Yazarlar
PKK-HDP örneğinde şiddetin sosyo psikolojisi-1
GİRİŞ
- İktidarla yaşanan sorunlardan dolayı, rejim muhalifliği, şiddetin gerekçeleri için ilk motiftir. Bu sorun ister ekonomik adaletsizlik, isterse kültürel asimilasyon olsun yada bir iktidar mücadelesi olsun hepsi için geçerlidir.
Dolayısıyla, şiddet; bir ırkın, bir topluluğun ya da örgütün, hakim rejime karşı olan mücadelesinden, mücadele mantığından / yönteminden ortaya çıkar.
- Şiddet; düşünsel, psikolojik, kültürel ve sosyolojik muhalefetten sonra ortaya çıkan stratejik ve siyasi konjonktürel bir aşamadır.
- Şiddet; muhalif tarafın sistemle mücadele araçlarına ve ideolojisine (dolayısıyla stratejiye) sahip olduğunda, mücadele sürecinin geldiği aşamadaki yöntemidir.
Burada, şiddetten kastettiğimiz, silahlı ve psikolojik harp tekniğidir. Şiddet; silahlı olduğu gibi, toplum psikolojisini ve sosyolojisini; önce düşünsel sonra pratik olarak mukavemetli tavır ve gösteriler gibi unsurlar yoluyla mücadele çizgisine çekilmesi olarak görüyoruz.
Mukavemetli tavır; boykot, gösteri, vatandaşlık görevleri yerine getirmeme (vergi vermeme, askere gitmeme, kaçak elektrik kullanma) sistemin değerlerini değersizleştirme vs olarak çoğaltabiliriz.
- Şiddetin ortaya çıkması; tarafların şiddet araçlarına ve şiddet uygulamanın meşruiyetine kavuşmasında ortaya çıkar. Şiddetin araçları ve unsurları, tarafların örgütsel ve sosyal özelliğine göre değişir. Şiddetin taraflarının, belli bir ırka sahip olan halk, ideolojik bir grup, ideolojik bir örgüt, mezhebi yada dini bir grup ya da iktidar olması, araçları, unsurları ve yöntemi şekillendiren olgulardır.
- Şiddetin araçları temel olarak iki türlüdür:her türlü silah;ve eylemsel güç yeterliliğidir.
- Şiddet için üç temel oluşumun gerçekleştirilmesi gereklidir: düşünsel (ideolojik boyut), pratik unsur olan eylem yeterliliği (taraftar, kamuoyu, silah ve savaşçı), örgütsel oluşumda ise (lider kadro ve örgütlenme yapısallığının tamamlanması) gibi unsurların bir arada olmasını gerekli kılar.
- Şiddetin tarafları hangi özelliğe sahip olursa olsun, şiddet mücadelesinin en belirsiz tarafı, eylemliliğin(eylemin tüm yönleri ve boyutları) aşamalarının ve sürecinin tam anlamıyla planlanamamasıdır. Fakat buna rağmen şiddet taraftarı, mücadelesinin aşamalarını, her aşamanın özelliklerini ve bir aşamadan diğer aşamaya geçiş dönemlerini belli eden özelliklerini belirler. Ancak bu tespitlerden sonra her aşamadan sonra devreye sokulacak unsurları teorik olarak belirleyebilir. Düşünsel olarak bu süreç oluşturulamamışsa daha ilk başta başarısızlık gerçekleşir.
- Şiddet yanlısı eylemselliğini başlattığında, sürecin, teorik bir planlaması yapılmasına rağmen sonucun ne olacağını bilemez.
- Aşamaların, eylem yeterliliğinin, sürecin ve sonucun belirsizliği, en zor zaman ve aşamadır; yani en zayıf olduğu dönemdir. Dolayısıyla, diğer taraf, muhalif tarafı bu dönemde tespit edip mücadeleyi başlatırsa, muhalif mücadeleyi bitirmesi kesin gibidir.
- Bu belirsizlik dönemleri şiddet taraftarları için zihinsel kaos dönemleridir. Bu zaman aşamasında ne kadar ideolojisine bağlı kalır ve bağımsız olabilirse o denli gerçek başarıya ulaşabilir. Fakat bu aşama eylemsellik yönünden de en zayıf olunduğu zamanlar olduğu için, son kaygısından dolayı, stratejik ittifaklar ve yardım almalar, mücadelenin, eksen kayması yaşamasının en büyük sebeplerindendir.
Şimdilik bu kısım ile ilgilenmiyoruz.
- Zihinlerde başlamış bir muhaliflik ve mücadele mantalitesi, fiili bir hesaplaşma ile yani baskı ve katliamlarla yenilemez / bitirilemez.
- İşte başlangıçtaki bu belirsizlik ya da en zayıf olma hali, başlangıç stratejisini belirleyen en önemli psiko-sosyal durumdur. Muhaliflik; bir taraftan hesaplaşma eylemlerini başlatmak, aynı zamanda ise zamanından önce yok olmaması gerekmektedir.
* Bu aşamada hareketin sönümlenme yaşamaması için;
· Önce feda eylemleri gerçekleştirilir: Burada halk kahramanları ve şehitleri ortaya çıkararak, halkı içinde kendisine meşruiyet zemini oluşturarak yer etmeye çalışır. Bu eylemsellik hem kendini duyurma hem tabana yayılma aşamasıdır. Bu dönem, duygusal iletişime geçme dönemidir. Propaganda için en uygun zamandır. Propaganda bu duygusal atmosferde en verimli şekilde gerçekleştirilir.
* Feda eylemleriyle örgüt:
· Kendini duyurur.
· Propaganda başlatabilir
· Tabana yayılma gerçekleştirebilir.
· Dava’ya adam kazanır.
- Feda eylemleri devam ederken, bu aşamada örgüt asıl çalışmasını, örgütlü bir biçimde davaya elaman kazanma üzerine yapar. Bu dönem eleman kazanma dönemidir.
* Elaman kazanma dönemlerinde;
· Eğitim sorunu: Kazanılan her elaman; zihinsel, düşünsel, ruhsal ve bedensel olarak eğitilmelidir.
· Kadrolaşma ve yapılanma
· Karargah sorunu başlar.
Süreç ilerlediğinde ve bir ilerleme kaydedildiğinde; bir merkeze, karargaha ya da kurtarılmış bölgeye sahip olmak gerekir. Böyle bir güç merkezi, ideolojinin (ütopyanın) en güçlü ve görünen yanını teşkil edecektir. Beka vadisi yada kandili gibi
* Gelinen aşama bir yer üzerinde iskan olmayı gerektireceği için, bu yer, son derece stratejik ve jeopolitik bir yer olmalıdır.
· Gerilla eğitiminin yapılabileceği
· Mücadele edilen rejimin zor müdahale edeceği bir nokta
· Ülke sınırları ve komşu ülke sınırları açısından siyasal taktiklerin uygulanabileceği bir nokta
· Eylemliliği başarıya götüren engellerin olmaması, gibi özellikleri kendisinde toplaması gerekmektedir bu yerin.
- Mücadele karargâhının oluşturulması: Siyasal bir stratejiyle yerleşilen yer olacağından; bir ya da birkaç ülkenin desteği alınabilir, alınan bu destekler yoluyla bazı komşu ülkelerin tepki vermemesi de sağlandığı gibi, bu yolla mücadele edilen sistem de etkisizleştirir. Bu dönem; siyasi, uluslararası politik manevra zamanlarıdır.
Şimdilik bu kısmı ile de ilgilenmiyoruz.
- Mücadele güçlendikçe; yayıldıkça ve büyüdükçe, ulusal ve uluslar arası politik ilişkiler daha hassas bir denge üzerinde hareket etmeyi gerektirecektir. İlişkiler daha yoğunlaşır, daha bağlayıcı ve bağımlı bir hale gelir. Bağımsızlık bu dönemde yitirebilir.
* Bu donemde;
· İlişkiler yoğunlaşır
· Harekete ortak çıkarlar etki etmeye başlar.
· Bağlayıcılık ve bağımlılık artar.
· Bağımsızlık o denli azalır.
· İdeolojide ve stratejide revizeler başlar.
- Gelinen noktada, sonraki aşamayı belirleme ve geçme planlamasının yapılabilmesi için, güçlü bir ideolojiye sahip olmak yetmez, bu ideolojiye sahip çıkmakta gerekir. Başlangıç ideolojisiyle kurulacak güçlü ilişki, hareketin başarısı için en önemli şartlardan birisidir.
* İdeolojiye bağlılık;
· Savruk revizeleri engeller
· Güç odaklarını etkisini azaltır.
· Örgüt içindeki İktidar mücadelesini dengeler ve yönetir.
· Düşünsel alt yapının artarak güçlenmesini sağlar.
- Aşamalara geçiş başladığında; mücadele büyümüş, güçlenmiş ve gelişmiş demektir. Yani silah gücü artmış, gerilla sayısı çoğalmış, halk desteği artmış, medya ve propaganda gücü oluşmuş, örgütlülük hiyerarşisi kurulmuş ve dünya kamuoyunun (ülkelerinin) gündemine girmiş demektir.
* Bu dönemde aşama;
· Mücadelenin bir davasının olduğunun anlaşıldığı dönemdir
· Mücadelenin nasıl devam edeceğinin
· Hangi unsur, araç ve metodu takip edeceğinin
· Taktik ve stratejinin ana hatlarının belirlendiği bir dönemdir.
- Bu aşamalarda davasına desteğini aldığı halkla ve diğer halklarla ilişkilerini, hangi sosyoloji üzerinden ve ideolojik paradigmalar kullanılarak gerçekleştireceğinin önemi büyüktür.
· Sistemle mücadelesini hangi zeminlerde sürdürecek, bu mücadele sürecinde her türlü desteği ve lojistiği nasıl sağlayacağına
· Yasakların ve adaletsizliklerin gündemleştirmesine
· Kültürün ideolojik bir zemin üzerinde yaygınlaştırılmasına
· Hangi çalışmaları, eğitimi ve örgütselliği gerçekleştirmesi gerektiğine
· Halkı ve halkları nasıl yönlendirebileceğine
· Hangi yapıları oluşturması gerektiğine
· Ülke içi siyasete ve uluslararası siyasete müdahil olup, nasıl etki edebileceğine, rol alabileceğine
· Genel anlamda diğer örgütlere karşı konumunu belirleme, diğer örgütlere rağmen meşruiyetini sağlayıcı koşulları ve meşruiyet araçlarını nasıl oluşturacağına
· Ülke entelektüellerinden faydalanma koşullarını nasıl oluşturacağına
* Gündemi belirlemedeki propaganda yöntemine karar verilme dönemidir.
* Gelinen noktanın en belirgin özelliği siyasallaşma girişimleridir.
-Bütün örgütlenmelerde olduğu gibi ilk örgütlenme ve çekirdek kadronun oluşturulması katı bir ideolojik eğitimle ve zeminde gerçekleştirilir. Kadro oluşturulduğunda stratejik olarak halk desteği için geniş bir yelpaze oluşturmak gerekir
Yeniden inşa etmeye çalıştığı halkın bu aşamadan sonra hassasiyetleri sosyolojik olarak dikkate alması gerektiğini anlar ve bu hassasiyetlerini kullanmayı stratejik olarak benimser. Benimsenen bu süreçte, halkın örfi, kültürel, ahlaki ve dini normlarına fazlaca dokunulmaz fakat eylem zamanlarında hepsine şekil verilerek kullanılır.
Genel olarak:
· Dil en belirgin ortak temadır.
· Vatan vurgusundan daha çok, milletin yaşadığı coğrafyaya atıf yapılır. Bu coğrafyada bağımsız, özgür biçimde yaşama üzerine herkese ve her hafızaya ulaşılmaya çalışılır.
· Diğer halklarla ortak dilin kurulması ve bu dil üzerinden iletişim sağlanması için ortak sorunlar sürekli gündeme taşınır. Özgürlükler üzerinden tüm coğrafyaya seslenilir. Diyanetin kaldırılması gibi marazlı problemler hafızalara sürekli iletilir.
· Kültür açısından kıyafetlerin ve uygulamaların ön plana çıkarılması sağlanır.
· Sistemin ortaya koyduğu olumlu gelişmelere bile reddiyeler oluşturulur.
· Ülke siyasetinde etkin olmak için, mücadele verdiği ülkenin koşullarından ve zaaflarından faydalanarak siyasete dahil olunur. Örneğin HDP'nin önce bağımsız olarak, sonrasında ise konjonktürel durumu kullanarak, parti olarak ülke siyasetinde rol sahibi olması gibi.
· Yerel yönetimlerde etkin olabilmek için; ittifaklar gerçekleştirme koalisyonlar kurmak gibi taktik ve strateji geliştirmek
* Mücadele kendisini bu aşamaya taşımışsa:
Coğrafyada artık şiddet teneffüs edilen hava gibidir. Dönüştürücü etkisini yok etmek ya da engellemek mümkün değildir. Her eylem, coğrafya insanına ulaşan bir haber değildir artık; eylemin haberi bilgi içerir ve coğrafyanın her insanına eylemci bir rol taşır. Bu rol coğrafyanın her insanın bedenine giydirilir ve eylemselliği taşıyan ruh, bilinçlere içirilir.
Halka her şeyi kuşatan tek bir şey fark ettirilir:Geçmişe göre, bugün düşman bellidir. Halk düşmanını görmüş ve tanımıştır:Şiddet ve öfkesini tatbik edeceği her yöntem, yaşadıklarının karşılığı olduğundan meşrudur. İntikamın alınması, çektiği ızdıraplara bir anlam verir. Şiddet sonrası her anlamlılık; kapışmayı ortaya çıkaran tutum ve davranışları daha bir salgın hale getirir. Bombalamalar eylemler, gösteriler, şehitler saldırganlığı tahrik eder. Herkesin her şeye hazır olduğunu göstermek istediği bir atmosfer oluşur. Korku silinmiş, heyecan artmış, duygusallık halkı birbirlerine fark ettirmiştir. Ölen herkes artık, halkı için ölmektedir; halkının her bireyi, her ölen için kendisini sorumlu tutmaya başlamıştır. Her ölüm bu algıyı / şuuru güçlendirir. Bilinçlenmenin bu aşamasından sonra, cinayetler yürekleri yumuşatmaz bilakis bakışları sertleştirir. İnsanlar arasındaki her şeyi şiddet yoluyla çözümleneceğini iblisçe bir düşünüşle kabul eder. Bilinçsiz bir kavmiyetçilik bütün zihinleri felç eder.
Konuya devam edeceğiz. Yukarıdaki her ara başlık, kendi içinde ana hatlarıyla yeniden değerlendirilerek çözümlemeler yapacağız. Çözüm süreci sadece iktidar ile sonlandırılabilecek bir olgu değildir. Bütün faktörlerin ve etken unsurların devreye sokularak ve çözüm için aktifleştirerek başlatılması gereken bir durumdur. Özellikle bu bölümü, şiddeti kim durdurabilir başlığı ile inceleyeceğiz.
Selam ve Dua ile

Henüz yorum yapılmamış.