Yazar : 257 Suat Demir - Soru üzerine (2)
20 Eylul 2018 Perşembe

Soru üzerine (2)

Suat Demir

27-02-2014 09:53

Soru üzerine (2)

             Aslında soru “hangi soruyla başlamalı?” dan önce “hangi cevapla başlamalı? “ şeklinde ele alınarak hatip_muhatap iilişkisi kurulabilir başlangıç olarak.Zira vahiy,kesin ve başlangıç itibarı ile mutlak bir cevaptır.O halde cevap hazır olarak içimizde/yanımızda tamda karşımızda durmaktadır.Bağ ve bağlam meselesidir meselenin özü. Hz . Ademi cevapla ilişkisi kesilmiş soru'nun sorun formatındaki marjinal faydaya dönük istenci ayarttı.Allah  bağlamından kopmuş bir ene'nin nasılda yapay sorun oluşturabileceğiydi soru’nun kendisi.İblis bir soru sormadı sorun oldu.Allah , ona soru sordu:”Seni Ademe ihtiram göstermekten alıkoyan nedir?”. iblis soru sorulduğu anda helak olmuştu zaten.Sadece kendi helakına şahit olmasının cevabı soru formatında geldi.Azgınlığının ve inadının rampası olarak kaçınılmaz bir şekilde Ademi seçmeye mahkumdu.İnsan iblis üzerinden özgürleşirken(rüşd) , ibliste insan üzerinden tutsak oluyordu.İnsan için tevbe bu diyalektiğin sentezinde beliriyordu.İnsanlığın dünyadaki serüveni işte bu iki nişane arasında oluşan gerilim üzerinde gösterilen direnç(sabr) ile şekilleniyordu.Duualist bir olgudan,kartezyen bir ma bahsedilmemektedir burada.tevhide karşı alınan pozisyon itibari ile tanım yapılmaktadır.hülasa bizim sorumuz bilmek için değil,fehmetmek için olmalıdır.Çünkü bilip yapmadığımız o kadar çok şey var ki sorularımız artık cevaplarımızı kapsamayacak bir israf ile seyrediyor.İsrafa değil,iktisada ihitiyacımız var.her tarafımız cevap ile kuşatılmış durumda ve bu kuşatma istikamet üzere hizaya getirilmeden mevcut cevaplar yokmuş gibi davranılamaz.(soru sormak adına bunu yapamayız.).Bazılaı için soru sonuçtur bazıları için nedendir.İman içinde soru İbrahim(a s) sorduğu gibidir yoksa sofistlerin düştüğü demogoji kulvarına savruluruz.Muhkem bilgi üzerinden hikmete dönük (irfan) soru keşfetmeliyiz. ”Bakış açısı bireyi içermiyorsa görünür hastalığı tanımanız hiçbir anlam ifade etmez.(1)

 

          İnsan her soru’nun cevabını bulamaz ve fakat sorumluluğunun cevaplarındaki soru/nun kendisiyle yüzleşebilir.Bu durum soruya nerden  başlanıldığında çok cevabın neresinde “ol”unduğu ile alakalıdır.Şu halde durum soru ve bilgi ilişkisinden önce sorumluluk(farkındalık) ve hikmet arasında istikamet kazanıyor.yani muhkem ahlak muteşabih bilgiyi önceliyor.soru bu ikisi arasında istikamet kazanıyor. “İnsanın katetmesi gereken mesafe çamurdan Allah’a kadardır.”(2) “Bekleyen insan dalga gibidir.Cevap olarak sahile vurmuştur.” (3)  Kur’an’da insan Allah’a doğru çabalamaktadır ve vardığı noktada veya varamadığı noktada yapayalnızdır.Peygamber Efendimiz(s a v) bu meşakkatli yolun fiili cevabı ve rehberidir.(Hadis ve Sünnet ayrıntılı bir meseledir).Uzatılan eli tutmak tutacak el ile ilgilidir.Bu ilgi hikmetle donanmış bir bilgiyi içerir.

                                                                                                                                                                                                                                       Ve’sselam

 

     İnsan Ruhuna yöneliş. Carl Gustav Jung(1)

     Dinler Tarihi ve Dinleri Tanımak. Ali Şeriat(2)

     M.İkbal (3)     

YORUMLAR
  • Mustafa ÖNER   11-06-2014 00:21

    sorulsa ki insana; zorun ne? soru üzerine bir üçüncü makale konusu olabilir mi? muahbbetle...

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA