Yazar : 257 Suat Demir - Manevi mülkiyet ve derebeylik
20 Eylul 2018 Perşembe

Manevi mülkiyet ve derebeylik

Suat Demir

09-03-2014 00:46

Manevi mülkiyet ve derebeylik

         Yakıcı bir sorun ile karşı karşıyayız.sorun görünen üzerinden değil görünemeyen üzerinden ilerliyor.Karanlıkta , bir karanlık taşın üstünde yürüyen bir karıncanın ayak seslerini duymak gereği ile ilgili.Çünkü tüm hadiseler kelebek etkisi ile kendi öz kıylarımızada dalga dalga ulaşıyor.kendimizlede kendimizle ilgili olanlada ilgili.


 

          13.y.y doğudan gelen moğol istilasına karşın şimdi 20.y.y belirginleşmiş batıdan gelen istilayı yaşıyoruz.Birincisi deviriyor bırakıyor ikincisi  ise eviriyor çeviriyor.Hem coğrafi olarak hem soyolojik hem kültürel hem ekonomik ,algı ve anlayış v.s olarak  ümmet paramparça olmuş durumdayız.Grup veya cemaat veya tarikat olarak ortaçağ skolastiğini yaşarken siyaseten endülüsün 13.y.yıllarını hatırlatıyor bu halimiz.öğrenilmiş çaresizliği kaderiyye çizgisiyle eşitlemiş(ya da herşey bizim elimizden neşv-ü nema bulur gibi bir vehm) üretip meşrulaştırmaktan başka işimiz gücümüz kalmamış gibi.Toplumsal olaylar çok yönlü,çok boyutlu,çok katmanlı  dinamik bir olgu.her katmanın sorumluk katsayısı farklılaşıyor.Öne çıkan kavram "Alim".

 

         “Alimler Peygaberlerin varisleridir”.Alim ; ilim-sorumluluk-ahlak bağlamında billurlaşmış bir kişilik  bütünü.Öğretmen-öğrenci arasındaki mülahaza ;  donuk,statik ve mevzu karşısında nesne olarak mevzilenmiş bir durumu ifade eder.Muallim-talebe arasındaki mülahaza ise tam tersidir.Mevzu nesneleşirken muallim/e ve talebe hiyerarşik bir bir özne olarak mevzi  kazanır.irşad,örneklik çerçevesinde kişilkleri örselemeden ilim ile bağını özne olarak kurmasını sağlama etkinliği olarak ortaya çıkar.bu başlık ciddi bir mektep ve müfredatı önemli kılar.Bu bir değişimi işaret etmeli.Kişi dünyayı değiştiriken kendi dünyasını değiştirmeli.bu birbirinden bağımsız ayrı kategorileri değil ,içiçe geçmişinteraktif bir hali ayağa kaldırır.”Ey!İman edenler,iman ediniz”.Ayeti tefsir edecek yetkinliğim yok ancak bir yönüyle anladığım şu :Dünyanız değişmeden dünyanızı değiştirin.Dünyanız değiştiğinde dünyanız değişmiş olsun.

 

           Bu dünyadan muhakkak göç edilecek azıkları kontrol etmek gerek.O halde konferans veren alimlerimize aylık et tüketimini,kullandıkları mobilyaları ,halıları , yaşam konforları v.s  gibi sorabilelim ya da sormadan bilelim.(Tecessüs etmeden tabi ki).Alimlerin davranımları Peygamberimizin liderlik noktasındaki sünneti ile toplumsallaşmak zorunda,yemek ve sofra adabında değil.(öncelik olarak).Toplumla bağı alime bir yük vuruyor,alimin dikkati ve rikkati ümmet bazında birey bazında ve aradaki tüm kategoriler bazında katmanları birbirine mündemiç kılıyor.

 

             Alimlerimiz (yine de genelleme olmasın),ezber üzerinden gündemin ya arkasında ya dışında.Arkaik bir dekorasyon üzerinde sufle veren tiyatral bir  obje.Yıkılmış bir sarayda yer bulamadan çiftliklerde teselli arayan arabesk bir tarz.öğrenmekten çok öğretmeye şartlanmış bir yabancılaşma.İşimiz gerçekten zor  dostum!Dinleyicileri ve hayranlarını da bir de siz düşünün.Hoş geldiniz çadır tiyatrosuna.Manevi mülkiyet üzerinden uhrevi etiket kalpazanlığı olmamasını istemek lazım.Müridler ve müntesiplerinde bu mülkiyet alanı içinde getirileri üzerinden hiyerarşik fiyat ile etiketlenebilme tehlikesi ile karşı karşıya olmaktan korkmak gerek.Ciddi bir zaafiyet sarmalı içinde gibiyiz.   " Kalkın ey felah-ı vatan dediler, kalktık; Herkes oturdu biz ayakta kaldık..."(Ziya Paşa)
 

                                                                                          Ves-selam

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA