven içinde yaşayacakları barışı yakalayabiliriz."

"Konu roketlere geldiğinde, en iyi kelime 'kasten'dir. Hamas'ın 'İsrail'e gelişigüzel roket attığını' söylemeyin. 'Hamas, İsrail'deki kentlerin, toplulukların ve sivil nüfusun üzerine kasten roket atıyor' deyin."

"İsrailli siviller ve çocuklar için sürekli roket tehdidi altında yaşamanın nasıl bir şey olduğuna dair etkileyici bir tablo çizin. Gazze'nin sebebini ve İsraillilerin haftalar, aylar, hatta yıllardır ne yaşadıklarını insan üzerinden anlatmalısınız."

5 adımda kalpleri kazanma rehberi

Kılavuz, İsrail taraftarı kesimlere "İsrail'in eylemleri konusunda izleyiciden izin alabilmek için retorik sorulara başvurmalarını" tavsiye ederek şu örnekleri sunuyor:

"İsrail ne yapsın? Düşünün, her gün, her gece üzerinize binlerce roket atılıyor. O zaman sizin ülkeniz ne yapardı? Ne yapmasını isterdiniz? Vatandaşlarımızı korumak, görevimiz değil mi?"

Bu da kandırmacanın en kötü kısmı:

"Amerikalılar, roketlerin barışa engel olduğunun farkında; ama bunu, barıştan vazgeçmek için bir mazeret olarak kabul etmiyorlar. İsrail sözcülerinin orantılılıktan ve roket saldırılarının önlenmesinden bahsetmesi bekleniyor. Oysa beklenmedik olanı yapıp, halkın en çok önem verdiği kavram olan barıştan bahsederseniz, ciddi itibar sağlarsınız."

İşte size beş adımda Gazze'deki sivil ölümlerinden bahsetme rehberi:

Empati Göster: "İnsan hayatı kıymetlidir. Masum bir Filistinlinin kaybının, en az bir İsraillinin ölümü kadar trajik olduğunu anlıyoruz."

Kabul Et: "İsrail'in sivil ölümlerini önleme konusunda her zaman başarılı olamadığını kabul ediyoruz."

Çabanı Öne Çıkar: "Sivil ölümlerini önlemek için elimizden geleni yapma konusunda kararlılığımızı koruyoruz."

Örnekler Ver: "Filistinli sivillerin emniyetini sağlamak için silahlı kuvvetlerimizin nasıl eğitim görüp görevlendirildiğinden ve operasyon yaptığından bahsedeyim."

Tartışmanın Yönünü Değiştir: "İran destekli Hamas'ın kendi bölgesinde saklanarak sivil vatandaşlarımıza roket atması trajik … Bu, her iki tarafta da trajik ölümlere sebep oluyor."

Kılavuzun bu bölümü, olabilecek en kötü tavsiye ile bitiyor:

"İsrail, barış adına daha fazla toprak vermemeli, zira ne zaman bunu yapsa, karşılığını daha fazla savaş olarak alıyor."

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA