25 Nisan 2017 Salı

Onun gözleri öğrencileri

26-11-2014 08:55 Güncelleme : 26-11-2014 08:55

Serhat Dağ tüm önyargılara rağmen öğretmen olmuş bir görme engelli. Hikâyesi engelin bedende değil, zihinlerde olduğunun kanıtı. İki yıllık öğretmen Dağ'ın gözleri, sınıfta hatta teneffüste bile onu yalnız bırakmayan öğrencileri.

Serhat Öğretmen koridorda ağır adımlarla ilerleyip 5/B sınıfının önüne geliyor. Kapı açılır açılmaz, öğrencisi Zeynep koşup öğretmenin bastonunu alıyor ve sınıfının bir köşesine koyuyor. Ders Türkçe. Öğretmen, “Zeynep hangi konuda kalmıştık” diye soruyor. Zeynep “Öznel ve nesnel yargılar” diyor. Sınıfa dönüp sıralar arasında hızlıca gezmeye başlayan öğretmen “Öznel yargıya kim örnek verecek?” diyor. Parmaklar kalkıyor. Zeynep, öğretmenine parmak kaldıranların isimlerini söylüyor, öğretmen saydığı isimler içinden birini seçiyor…

Serhat Dağ 25 yaşında, iki yıllık gencecik bir öğretmen. Dağ, İstanbul'un sosyoekonomik düzeyi düşük ilçelerinden Sultangazi’de Fevzi Kutlu Kalkancı Ortaokulu'nda çalışıyor. Zihinlerdeki tüm engelleri, önyargıları aşarak öğretmen olmayı başarmış bir görme engelli. Türkiye’de yaklaşık 800 bin öğretmen var. Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği'nin 2013 verilerine göre bunlardan sadece 2 bin 387'si engelli. 2014'te yapılan 400 engelli öğretmen ataması da hesap edilince Türkiye'deki engelli öğretmen sayısı 3 bine yaklaşıyor.

 


Dönemin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in, “Öğretmenlik bedensel engeli bulunanlar tarafından icra edilebilecek mesleklerden değildir” sözlerini söylediği dönemde KPSS’ye hazırlanan Dağ, "O zaman sınava boşuna hazırlanıyoruz” diye düşündüğünü, tedirginlik yaşadığını söylüyor. Önyargılarla karşılaşmamak için Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) yerine herkesin girdiği Kamu Personeli Seçme Sınavı’na (KPSS) giren Dağ, “EKPSS ile atansaydım daha görev yerine gelmeden engelli olduğum için kafalarında önyargılar oluşacaktı” diyor.

Her sınıfta bir yardımcı öğrencisi var

Serhat Öğretmen'in her sınıfta bir yardımcı öğrencisi var. O gelmeden yoklamayı yapıyor ve derste öğretmenine destek oluyor. Öğretmen dersi anlatıp soru sorarken, parmak kaldıranları ona söylüyor. Kimi zaman sınıfta konuşan öğrencileri Serhat Öğretmen'i çaktırmadan uyarıyor. Serhat Öğretmen sınavlarını yaparken diğer öğretmenlerden destek alıyor. Sınav kağıtlarını meslektaşlarına veriyor, onlar kendi derslerinde sınavı yapıyor. Sınav kağıtlarını okumak için de Serhat Öğretmen bir yöntem bulmuş: 

“Yüzlerce kişinin sınav kağıdını okumak için birinden gönüllü yardım almak doğru değil. Zor bir iş. Üniversite öğrencisi birinden destek alıyorum. O bana kağıtlarda yazılanları okuyor, ben de kaç puan verdiğimi söylüyorum. Hem onun da harçlığı çıkmış oluyor.”

"Beni tanıdıktan sonra daha duyarlı oldular"

Öğrencilerinin kendisiyle ilk tanıştığında şaşırdığını anlatan Dağ, pek çok sordu sorduklarını anlatıyor:

"En çok okul dışındaki hayatımla ilgili sorular soruyorlar. Nasıl eve gittiğimi, evde nasıl yaşadığımı merak ediyorlar. Sınavlara girip girmeyeceğimi soruyorlar. Bunlar normal. İlk başladığım döneme göre engellilere ve sorunlarına yönelik daha duyarlı olduklarını görebiliyorum öğrencilerimin. Teneffüste bile yanımdalar, kolumdalar. Engellilere genel olarak hak temelli değil de, yardım temelli yaklaşım olduğu doğru. Ancak bu zamanla oturacak bir şey."

"Çok güçlü bir adam"

Öğrencileri Serhat Öğretmen'lerini çok seviyor. Okul, bahçesinde bir de ilkokul olduğu için yaklaşık 4 bin öğrencinin olduğu kalabalık bir okul. Öğrencileri Serhat Öğretmen'in teneffüste bile peşindeler. Onu gören, yol göstermek için yanına geliyor.  5/C sınıfında öğretmenine yardım eden Helin Heja Işık, “Öğretmenimin bana verdiği sorumluluk beni umutlu ediyor. İlk başlarda öğretmenimin nasıl kitap okuduğunu anlayamamıştım. Alfabesi çok acayip gelmişti. Çok güzel anlatıyor dersi” diyor. 5/B sınıfındaki yardımcı öğrenci Zeynep Kına, “Öğretmenim dersi çok zevkli anlatıyor. Bence o çok güçlü bir adam. Gözleri görmüyor olabilir ama o kadar sınıfa, derse giriyor ve çok güzel anlatıyor. Ben de öğretmen olacağım” diye konuşuyor.

Zor ve kalabalık bir okulda çalışan Dağ, okul içinde kendine uygun düzenlemeler yapılıp yapılmadığını sorunca ise “Böyle düzenlemelere ihtiyacım olmadı. Bunlar yapılacağına okulun kütüphanesine ya da başka alanlarına bir şeyler yapılabilir” diye cevap veriyor.

 

Dağ, ortalama 45 öğrencisi olan beş sınıfın Türkçe derslerini veriyor. [Fotoğraf: Güray Ervin/Al Jazeera Türk]

 

"Ayrımcılık yaşayanlar var"

Geçen sene görev yapacağı okula ilk kez adım atan Dağ; idarecileri, öğretmen arkadaşları, öğrenci ve veliler tarafından hiçbir önyargı ile karşılaşmadığını söylüyor. Ancak pek çok sorunla karşılaşan engelli öğretmenler olduğunun da altını çiziyor. Ataması yapılmış olmasına karşın bazen engelli öğretmenlerden “iş görebilirlik raporu” istendiğini söyleyen Dağ, engelli öğretmenlerin yaşadığı sıkıntıları şöyle anlatıyor:

“Benden istenmedi ama bazen öğretmenin engelli olduğunu görünce 'iş görebilirlik' raporu isteniyor. Okuyorsun, mezun oluyorsun, KPSS’yi de geçiyorsun, hâlâ 'iş görebilirlik raporu' diyorlar. Bu hem üzücü, hem de raporu alması kolay değil. Kimi okullarda engelli öğretmenler ilk norm fazlası (kadro fazlası) olan öğretmenler olabiliyor. Kimi yerlerde önyargılar daha fazla; öğretmen odalarında, velilerin kafalarında.”

KAYNAK: ALJAZEERA TURK

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA

Başkanlık sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Destekliyorum
Desteklemiyorum
Kararsızım